Aldatmanın Normalleştiği Kalabalıklar: Goya - Selin Üren (Sanat Tarihi)

Aldatmanın Normalleştiği Kalabalıklar: Goya - Selin Üren (Sanat Tarihi)

A+ A-

Hayatı boyunca herkes aldatılabilir ancak sadece bazıları gerçeği öğrenme cesaretine sahiptir. Bize bu konuda ışık tutacak sanatçımız Madrid’de 1746 yılında dünyaya gelmiş Francisco Goya’dır. Aldatanlar tanıdık gelir derler çünkü en büyük ihanetler her zaman en yakınızdan gelir. Bazen ihanet öyle yakındır ki, içinizden kopan bir parça karşınıza geçip size bir ihanet sahnesi sunar.

Goya hayatını kraliyet ailesi için ressam ve gravür sanatçısı olarak inşa etmiştir. Kraliyet portreleri ve toplumsal problemleri fırçasının omuzlarına yükleyen sanatçı tarihe ismini yazdırmıştır. 1792 yılında geçirdiği ağır bir hastalık nedeniyle sağır kalan Goya sanatının karanlık yüzünü ortaya çıkartmak için bunu fırsata çevirmiştir. Bu olaydan sonra sanatını toplumun iç dünyasına ve karanlık yönlerine yönelten sanatçı duymadan hissettiklerini eserlerine taşımıştır. Belki de bu yüzden eserlerine baktığımızda ihaneti bu denli derinden hissederiz. Gördüklerimizin ve duyduklarımızın bizi kandırmasına izin vermeden sadece gerçek hisleri ele almış eserler var şu an önümüzde.

  Goya aldatmayı tasvir etmek için eserlerinde maske takan figürler kullanır. Bu maske fiziksel bir kimlik gizlemenin çok ötesinde bir anlam taşır. Goya maskeler ile insanlar arasındaki samimiyetsizlik ve yüzeyselliği vurgulamayı amaç edinmiştir. Maskeler sayesinde gerçek duygularını saklayan figürler bazen gerçek ilişkilerini de saklamayı huy edinmiştir. Bu maskeler sadece yüzümüzü değil, niyetimizi, gerçeğimizi ve sevgi biçimimizi bile örter.

 Aldatmak, en saf güvenin içinden sinsice süzülen bir gölge gibidir. Sözcüklerin ardına gizlenmiş yalanlar, kalbin en derin köşelerinde kıvranan pişmanlıklar… ihanet, sadece bir insanı aldatmak değildir. Aynı zamanda kendi ahlakına, dürüstlüğüne, duygularına da ihanettir. Aldatılmak ise sessiz bir çığlığın yüreğinde yankılanmasıdır. Gözlerinin içinde kaybolan karşındaki yüz, birdenbire yabancılaşır. Birbirini hiç tanımayan iki insandan daha yabancı hale getirir ilişkileri. Birdenbire tüm dünya değişir, tanıdık renkler solar, etraftaki bütün sevgiler yok olur. Bazen bu ihanet darbesi ruhunu alev gibi yakarken bazen de buz kesmesine sebep olur. Zamanın akışı ihanete uğrayan kişi için yavaş bir işkenceye dönüşür. Psikoloji de aldatılmak ve ayrılık acısı ölüm acısına eşit görülür çünkü artık tanıdığınızı sandığınız insan ölmüştür ve size düşen bu ölen insanın yasını tutmaktır. Aldatılmak, unutulmaz bir yara, kapanmaz bir kapı, içinde kaybolduğun sonsuz bir kış gibidir.

Goya’nın karanlık dünyasında, sevgi ve ihanet iç içe geçmiş, kimse kimseyi gerçekten tanımaz. Bu gravürlerde maskeli erkek figürler, sahte vaatleri duygusal manipülasyonları bazen de gerçek sevginin ağırlığından kaçmayı temsil eder. Erkek, bir vaatte bulunur, maskesini kadının gözlerinin içine bakarak takar. Kadın, bir hayale inanır, bazen de sadece inanmak ister gözlerine yalan dolan bir gözlük geçirir. Gerçek yüzünü göstermeyen her sevgili, ihanetin başka bir biçimidir. Ve bu gravürde, herkes sevgili, herkes hain, herkes yalnızdır.

Belki de Goya'nın bize katabileceği en büyük farkındalık ihaneti resmetmek onu yaşamaktan daha kolaydır. Bazen maskeyi ihanet eden kişi değil ihanete uğrayan kişi takar ömür boyu taşıyacağı yarayı gizlemek için ve bazen en büyük ihanet bir bakışın bir sessizliğin bir sırın ardına saklanır.

10-08-2025
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir