Çatlak Maske - Ceren Arslan (Sosyolog)

Çatlak Maske - Ceren Arslan (Sosyolog)

A+ A-

Hayatın içinde bir an gelir, kafanızı kaldırıp bakarsınız etrafınıza herkes ve her şey size daha önce hiç olmadığı kadar yabancıdır. Bulunduğunuz  yer ile ait olduğunuz yer arasında bir uyumsuzluk belirir ve  kendi uçurumlarınızdan yuvarlanırsınız. Halbuki dünya aynı dünyadır, gün aynı gündür fakat sizde bambaşka bir bilinç hali vardır. 

İşte bu bilinç sizi hep daha derinlere inmeye iter, hakikat diye sunulanların sahteliğine ve hamlığına tahammül edemez olursunuz. Toplumda takılan maskeler, bürünen roller gözünüze daha net görünür. Sistemin içinde var olabilmek adına takmak zorunda kaldığınız maskenin altında yavaş yavaş ezildiğinizi hissedersiniz. Hatta kimi zaman; anlattıklarınızın, yaptıklarınızın içsel kimliğiniz ile bağdaşan hiçbir tarafı yoktur, sadece beklenildiği şekilde hareket eden refleksif bir varlık vardır. 

 Bazı insanlar da maskelerini o kadar benimsemiştir ki yüzlerindeki suretlerin farkında bile değildir. Onlara göre her şey doğalında olması gerektiği gibi ilerliyordur, önemli olan oynanan rolün sağladığı tatlı refah ve yalancı mutluluktur. Kişi, bunun için inandığı  doğruların tam tersi istikamette bile yol alabilir.

Carl Gustav Jung, bireylerin takındığı bu çeşitli maskelere Persona adını verir. Ona göre persona bizim sosyal maskemizdir ve dış dünya ile kurduğumuz ilişkinin bağlayıcısıdır, gereklidir de.  Önemli olan o maskenin farkında olmak ve onu öz benlik ile karıştırmamaktır. 

Aslında Jung burada dünyanın matematiğine uygun psikolojik bir denklem kurar. Çünkü bu yapı insani derinliği, duygusal derinliği kaldırabilen bir yapı değildir. Yüzeyde kalan nefes alır, derine inen; her şeyi en yüksek perdeden anlayarak hisseden biri için ise boğulmak kaçınılmazdır. Siz de zaman zaman boğulduğunuzu hissediyor musunuz ?

Ben bu denklemi hiçbir zaman tam anlamıyla kuramadım, anladım ama hayatıma katamadım. Sosyal maskeleri yüzüme oturtamadım, zorladıkça çatladılar, çatladıkça savunmasız kaldım. Gördüm ki çoğu insan kendisine ait bir vitrin oluşturuyor, bu vitrini en dikkat çekici özellikleriyle donatıyor, belki de hiç sahip olmadığı özelliklerle, hiç sahip olmadığı değerlerle. O yüzden bu ışıklı vitrinlerin arasından geçerken gökyüzüne bakmayı tercih ettim. Kafamı görünenin ötesindekilere çevirmeye başladım. Söylenenler ilgimi çekmez oldu,  sessizliğe daha çok kulak verdim ve elde ettiğim sadece zihinsel bir yalnızlık oldu. Yine de zihinsel yalnızlığımı kalabalığın kuru gürültülerinden, hissedilmeden söylenen sevgilerden daha sahici buldum. Biliyorum ki maskelerin kolaylığıyla yaşayan insanlara özeneceğim ama yine de en derinlerde kusurlarımla yüzmeyi seçeceğim. 

Diplere indikçe tabii yüzleşmen gerekenler de artıyor. Mesela  elde edince mutlu olacağını varsaydığın şeylerin, içindeki boşlukları doldurmadığını ve dolduramayacağını anlıyorsun. Hayatı ve kendini çok fazla ciddiye alarak yaşayanları görünce içten içe gülüyorsun. En sonunda ise huzurun, tabiatına uygun basit bir yaşantıda kendine yetebilmek olduğunun bilincine varıyorsun. 

Ve bir şey daha gün yüzüne çıkıyor; insanın kendi ile arasında hiç kapanmayan bir mesafe var, ona uzak bir özün titrek yankısı var. 


 

 


Kaynakça

Görsel: www.pexels.com

18-08-2026
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir