Dış Dünyaya Açılan Haber Ağı: Pencere - Zühal Güldaş (Edebiyat)

Dış Dünyaya Açılan Haber Ağı: Pencere - Zühal Güldaş (Edebiyat)

A+ A-

Senelerdir evden dışarıya çıkmayan Aydan Hanım için pencere, dışarıya ve dış dünyaya açılan bir kapıydı. Memlekette cereyan eden hadiseler, mahallede olan olaylar ve bilumum dedikodular evinin rahatlığında Aydan Hanım’ın kulağına geliyordu. Hiç dışarı çıkmasına lüzum kalmadığından pencerenin önüne koyduğu kol yerleri delinmiş yeşil somya divanının üzerinde tüm gün tüneyen Aydan Hanım’ın tek derdi, bacak ağrısıydı. Bileğinden dizlerine, dizlerinden  bacaklarına yayılan ağrıyla Aydan Hanım, bir yandan sızlanıyor, bir yandan da bir gözü pencerede Şerife Hanım’ı bekliyordu.

Şerife Hanım, mahallenin ayaklı gazetesi olup daimî görevi, sabahki havadisleri komşu evlere akşam ezanı okunmadan yetiştirebilmekti. Görevini layıkıyla yerine getiren Şerife Hanım, Aydan Hanım’ın evinin bahçesinde göründüğü vakit o, yeni bir dedikodunun geleceğini anladığından gözleri ışıl ışıl Şerife Hanım’ı içeri davet eder ve konuşma başlardı.

—Duydun mu komşu bizim Zekiye’yi?

—Yoo, ne olmuş ki?

—Daha ne olsun, evlerden ırak! Bizimki Rıfat’la yine kavga etmiş. Adamcağız üç kuruş için sokaklarda hanım keyfinde. Neyse efendim, adamcağız “Senin bu çarşı pazar merakından ben illallah ettim, yetişir artık!” deyince bizimki adama “Benim çarşıma pazarıma laf edemezsin!” deyip evi terk etmiş!

Aydan Hanım, aldığı bilgiyle memnun yeşil somya divanına kurularak, çayını içerken Şerife Hanım, görevini yerine getirdiğinden gönlü huzur dolmuş bir şekilde yola koyuldu. Akşam karanlığı çökünce Aydan Hanım’ın pencereden ayrılma vakti geldi, yavaşça yerinden kalktı ve mutfağa yöneldi. Dünden kalan yemekleri harlı ateşte dibi tutuncaya dek karıştırdı, sonra desenleri yıkanmaktan yıpranmış porselen tabağa koyarak tekrar divanına kuruldu. Bir yandan yemeğini yerken diğer yandan akşam haberlerini dinleyen Aydan Hanım’ın boğazına lokmalar dizildi. Radyoda öğrenci olayları, zamlar ve bilumum önemli haberlere canı sıkılan Aydan Hanım, çareyi pencere kenarına geçerek şekerleme yapmakta buldu.

***

—Aydan Hanım, memlekette zuhur eden hadiseler hakkındaki fikriniz nedir?

—Efendim, her devirde olabilecek, olması muhtemel bir aksülamel… Öyle değil midir bu işler? Bir memlekette ters giden bir hadise var, bakın işte arkası bir eylem! Fakat bu, ortada bir yanlış olduğunu gösterir mi? Hiç sanmam. En evvel çözümü olabilecek bir şey ise, ki çözümü mevcuttur. O hâlde, sorun yoktur.

—Nedir efendim çözümü?

—Elbette, sabır efendim sabır! Sonra aç gözlü olmamak. Şimdi, ekmek karne ile veriliyor, her aile ihtiyacı dahilinde ekmek alabiliyor, sonra giyim-kuşam için kupon bile veriliyor. Üstelik bu durum geçici. Bu sebeple daima ileriye bakmak icap ediyor…

—Peki ya efendim, tüm bunları evinizden hiç çıkmadan pencere kenarında söylemeniz ne kadar doğru?

Aydan Hanım, sorulan soruyla irkildi, gazete muhabirleri onun tüm gününü pencere kenarında geçirdiğini de nereden biliyorlardı. Önce kıpkırmızı kesildi, sonra birkaç kırık dökük kelime ağzından çıktı, sonra da başladı horlamaya…

***

Aydan Hanım uyandığında üstünün terden sırılsıklam olduğunu gördü. “Ne zormuş şu memleket meselesi! Neme lazım ki benim!” diye söylenerek mutfağa yöneldi, çayını bardağına koydu, tekrar huzur bulduğu yere, penceresine döndü ve komşusuna seslendi:

—Duydun mu komşu bizim Zekiye’yi?

—Yoo, ne olmuş ki?

—Daha ne olsun, evlerden ırak! Bizimki Rıfat’la yine kavga etmiş. Adamcağız üç kuruş için sokaklarda hanım keyfinde. Neyse efendim, adamcağız “Senin bu çarşı pazar merakından ben illallah ettim, yetişir artık!” deyince bizimki adama “Benim çarşıma pazarıma laf edemezsin!” deyip evi terk etmiş!


Kaynakça

Görsel: https://www.pexels.com/tr-tr

08-10-2025
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir