Modern Çağın Görünmez Salgını: Akran Zorbalığı - Begüm Toro (Sosyolog)

Modern Çağın Görünmez Salgını: Akran Zorbalığı - Begüm Toro (Sosyolog)

A+ A-

Bugün sizlere özellikle okul koridorlarında ve dijital dünyada sessizce büyüyen bir yaradan bahsetmek istiyorum.      Akran Zorbalığı...

Bir Sosyolog/Aile Danışmanı ve anne olarak, bu konunun sadece ‘’çocuklar arası kavga’’ olmadığını her gün bir kez daha anlıyorum. Geçen günlerde 14 yaşında bir kız çocuğunun ‘’bana bıyıklı diyorlar, çünkü çok kıllıyım ve yaşım küçük olduğundan ailem henüz almama izin vermiyor, dökülecek biraz daha bekle diyor’’ dediğine şahit oldum. Onun hikayesi, yüzlercesinden sadece biri. Zorbalık artık sadece fiziksel değil, sözlü, duygusal ve dijital boyutlarıyla da karşımıza çıkıyor.

Sosyolojik aynadan bakarsak, burada ailelere büyük sorumluluk düşüyor. İki uç nokta görüyorum. Aşırı korumacı ailelerde yetişen çocuklar sorun çözme becerilerini geliştiremiyor. Diğer yanda, iletişimin zayıf olduğu ailelerde ise çocuklar duygularını sağlıklı ifade edemiyor. Her iki durumda da çocuk ya zorbalığa maruz kalıyor ya da zorba olabiliyor. Çözüm birlikte mümkün...

KONUŞMAK: Çocukarımıza ‘’Bugün okul nasıl geçti?’’ Yerine ‘’bugün okulda seni en çok ne mutlu etti, ne üzdü?’’ diye soralım. Dinlemeyi öğrenelim.   

EMPATİ EĞİTİMİ: Okullarda sadece matematik, fen değil; duygusal okur- yazarlık dersleri de olmalı. Küçük yaştan itibaren ‘’Sen olsaydın nasıl hissedersin?’’ sorusunu sormalıyız.

GÜVENLİ ALANLAR: Okullarda zorbalığa sıfır tolerans politikası uygulanmalı ve çocukların güvenle başvuracağı mekanizmalar oluşturulmalı.       

DİJİTAL OKURYAZARLIK: Ekran başında geçirdiğimiz süreyi düzenlerken, sanal dünyadaki sorumluluklarımızı da öğretmeliyiz.                                                                             

ROL MODEL OLMAK: Biz yetişkinler, kendi ilişkilerimizde saygıyı ve empatiyi modellemeliyiz. Çünkü çocuklar söylediklerimizden çok yaptıklarımızı öğrenirler.

Zorbalık bir seçimdir. Çocuklarımıza izleyici olmak yerine destekçi olmayı, farklılıkları zenginlik olarak görmeyi öğretebiliriz. Bir çocuğun kalbini kırmak, bir kalem kadar hafif, onarmak ise bir ömür kadar ağır olabilir. Yarınlarımızın, bugün koridorlarda yalnız yürüyen çocukların ellerinde şekilleneceğini unutmayalım. Onlara güvenli bir dünya borçluyuz.

SEVGİLİ KÜÇÜK KAHRAMAN;

Bu yazıyı sana bir büyüğün olarak değil, seni gerçekten anlamak isteyen biri olarak yazıyorum. Biliyorum... Bazen içinde öfke, gerginlik ya da kırgınlık seni itiyor. Bazen kendini güçlü hissetmek, fark edilmek ya da sadece ‘’sözünü dinleten biri’’ olmak istiyorsun. Ve belki de kimse görmüyor ama senin de kalbin zaman zaman yoruluyor. Sana bir sır vereyim mi? Güçlü olmak başkasını üzmekle değil, kendi duygunu anlayabilmekle başlar. Bazen arkadaşının canını yakıyorsun, belki dalga geçiyorsun ya da dışlıyorsun. O an belki sana eğlenceli geliyor. Ama bil ki... Her söz bir iz bırakır. O iz arkadaşının kalbinde büyür. Ve ben biliyorum ki senin kalbinde kötü niyet yok. Sadece duygularını nasıl yöneteceğini öğreniyorsun. Sana bir şey söylemek istiyorum; Bir arkadaşını güldürmek, onu kırmakttan çok daha güçlü hissettirir. Birine yardım etmek, tartışmaktan çok daha olgun bir davranıştır. Gel birlikte oynayalım, konuşalım demek, sen yoksun demekten çok daha cesaret ister. Sen aslında iyi bir çocuk olabilirsin. İçinde o iyilik zaten var. Sadece bazen yanlış yerden çıkıyor. Eğer birini üzdüğünü fark ettiysen, bugün küçük bir adım at: ‘’ÜZGÜNÜM’’ bu kelime seni küçültmez. Tam tersine, seni büyütür. Unutma; seni duyan, sana güvenen büyükler var. Ne hissediyorsan anlatabilirsin. Hiçbir duygu seni kötü bir çocuk yapmaz. Ama davranışlarını geliştirmek senin elinde. Ben senin daha da güzelleşecek yolculuğuna inanıyorum...

CANIM GÜZEL ÇOCUK

Bu yazım sana... Çünkü son zamanlarda kalbinin biraz kırıldığını hissediyorum. Belki biri seni dışladı, belki alay etti, belki yokmuşsun gibi davrandı. Ve sen bunu kimseye belli edemedin ve içten içe ağladın... biliyorum. Sana söylemek istediğim çok önemli bir şey var : Senin hiçbir suçun yok. Ve sen değerli bir çocuksun. Biri sana kötü davrandı diye sen kötü biri olamazsın. Birinin seni üzmesi, senin zayıf olduğun anlamına gelmez. Sana yapılan yanlış, senin değil, o davranışın yanlışlığıdır. Biliyor musun? Bazı çocuklar kendi içlerinde kırgınlığı, başka çocukları kırarak saklamaya çalışırlar. Yani seni üzen çocuk, belki de içten içe canı acıyan çocuktur. Ama bu senin üzülmeni haklı çıkarmaz. Eğer böyle bir şey yaşadıysan söylemen gereken bir yetişkin var. Öğretmenin, annen, baban, tanıdığın bir büyüğün... Söylemek seni şikayetçi yapmaz. Güçlü yapar. Çünkü güçlü olmak, susmak değil, yardım istemeyi bilmektir. Sana bir şey söylemek istiyorum; Sen iyi bir arkadaşsın. Sevgi dolu bir kalbin var. İnsanların yanında rahat  hissedebileceği bir çocuksun. Ve kimsenin seni küçük görmeye hakkı yok. Bugün kendine küçük bir hatırlatma yap: ‘’BEN DEĞERLİYİM’’... Bunu her gün tekrar et. Çünkü gerçek. Ve bil ki yalnız değilsin. Her zaman konuşabileceğin, seni dinleyecek birileri var. Sen çok özelsin güzel çocuk.

UNUTMAYALIM; HER ÇOCUĞUN KALBİ BİZE EMANET VE ATTIKLARI HER ADIM, ONLARA SUNDUĞUMUZ VE SUNACAĞIMIZ DÜNYANIN BİR YANSIMASI...

Sevgiyle;

 


Kaynakça

Görsel: Gemini

06-12-2025
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir