Hissetmek Üzerine  - Dilay Arslan (Felsefe)

Hissetmek Üzerine - Dilay Arslan (Felsefe)

A+ A-

 Kötülüğün bir virüs gibi yayıldığı çağımızda mutlu hissetmek ne kadar da zor. Üstüne üstlük mutlu hissetmenin bir amaç gibi yansıtılması, her mecrada aynı kişisel gelişim cümlelerinin ısıtılıp ısıtılıp önümüze koyulması ise normal hissetmeyi ya da salt kötü hissetmeme durumunu yetersiz hale getiriyor. Kişisel gelişimle ilgili dile getirmek istediğim çok şey olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim fakat şimdilik konunun dağılmaması adına buna değinmeyeceğim. Mutlu hissetmediğimiz anda bunu kötü veya mutsuz hissetmek olarak algılıyor ve fark etmeden hayatı kendimiz için zorlaştırıyoruz. Bir şeyin yokluğu, onun zıttının varlığına kanıt mıdır?

 Mutsuz hissetmemek durumunun aslında hayatın olağan sürecinde yeterince motive edici olduğunun farkına varıldığında her şey kolaylaşıyor. Fakat mutsuz hissetmenin normal olduğunun kavrandığı bir an var ki işte o zaman hayatın akışında yer almaya başlıyor insan. Hissettiklerimizin aslında olaylara ve durumlara verdiğimiz tepkiler olduğu netleşiyor zihnimizde. Hissettiğimiz sürece normaliz ya da size benim için aslolanı söyleyeyim; hissedebildiğimiz sürece iyiyiz. Mutlu veya mutsuz, üzgün veya sinirli, hissettiğimiz sürece insanız.

 Asıl korkmamız gereken ne biliyor musunuz? Hissetmemek, hissizleşmek, duygusuzlaşmak. Her gün onlarca korkunç olayın gerçekleştiği ve anlam arayışımızın içinde kaybolduğumuz bir çağda yaşıyoruz. Fakat, acıyı, üzüntüyü, neşeyi, sevinci ve aşkı ve dahi onlarca duyguyu hissedebilen bireyler olarak insanların, hayvanların ve doğanın, acısına, mutsuzluğuna, yok oluşuna karşı nasıl bu kadar hissizleşebildik? Nasıl bu kadar tepkisizleşebildik?


Kaynakça

Görsel: https://www.pexels.com/

 

 

26-03-2022
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir