Mut Sitesi'nin Paralelinde - Barış Selim Uzun (Öykü Yazarı)

Mut Sitesi'nin Paralelinde - Barış Selim Uzun (Öykü Yazarı)

A+ A-

Uykulu bir ihtiyardan daha korkunç ne görebilirdim aynada bilmiyorum. Günün bu ilk ışıkları yüzümün bir yanını yalıyorken, sabah güneşinin sıcaklığı çıplak omuzlarımı ısıtıyorken ve balkon çerçevesi üzerine yuvalanmış kuşların neşeli cıvıltıları yatak odama doluyorken; evvelsi gece sabaha değin peşimi bırakmayan ve bünyemi koşuşturmacasıyla yoran rüyalarımdan zar zor kurtulup uyanmış olmasaydım eğer, nispeten canlı bir benle aynanın karşısında olabilirdim. O zaman ise, benzi solmuş suratıma bulantılı bir turunculuk veren güneş, atletimin altında iki büyük uçurum bırakmış köprücük kemiklerimi gölgelendirerek ardımda kalan yetmiş bir yılı hatırlatmaktan başka bir işe yaramıyordu. Beyaz ve morun ölüm çığlıkları atan ahenginde patlayasıya şişmiş göz torbalarım ve iki taş parçası olup kalmış etsiz elmacık kemiklerimde gezdirdim parmaklarımı. Üst dudağımın göğsünden, geniş bir et parçasını önce dişlerimle yıprattım sonra da tamamen soyup attım bir kenara. Günbegün eksilip sıskalaşan dolgun dudaklarımda yeni derinliklerin keşfine çıktım. Gözüme çarpan her çatlakta elim, ağzı üç gün öncesinden kalma bir takvim yaprağı ile kapatılmış yarım bardak bayat suya gitse de içmedim onu. Sadece birkaç yılda ne olduysa olmuştu. O birkaç yıl içinde el etek çekti benden mut. Tenimin altında canlılığımın dolgun emaresi her ne varsa silindi, iki sopanın eklemlendiği kuru bir kalça, eski canlı günlerin ardından bezginlikle kendini yer çekimine bırakan koltuk altlarım, en geniş dekoltelerden bile kaçacak kadar karnıma uzanmış göğüslerim ve üzeri ince bir tül gibi derimle örtülmüş olsa da her girintisi her çıkıntısı gözle görülür hale gelmiş eklemlerim peyda oldu. Kış güneşine yakalanmış bir kardan kadın gibi eriyordum zamanın karşısında.

Havlayan birkaç köpek yüzünden irkildim. Bu ürperti ile sorumluluklarımı hatırlatan canlı bir yalaza, boğazımdan göğsüme çöktü. Rengi çok öncelerde yitmiş seyrek saçlarımı ardıma atıp oturdum yatağımın köşesine. Utana sıkıla oğlumu aradım. Defalarca çaldı telefon. Israrcı oldum, en sonunda da eşi kaldırdı ahizeyi. Mahmurluğumu dağıtıp mümkün olduğunca canlı konuştum, “babanızı kaybettik dün akşam.” Telefonu kapattım. Ardıma döndüm. Dün akşam kaybettiğimiz Oğuz Bey’i yatağın öbür köşesinde boylu boyunca uzanırken buldum. Önceki gün ben balkondaki iskemleleri yağmurdan kaçırırken o ölmekle meşgulmüş. Uyumak üzere yatmış yatağına ama son okuduğu kitabı komodine koyamamış. Kitabın sayfaları buruş buruş olmuş. Hiç sevmez oysaki yıpranmış, hor kullanılmış kitabı. On küsur saat önce kaldırıp koymuştum yanı başına. Gözlüğünün yerde olduğunu ise sabah fark edebildim ancak. Dikkatle silip kutusuna yerleştirdim. Büyük ihtimam gösterir gözlüğünün temizliğine. Yeniden yatağıma uzandım. Dirseğim, eşimin buz kesmiş koluna dokundu. Çekmedim. Dirsek temasında bekledim, birazdan kapımı çalacak aceleci bir komşunun zilini yahut ölümü. Ben de üşümeye başladım.

 

 

 

19-01-2022
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir