Nuri Bilge Ceylan Sinemasına Bakış : Koza - Ömer Faruk Kahraman (Sinema ve Televizyon)

Nuri Bilge Ceylan Sinemasına Bakış : Koza - Ömer Faruk Kahraman (Sinema ve Televizyon)

A+ A-

Nuri Bilge Ceylan’ın ilk filmi olma özelliğini taşıyan Koza, Cannes Film Festivali’nde çok sevilmiş ve ileride adından sıkça söz ettireceğinin habercisi olmuştu. Yönetmenin filmografisine baktığımızda Koza çok önemli bir yere sahiptir. Çünkü, Nuri Bilge Ceylan film çekmeye bir türlü başlamamış ve kendisinin tabiri ile korkak ve mıymıntı olduğu için kendisini suçlamış ve bu işkenceden kurtulmak için Koza’yı çekmeye karar vermiş. Hatta filmi çektikten sonra filmin neye benzediği konusunda pek bir fikri yokmuş. Bir cesaret, diyorum, eğer bir cesaret edip Koza’yı çekmeseydi belki de bugün Nuri Bilge Ceylan üzerine yazmayacaktım.

Film, bir sebepten dolayı ayrılmış ve bir gün yeniden bir araya gelen yaşlı çifti konu alıyor. Yaşlı çifti yönetmenin anne (Fatma Ceylan) ve babası (Mehmet Emin Ceylan ) canlandırıyor. Kasaba durgunluğu yönetmenin bu ilk kısa filminde kendini belli ediyor ve bir kimlik oluşturuyor.

Film ekrana yansıdığında fotoğraf kareleri görünür. Videolar da fotografik görüntüler ile filmde yer alır. Bir çocuk ormanda koşar. Ölmüş gibi yatan bir kedi üzerinde böcekler dolaşır. Kadın eve gelir. Etrafa bakar, pencereyi açar ve nefes alır. Belki de geçmişi düşünür. Sonrasında bir odaya girer ve burada adam yatakta ölü gibi yatmaktadır. Kadın yanına gider ve elinden tutar.

page2image31755728

Nuri Bilge Ceylan ölüm gerçekliği ile filmin her sahnesinde seyirciyi yüzleştiriyor. Yaşam ile ölüm arasındaki bağ tedirgin edici olsa bile bunun da hayatın bir parçası olduğuna dair bir izlenim bırakıyor. Filmde sık tekrarlanan çığlığa benzer bir kuş sesi ve filmin hemen her sahnesindeki ölüm metaforları huzurlu bir seyiri mümkün kılmıyor. Hiçbir diyalog sahnesi içermeyen film derdini görsel anlatımla sunuyor. 

Ölüm, üzerine çokça konuştuğumuz ama kendisine fazlasıyla da uzak olduğumuz bir gerçekliktir. Hatta ölmek düşüncesi hemen hepimizi korkutur. Peki ölüme çok yakın olduğumuzu bilseydik hayatımızda neleri değiştirmek isterdik?

Filmdeki çift artık ölüme çok yakın olduklarını hissetmeye başlamış ve bu yüzden birbirlerini tekrar görmeye karar vermiş olabilir. Fakat bazen yıllar geçse bile söyleyecek hiçbir şey kalmaz ve sadece susarsın. Koza’daki çiftin de hiç konuşmuyor oluşu konuşmanın bir çözüm olmadığı ve birbirlerine karşı söyleyecek bir şeyleri kalmadığı şeklinde okunabilir.

Yönetmen, TRT’ye verdiği bir röportajında çocukluğunda mezarlara bakıp bundan derin anlamlar çıkarmaya çalıştığından bahsediyor. Koza’yı da çocukluğunun geçtiği Çanakkale’nin Yenice kasabasında çekmesinin yanı sıra filmdeki karakterleri anne ve babasının oynaması ve filmdeki mezarlık sahnesi yönetmenin çocukluk zamanında hayalinde canlandırdığı dünyayı filmine taşıdığının bir göstergesidir.

Koza, Ceylan’ın filmografisindeki fotografik gerçekliğin en belirgin olduğu filmidir. Bunun yanı sıra kendisine bir kimlik oluşturan kasaba yaşamı ve durağanlığı yönetmenin bir sonraki filmlerine de konuk olacak ve Nuri Bilge Ceylan’ın vazgeçilmez bir sinema dilini oluşturacak.

Koza, hep bir sebepten dolayı film çekmeyi erteleyen ya da kendisine bir türlü güvenemeyenler için cesaret verici ve özellikle sinema öğrencileri için iyi bir yol gösterici filmdir.

 

02-08-2021
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir