Zaman, İnsan ve Ahlak - Soydan Güner (Sosyolog)

Zaman, İnsan ve Ahlak - Soydan Güner (Sosyolog)

A+ A-

Evrende hayatta kalanlar, türünü devam ettirenler ne en güçlüler ne de en zekilerdir. Sadece değişime, zamana ve mekâna uyum sağlayanlar hayatta kalır. İnsanı biyolojik açıdan türünü devam ettirmeye çalışan canlı -erkek/kadın- olarak düşündüğümüzde Darwin’in doğal seleksiyonu canlının türünü devam ettirmek için esneyip bükülmesi doğal sayılabilir. Bu düşünce tabii ki omurgasız ve hayata karşı bir duruşu ol-a-mayanları desteklemek değildir. Ancak olaya insan açısından baktığımızda ahlak, erdem ve değerlerimize bağlı bir yaşam sürmek hayatta kalmaktan, sadece yaşamış olmaktan daha çok anlamlı gözükmektedir. İnsanın evrende fiziki ve manevi hayatla çelişkisi burada yatmaktadır.

Avlanmak için kilometrelerce göç etmek zorunda kalan aslanın,  engelli olarak dünyaya gelen yavrusunu ardında bırakıp gitmesi kabul görürken insan için durum çok daha çetrefillidir. Plazadaki bir beyaz yakalının yükselme/terfi için ahlaki değerleri çiğnemesi, aslanın beslenmek için yavru bir geyiği yemesinden farkı nedir? İnsan ile hayvandan beklenen davranışlar arasındaki temel fark düşünebilmesi değil; ahlaktır, doğru ve yanlışı ayırt etme yeteneğidir: çünkü zekâ hayvanda da vardır. Bir tarafta inançları, inandığı değerler uğruna mücadele ederken diğer tarafta hayatta kalmak için mücadele edenler varsa bu durumda kim kazanır? Tabii ki bu savaşta daha baskın duygu olan hayatta kalma mücadelesi ile hareket eden atalarımızın devamı olduğumuzu unutmamamız gerekir.

İnsan düşünme yetisi sonucunda bilinçli olarak dünyayı değiştirme yeteneğine de sahiptir. Ahlaki değerler çerçevesinde insan iyiye ve güzele doğru bir gelişim gösterme eğilimindedir. Milyonlarca yıl öncesi atalarımızdan kalan kültürel mirasla günümüz toplumsal değerlerin sentezlenmesi sonucu ahlaki değerlerimiz şekillenir. İnsana psikolojik açıdan baktığımızda içimizde verdiğimiz milyonlarca yıllık savaş, Freud’un id ile üst benlik, Jung’un insanın karalık yönü gölge ile savaşı, bilinç ile bilinçdışının savaşı aralıksız devam etmektedir. Jung’un gölgesi istenmeyen, kötü, reddedilen yönlerimizdir. Bu bastırdığımız olumsuz yönler bilinçdışımızı oluşturur. Bu yönlerimizle uzlaşı sağlamamız gerekir. Gölge tarafımızda saklanan olumsuz yönlerimiz yok saydığımızda farklı biçimlerle karşımıza çıkacaktır. İlkel benliğimizi tanımalı onu bilincimize dâhil edip yönlendirmeliyiz. Gölgeyi ahlak mayasıyla yoğurup şekillendirmekle hayvani yönlerimizi dizginler insan olma yolunda ilerleriz.

Kant’a göre yaptığın eylemin sonucunu düşünmeden doğru bildiğini yapmak gerekir, yaptığımız eylemin sonucundan ziyade niyet önemlidir. Son dönemde Niccolò Machiavelli “Amaca ulaşmak için her araç meşrudur.” anlayışı ağır basmaktadır. İnsanı çıkarları peşinde koşan bir canlı olduğunu ve doğası gereği bunun normal olduğunu da kabul etmek gerekir. Hayatta kalmak, çıkarlarımızı korumak için ahlaki değerlerimizi yok saymak insanı mutsuz etmez mi? Burada başka bir ikilem ortaya çıktığını görürüz: ahlaki değerleri düşünen birey ya öyle bir eylemde bulunmaz ya da yaşadığı iç çatışmayla kendi varlığını sorgular hale gelir. Bir kere düşünmeye başladığında hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Yazıdaki amaç ahkâm kesip doğru/yanlış hakkında yargıda bulunmak değil bireyi düşünmeye sevk etmektir.

 

Soydan GÜNER


Kaynakça

Fotograf: www.unsplash.com

05-09-2025
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir