Zaman Aşımı Hisler - Ayşe Karaca Aydın (Senaryo Yazarı)

Zaman Aşımı Hisler - Ayşe Karaca Aydın (Senaryo Yazarı)

A+ A-

ZAMAN AŞIMI HİSLER
Havanın kararmasıyla beraber yine rakı sofrasını kurdu. Akşamları okuduğu gazetesini de önüne açtı. Bir yandan bardağını doldururken bir yandan gazetenin köşesindeki şiire gözleri takıldı. Can Yücel'indi adını okuyunca gülümsedi ve şiiri sesli bir şekilde okumaya başladı.
-Şunları bir araya toplayayım. Bir güzel muhabbet edelim- diye düşündüm.
Mutfak işinden de anlarım.
Donattım sofrayı.
Bayağı uğraştım.
Hepsinin, ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim.
Bayağı da para gitti.
Birinin yediğini öbürü yemez.
Ötekinin içtiğini beriki içmez.
Dört kişilik sofra kurdum.
Mumları da yaktım.
Bak hepsi, Erick Satie severdi.
Hatırladım.
Müziği de ayarladım.
Geldiler.
20 yaşında ben,
35 yaşımda ben,
40 yaşımda ben ve
bugünkü ben dördümüz.
Birden 20 yaşımı, 35 yaşımın karşısına oturttum.
40 yaşımın karşısına da, ben geçtim.
yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.
Yatıştırayım dedim.
-Sen karışma moruk- dediler. Büyük hır çıktı.
Komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.
Evin de içine ettiler.
Bende kabahat.
Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine…
Sesli bir kahkaha attı. Gazeteyi bir kenara koydu ve gözleri kitaplığa daldı. Hazır kurulmuş sofra bende çağırayım benimkileri diyerek aniden kalktı ve kitaplığın en üst rafından yıllardır açmadığı üstü toz kaplı albümü alıp masasına geçti. Sayfalarda yavaş yavaş gözünü gezdirdi. Hepsi epey sararmıştı. Bir aile fotoğrafına gözü takıldı. Ah be abi dedi ve başını kaldırıp duvardaki Türk bayrağına baktı. Sonra küçük kız kardeşine baktı ardından da buzdolabının üzerindeki düğün davetiyesine. Başka bir sayfa açtı. Yeni mezun olmuş hali, askerdeki hali, sünnet düğünü, yeni evlenmiş hali, hepsini çağırdı. Rakı masası epey kalabalıklaşmıştı artık. Birden gözüne lise yıllarına ait bir fotoğrafı takıldı. Fotoğraf biraz kabarık duruyordu. Sanki arkasında bir şey vardı. Eliyle yokladı evet evet bir şey vardı. Fotoğrafı sayfadan çıkardı ve bir kâğıt gördü. Üstünde ‘’40 yaşıma’’ yazılıydı. 
Selamlar Ahbap. 
Umarım merhum değilsindir. Kendimi boşa yormak istemem sonuçta. Hastaysan da vay haline… Ölmekten de beter eder adamı. Bari bakanın edenin var mı? Halin hatırın nasıl? Bilirim yaşlılar sever böyle sorulmaları bende seni mahrum etmeyeyim dedim. Zaten sende ilgi manyağı olmuşsundur çoktan. Bugün bile dedemden kalır yanım yok hele şimdi düşünemiyorum seni. Ama Allah aşkına ahbap öğüt silsilesine tutma insanları. Dedem zaten yıldırdı bak sevmiyoruz, biliyorsun unutma bunu. Sen harçlığı bol tut öğüdün vermediği sadakati gani gani alırsın merak etme. Sana tavsiyem budur. Biliyorum şimdiki halimden eserin yok ama birazda bana gelelim be özlemişsindir bugünleri. Bu aralar sana bunu yazacak kadar düşünceliyim işte. Neden sana geldim durduk yere ne bileyim keyfini kaçırmak için mi. Ama dur biraz dertleşelim işte. Geçenlerde Funda önde ben arkada yürüyoruz çarşıya kadar geldik bir kitapçının önünde durdu. İçeri girdi çıktı. Bende durur muyum hemen girdim dükkâna. Sordum hangi kitabı aldığını da verdim son kuruşlukları aldım çıktım. Evde bir yığın kitap oldu ne yapalım bir şekilde etkileyeceğiz kızı. Neyse ki bu sefer Cingöz Recai değil de bir şiir kitabı aldı. En azından gidişatım kolaylaştı. Her neyse işte ben bu kitaba bayağı bir sardım. Hoşuma da gitti. Derken bir şiire denk geldim. Otuz beş yaş diye. Beni bir bunalıma sürükledi bu şiir sorma. Gerçi daha yeni 17 olmuşuz şurada ama bak şimdi bunu okuyorsun ne kadar çabuk geçti değil mi. İçler acısı. Hadi hadi, dertlenme seni biraz 17 yaşının delikanlılık günlerinde gezdireyim. Bizimkiler bildiğin gibi işte eğer orada hakkın rahmetine kavuşmadılarsa hala aynı hır gür işte. Abim olacak herif de bir gitmedi askere. Gitse de odasına bir çöksem diye bekliyorum ama nerede. Bir de oradan Aslı ortak olmaz mı odaya tutturdu ben geçeceğim, evlenmeyeceğim de hep orada kalacağım diye. Salatasına yine sirke dökeyim de her yeri bir kaşınsın görsün o zaman muhalefet olmayı. Ah şu odayı bana bir verseler ahh... Bir de şu dedemin radyosunu arada kaçırıp Barış Manço kasetlerini de Erhan’dan aldık mı tamamdır bu iş. Barış abimizi hala dinlediğini biliyorum bu kulak eskimez be ahbap. Ama bugünlerde tadı da bir başka tabi… Geçen ay gittik işte konsere Orhan, Bilal'ler falan iyi bir eğlendik.  Funda'lar da geldi tabi en güzel tarafı da o. Sonra Orhan'lar içmeye gittiler. Şu boğaz yakan tattan ne zevk alırlar anlamadım gitti. Zaten pederin kulağına böyle bir şey gitse halimiz duman. Evvelsi gün Funda'nın yanındaki çocuğu başka türlü anladım da hemen gidip Maltepe paketlerini ciğerim solana kadar tüketmiştim de sonra Allah'ın cezası Aslı paketi görüp babama yetiştirmişti hemen. Hatırlıyor musun o geceki kaldırımın soğukluğunu.  Ah ulan Funda görüyor musun ne hale soktuğunu. Neyse ki sonunda her şeye değecek bir söz aldım. Hatırla hadi hatırla unutmazsın bunu. Zaten en başında 40 yaşıma deyince anlamışsındır olayı. Zekiyiz olum mayamızda var işte leb demeden leblebiyi yapıştırırız hep. Neyse hadi yormayayım seni üstünden geçelim meselenin. O gün Kadının Adı Yok filminin çıkışında eline şiir kitabını tutuşturup kaçmıştım hani sonra okulun ilk günü verdiğim şiir kitabının son sayfasındaki aşk ilanımı okuyup yanıma geldiğinde gülen gözlerle bakarak ‘’40 yaşımıza gelene kadar ikimizde evlenmezsek o zaman biz evlenelim’’ demişti. Önce nutkum tutulmuştu mutluluktan ama sonra kalbim yaşa, aklım otuz beş yaş şiirine takıldı. O vakitten sonra?.. Bilemiyorum ki… Neyse neyse, sen bu akılla zaten bu yaşına kadar bekar kalmışsındır hala şansın varken git de bir dene diye yazdım. Umut fakiriyiz oğlum işte ne yapalım. Bu arada aynaya fazla bakma bari şevkin kırılmasın.
Kendine iyi bak ihtiyar, bugününden sana selamlar, hoşçakallar...
Elinde kalakaldı kâğıt. Uzun bir süre hareketsiz kaldı. Sonrasında rakı bardağını dikti kafasına ve şu mısraları mırıldandı:
‘’Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.’’

 

 


Kaynakça

https://www.canyucel.org/davet.html https://www.siir.gen.tr/siir/c/cahit_sitki_taranci/otuz_bes_yas_siiri.htm https://pixabay.com/tr/

13-03-2025
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir