Her Alanda Uzman - Ali Akça (Ekonomist)

Her Alanda Uzman - Ali Akça (Ekonomist)

A+ A-

Her şey zamanla telafi edilir de, geçip giden zaman hiçbir şey ile telafi edilmez.

Goethe

Her alanda uzman bolluğu oluştu. Belli bir iş ve konuda görüş ve becerisi olmayan kimseler, uzmandan daha çok fikir beyan ediyorlar. Bir bilim dalında ihtisası olsun olmasın görüş sunuyorlar. Bir şeyi tam olarak bilmek olan uzmanlık sanki yavaş yavaş silinip gidiyor. Toplum olarak büyük bir sorunla karşı karşıyayız.

Söze “Bu konuda uzman değilim ama” diye başlanıyor. Konunun yetkini gibi rahatça konuşup fikir beyan ediliyor. Özellikle konusu uzmanlık gerektiren televizyon programlarında, hangi konu üzerinde konuşulursa konuşulsun ekranda aynı yüzler yer alıyor. Sunucu söz verdiği konuklara hâkim olamıyor, kim konuyu gerçekçi anlatıyorsa hemen sözünü kesiyor, konuşmacılar kendilerine söz verilmeden atılıp karşısındakini sindirmeye çalışıyor. İyi olmadıkları şeylerde insanları güldürüyorlar. Bertrand Russell “Tüm uzmanların aynı görüşte olmaları, hepsinin yanılmaları anlamına gelebilir” der. Şüphesiz var olanı farklı görmek yaratıcı fikirleri ortaya çıkarır. Diğer taraftan, uzmanlarda hata yapabilir ancak kendi profesyonel alanlarının tuzaklarını iyi bilirler.

Entelektüel, gazeteci ya da yönetici bile olsa, tartışılan konuyla ilgili uzmanlık bir yana bilgisi olmayanlar yetersiz olduklarını ortaya koyuyorlar. Televizyon programlarında ilkeli ve bilgiye dayalı tartışmayı herkes istiyor. Sadece laf cambazlığı olsun diye, herkesin her konuda fikir beyan etmesi kimseyi mutlu etmiyor. Bu halk nezdinde eğlenceli görülse de, kısır döngüye takılıp kalınıyor. Herkesin aynı anda bağırarak konuşmasını kimse anlamıyor. Bağıranları susturmak için sunucu da aynı yöntem ile programa hâkim olmaya çalışıyor. İzleyenler geriliyor, zaten geç saatlere kadar süren bu programların çoğu sadece izleyenlerin uykularını kaçıyor. İzleyiciler konuşmacılara kızıp ekranı kapatıyorlar.

Honore de Balzac; “Bilginin efendisi olmak için, çalışmanın uşağı olmak şarttır” der. Son yıllarda ekonomide, yaşanan doğal felaketlerde, diğer birçok alanda ilkeli ve bilgiye dayalı bir tartışma yürütmek mümkün değil. Toplumda bilgi seviyesi o kadar düşmüş durumda ki, abuk sabuk şeylere inanılıyor, yeni ve farklı bir şeyler öğrenmeye kimse fazla özenmiyor. Herkes her şeyi konu ayrımı gözetmeksizin neredeyse uzmanlarla yarışacak kadar bildiğini sanıyor.  Ekonomiden savunma sanayine, sağlıktan eğitim alanına, hukuktan bilim ve teknolojiye kadar herkes, konunun uzmanlarına taş çıkaracak kadar her alanda konuşup yorum yapıyor. Algılar olguları nefessiz bırakıyor. Korona günlerinde ve ülkenin yaşadığı yüzyılın felaketi deprem hakkında konuşan gerçek uzmanları izliyoruz. Varlıklarından deprem günü haberdar oluyoruz. Onların sorumlularca da yıllarca dinlenmediği anlaşılıyor.

Uzmanlığın Ölümü kitabında; Tom Nicols, “uzman görüşlerine güvensizliğin ve rasyonel bilgi birikimine karşı düşmanca yaklaşımların dünya çapında popüler bir sorun hâline geldiğini, umudunun tüm dünyaya yayılan cehalet dalgasının kısa sürede geri çekilmesi olduğunu belirtiyor. Türk okurlarını rasyonalitenin nasıl korunabileceğini gelecek nesillere aktarmak adına düşünmeye davet ediyor.

Eğitim imkânları, teknolojik gelişim, internet kolaylığı adeta her vatandaşı sanki her alanın uzmanı yaptı. Özellikle internette kısa bir tura çıkan her insan biraz bir şeyler okuyunca; kendini uzmanlarla entelektüel eşitlikte görüyor. Her konuda yargıda bulunup kendini, bir işe yıllarını adamış uzmanın sözleriyle aynı kefeye koyuyor. Uzmanlığın hakkını teslim eden görüşler, bazen elitizm ile etiketlenirken kimi zaman demokratik olmamakla suçlanıyor. Okulların ticarethane, öğrencilerin müşteri hâline gelmesiyle uzmanlığa saygının giderek azaldığını belirtiyor, dijital devrimin, sosyal medya ve internetin yaygınlaşmasının cehalet kültürünü nasıl beslediğinin altı çiziliyor. Birçok alanda ne yaptığını bilmeyen yöneticilerin değişimi ve köklü değişimin özümsenmesi için iki ya da üç kuşak gerekeceği ifade ediliyor.

Belli bir konuda ileri teknik ve beceriye sahip kişi olan uzmanlar yerine “lay lay lom, televole” konuşmacıları ekranları dolduruyor. Bunlar daha az bildikleri şeyler hakkında genelde daha çok şey konuşanlar. Herhangi bir konuyu anlamak, tartışmak, müzakere etmek yerine karşısındakini dinlemeyi bırakıp saldırgan tartışmalara giriliyor. Kimse konuşanı dinlemiyor, telefona mesaja bakıyor, orada kendisini destekleyenlerin verdiği bilgileri doğrulama fırsatı bulmadan dile getiriyor. Arada kaynayan, önemsizleşip değersizleşen ise doğrular oluyor.

Bir tarafta deneyimli, bir işi yaparken onun sonuçlarının neler olabileceğini bilen ancak görüşleri alınmayan uzmanlar; diğer yanda görüşlerine başvurulan, talimat almaya hazır,   kendisini uzman sananlar var. İyi ama uzmanlar yok sayıldığında, söyledikleri dikkate alınmadığında, çok büyük ve telafisi mümkün olmayan zararlar ortaya çıkabiliyor. Belki uzmanlığın önemsenmemesi sadece ülkemize özgü sanılan bir meselede olmayabilir. Ancak bizde uzman görüşüne değer vermemenin çok fazla olduğu ortada. Belirli bir konuda ileri teknik ve beceriye sahip uzman görüşleri objektif olmalıdır.

Uzun yıllar “kariyer uzmanı” olarak çalıştım. Uzmanları genel olarak “kapsamlı” ve “yetkili” bilgi sahibi olarak tanıdım. Modern toplumlarda uzmanlaşmanın verimliliği büyük ölçüde arttırdığına inanıyorum. Tecrübe ve birikim sahibi uzman önerilerinin son derece değerli olduğunu; devlet yönetiminde politikalar üretirken, onların bilgi ve deneyimden yararlanmanın ülkemiz adına çok daha yararlı olacağını düşünmekteyim.

Dostlukla…

Ali Akça

 

 

20-03-2023
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir