TERELELLİ YÂR - Zühal Güldaş (Edebiyat)

TERELELLİ YÂR - Zühal Güldaş (Edebiyat)

A+ A-

Hayatın akışını elinde tuttuğunu zanneden tüm insanlar gibi mükemmeliyetçi, aceleci ve hata kabul etmez bir insandı Nâdire Hanım. Gündelik işlerin olağan akışında gitmesi için insanüstü bir çaba sarf eder, en ufak bir aksilik bütün gününü mahvetmeye yeterdi.

Nâdire Hanım, eğer sabah kahvaltıda ayva marmeladı bulunmazsa o gününün hepten kötü geçeceğine inandığından marmelat gelene kadar, kahvaltısına el sürmeyen nevi şahsına münhasır bir kişiydi. Nâdire Hanım’ın bu hâli, sadece evdeki hizmetçiler tarafından değil, konu komşu tarafından da garip karşılanır, çeşitli alaylara sebep olurdu:

“Aman sakın, Nâdire Hanım’ın marmeladını unutmayasın Çiğdem kızım, alimallah sonra gün ağarmaz, zifiri karanlıkta kalıveririz!”

“Aaa “terelelli” geliyor, kaçın!”

Nâdire Hanım’ın niçin böyle olduğu hususunda çeşitli dedikodular ağızdan ağıza yayılırdı.  Kimine göre ecinnilere karışmış, kimine göre babası Asaf Efendi’nin sözünü dinlemeyip evlendiği için ah almıştı.  

Gerçekte ise Nâdire Hanım’ın bu hâlinin esas sebebi, hayatında önem verdiği en değerli şeyi kaybetmesinden ileri geliyordu. Nâdire Hanım, her sabah gün ağarmadan yatağından kalkar, kimsenin girmesine izin vermediği yere, zamanı dondurduğu odaya girer ve dertleşirdi onunla.

“Nasılsın Nihat Bey… Bak, “terelelli yâr” geldi işte! Sakın kızma, beni yalnız bırakmakla bu yakıştırmayı hakkettim ben… Bugün yataktan kalkacak hâlim yoktu; lakin biliyorsun seninle sohbet etmeden geçen bir günüm heba olmaya mahkûmdur. Ne var ki o hatayı bir kez yapmıştık değil mi?”

Nâdire Hanım, bu sözlerden sonra bir an durdu, sonra yutkunarak duvarda asılı duran fotoğrafa baktı. Nâdire ve Nihat… 1940’larda bir sabah, saat tam 08.15. Şık bir kahvaltı masası, sakız beyazı masa örtüsünün üzerinde kızarmış ekmek, ayva marmeladı ve kahve var. Nihat Bey, Nâdire Hanım’ın saçlarına vazodaki lalelerden birini takmaya uğraşıyor, tam o esnada Çiğdem deklanşöre basıyor…

İşte Nâdire Hanım tam da bu anda, kalmıştı yıllardır… Mevsimler birbirini kovalar, seneler devrilirken o, eski bir kahvaltı anını kalbinde durdurmuştu. Geçip giden zamana hükmü yoktu belki, ama büyük bir kararlılıkla kalbinde saklı tuttuğu zamanı korumaya uğraşıyordu. Nâdire Hanım’a göre her şey, o günkü gibi sonsuza kadar devam etmeliydi. Ekmek o günkü gibi kızarmalı, masada muhakkak ayva marmeladı olmalı, kahve demini o günkü gibi almalıydı…

Nâdire Hanım’ın bu sırrını bilmeyenler ona ‘terelelli’ adını takmışlardı belki ama, o bu addan oldukça memnundu. Bu isim ona Nihat Bey’e olan bağlılığını hatırlatıyordu. Yılların ela gözlü sevgilisi şimdi, “terelelli yâr” olmuştu. Zaman zaman buna içerlese de artık bu durumu alaya almaya alışmıştı. Kendi kendine “Hey gidinin ela gözlüsü, şimdi oldu “terelelli yâr!” diye gülüyor, sonra yanaklarından dudaklarına hafifçe yaşlar süzülüyordu.

 


Kaynakça

Görsel: Görsel, Google Gemini yapay zekâ aracı kullanılarak oluşturulmuştur.

14-12-2025
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir