Durulan Yer - Semra Dağlıer (Edebiyat)

Durulan Yer - Semra Dağlıer (Edebiyat)

A+ A-

İnsan hayatının bir noktasında, kimseye anlatma ihtiyacı duymadığı bir durak kurar kendine; ne tam mutludur orada ne de mutsuz, sadece durur ve bu durmanın da bir anlamı olduğunu fark eder. Zaman eskisi gibi acele etmez; günler birbirini kovalamaz, sorular daha az bağırır, cevapların çoğu da zaten önemini yitirir. Eskiden “olmalı” dediği, olmazsa eksik hissedeceğini sandığı şeylerin bir kısmının aslında hiç de şart olmadığını anlar; bazı hayallerin gerçekleşmemesinin bir kayıp değil, yön değiştirmek olduğunu kabullenir. Bu durak büyük kararların alındığı, hayatın baştan yazıldığı bir yer değildir; daha çok insanın kendine yüklediği fazlalıkları sessizce yere bıraktığı bir alan gibidir. Kimseye ispat etmesi gerekmez artık ne kadar güçlü olduğunu, ne kadar dayandığını, neyi atlattığını. Yorulmanın da bir bilgi türü olduğunu, her yükün taşınmak için değil fark edilmek için var olduğunu öğrenir. Her şeyin anlamını hemen bulma telaşı geçer; bazı duyguların çözülmeden de yaşanabileceğini, bazı soruların cevapsız kaldığında daha dürüst durduğunu fark eder. Hayat bu noktada daha sade görünür; daha az iddialı ama daha gerçek, daha az gösterişli ama daha derin. İnsan neyi kaybettiğini değil, neyi taşımaya devam etmek istemediğini düşünür; geriye dönüp baktığında her kopuşun bir eksilme olmadığını, bazı vedaların içten içe bir ferahlık bıraktığını kabul eder. Eskiden kendini tanımlarken kullandığı kelimeler değişir; büyük cümleler, keskin kararlar, yüksek beklentiler yavaş yavaş yerini daha ölçülü bir dile bırakır. Bazı kırgınlıklar kapanmaz ama kanamayı bırakır, bazı anılar silinmez ama ağırlığını yitirir. İnsan her şeyi onarmak, düzeltmek, anlamlandırmak zorunda olmadığını öğrenir; bazı şeylerin olduğu hâliyle kalmasının da bir denge yarattığını görür. Bu durakta insan kendini yeniden kurmaz belki ama daha net bir şekilde tanır.

Ve bu tanıma hâli, insana beklenmedik bir dinginlik verir. Hayatın hep ileri doğru, hep daha fazlasına doğru akması gerekmediğini; bazen durmanın, geri çekilmenin, sadeleşmenin de bir ilerleme olduğunu hissettirir. İnsan artık her boşluğu doldurmak, her sessizliği açıklamak zorunda değildir. Bazı şeyler yarım kalır, bazıları hiç başlamaz, bazıları da tam olması gerektiği yerde durur. Bu kabulleniş bir vazgeçiş değil, bir olgunluktur. Çünkü insan en çok, kendine yük olmaktan vazgeçtiğinde hafifler. Ve belki de tam bu yüzden, bu durak geçici değildir; insan nereye giderse gitsin, içinde hep burayı taşır.

 

30-01-2026
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir