Parlak Yüzeylerin Ötesinde  - Aleyna Öztürk (Sosyolog)

Parlak Yüzeylerin Ötesinde - Aleyna Öztürk (Sosyolog)

A+ A-

Modern insanın belki de en büyük çıkmazı, kendini hep dışarıda araması. Bir vitrin, özenle hazırlanmış bir sosyal medya profili, ya da bir iş ilanının “aranan nitelikler” kısmı… Sanki varlığımızı orada onaylatabileceğimizi sanıyoruz. Ama baktığımız şey çoğu zaman biz değil, bize yüklenen ölçütler: sahip olduklarımız, başarılarımız, üretkenliğimiz ve bunlara olan bağlılığımız.

Epiküros yüzyıllar önce söylemiş: İnsanın, çoğu şeye aslında ihtiyacı yok. Mutluluk, daha fazlasına ulaşmakta değil; neye gerçekten ihtiyacımız olduğunu görebilmekte gizli. Ama günümüz bize sürekli “Daha üretken ol, daha başarılı ol, kendini sürekli geliştir” diyor. İlham verici mi? Evet. Ama bir yandan da gizlice “yetersizsin” fısıldıyor. Çünkü ne kadar çabalarsak çabalayalım, bir yerlerde hep eksik kalıyormuşuz gibi hissediyoruz.

Üretken olmak, daha başarılı olmak bizi güçlendirir, hayatımıza güzel bir versiyon katar. Ama bunu, içimize dönmeden, “Ben ne istiyorum?” sorusunu sormadan yaptığımızda, bence kendimizle ilgili çok şeyi ıskalıyoruz. Hangi adımlar bize gerçekten ait, hangi başarılar başkalarının ölçütlerine göre? İşte fark burada başlıyor.

Kinikler bunu çok önceden fark etmişti. Diogenes fıçıda yaşadı, Krates servetini dağıttı, Antisthenes sadeliği yüceltti… Hepsi aynı şeyi söylüyordu: Sahip olduklarına bağımlı olduğun an, özgürlüğünü kaybediyorsun. Uygarlık ne kadar karmaşıklaşırsa yozlaşma da o kadar artar. Bugünlerden bir örnek verilecek olursa sanırım sahte diploma olayı bu durumu net olarak göz önüne seriyor. Etik değerlerin hiçe sayılmasının ardında da aynı gerçek yatıyor: Gösterişli sistemlerin içinde samimiyet kolayca kayboluyor.

Sabah uyanıyorsun. Telefon elinde, bir sürü parlak hayat, başarı hikâyesi, üretkenlik reçetesi… Birden sorular beliriyor zihninde: Ben neden yeterince başarılı değilim? Neden o kadar üretken değilim? İşte tam bu noktada özgürlüğü kaybediyoruz. Kinikler için özgürlük, bu soruların yükünden kurtulmaktı; Epiküros içinse, gerçekten ihtiyacın olanı görebilecek kadar yavaşlamak.

Belki de mutluluk, kendimizi bir kalıba sığdırmakta değil, kendi varlığımızı sessizce duyabilmekte gizli. Başkalarının bakışlarıyla değil, kendi içimizden yükselen sesle ölçmekte. Kim olduğumuzu vitrinlerde ya da ekranlarda değil, sade bir varoluşta aramakta.

Modern dünya sürekli parlak yüzeyler gösteriyor. Ama mesele, o yüzeylerde ne gördüğün değil; bakışını nereye çevirdiğini seçebilmekte. Gerçek özgürlük, o seçimi yapabilme cesaretinde saklı.

16-08-2025
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir