Dönüşüm - Ali Akça (Ekonomist)

Dönüşüm - Ali Akça (Ekonomist)

A+ A-

Dünya çılgınca bir değişim ve dönüşümden geçerken, insanlık bu dönüşümde oldukça zorlanıyor. Yeni ekonomi dönemine giren dünya, son yıllarda o kadar değişti ki, onun bu rengini görüp uyum sağlamamak mümkün görünmüyor.

Mutsuz, umutsuz, boşluğu düşüp anlam arayanlar, zamanla kendini dünyanın geçirdiği bu değişimin etkisinde buluyor. Daha iyi yarınlar için ülkemizde de her şey değişip dönüşüyor; bu değişimi sürükleyen gençler umut ve sevinç arıyor. Değişmeyen tek şey düşlerimizdeki sonsuzluğa ulaşma hissi olarak kalıyor.

Yıllar yıl evvel Bursa sonbahara hazırlanırken Tophane sırtlarındaki öğrenci evimde darbe yapıldığını duymuştum. Üniversite hayatımın üzerinden uzun yıllar geçti. O yıllar bir film şeridi gibi gözlerimin önünden akıp geçti. O gün bugün hepsi de birbirinden iddialı ve parlak hedefler içeren çok seçimler yapıldı.

Bazı dönemler hariç, ekonomide dengeli büyüme, iyi ve bol üretim, yeterli istihdam, özlenen refah bir türlü hiç oluşturulamadı. Dünya’da küreselleşme olgusunun başladığı yıllardı. Çoğu iktisatçılara göre, Türk ekonomi tarihinin dönüm noktası sayılan “24 Ocak Kararları” sorunlarımız çözülsün diye alındı. İthal ikameci sanayileşme yerine, ihracata dayalı sanayileşme stratejisine geçildi.

Şimdi, sanki toplum yine aynı sorunlarla cebelleşip duruyor. Ekonomik istikrarsızlık ve işsizlik yine var. Özellikle son dönemde genç işsizlik ve pahalılık aşırı biçimde arttı. Çözümü bulunamamış bu hayati durum toplumu tüm boyutlarıyla etkiliyor. İnsanlık bakımından sadece ülkemde değil, tüm dünyada dürüstlük başta olmak üzere birçok değerlerin yitirildiği herkes tarafından acı biçimde gözlemleniyor.

Üretime yönelik olmayan büyümenin, son yıllarda dış borçla gerçekleştirildiği, inşaat kaynaklı olan büyümenin temelinin oluşmadığı biliniyor. Küreselleşen ve acımasız ticaret savaşlarının yaşandığı dünyanın tümünde görülen, istihdam yaratmayan büyüme, artık ülkemde de çok daha açık biçimde yaşanıyor. Oysa kırk yıl önce fakir olan birçok ülke zenginlik ve refaha kavuşup yaşam seviyelerini yükseltmişler. Onlar şimdi büyümesiz refahı konuşuyorlar.

İsterseniz öğrenci yıllarımdaki sorunlar ile bugünkü sorunları karşılaştıralım: Terör tehdidi, işsizlik, eğitim, gelir dağılımındaki eşitsizlik, enflasyon/hayat pahalılığı; Türkiye’nin her dönem ve bugün de aynı büyük sorunları var. O günlerde dış kaynağa ve dövize ihtiyaç vardı, kırk yıl sonra bugün de bunlara hem de eskisinden daha fazla gereksinim duyuluyor. Mevduatların çoğu döviz ya da Kur Korumalı Mevduat olarak tutuluyor.  

  • -Türk Parasının değerinde istikrar,
  • -Halkın döviz mevduatını çok sevmesi,
  • -Yüksek döviz talebi ve kur şoku endişesi, 
  • -Fiyatlar, enflasyon ve hayat pahalılığındaki hızlı artış,
  • -İhracatta ileri teknolojiye dayalı ürün payının azlığı,
  • -Piyasadaki yüksek faiz, düşük ücret ve yetersiz tasarruf durumu,
  • -Yüksek özel sektör borç yükü, düşük döviz rezervi, yüksek bütçe açığı,
  • -Yüksek cari açık,

O gün bugün karşı karşıya kalınan sorunlar aynı. Üstelik tüm bu sorunlara bir yenisi “Güvensizlik” eklendi. Vatandaş ülke parasına güvenmiyor, durmadan döviz alıyor. Kırk yılda GSMH yaklaşık 11 kat, kişi başına düşen GSMH ise 6 kat artmış. Yeterli mi? Elbette değil. 1980’li yıllar boyunca Türkiye ekonomisinin itici gücü ticaret olmuş. Serbest piyasa ekonomisine geçişle birlikte dış ticaret hacmi hızlı biçimde artmış. 2023 Türkiye Brüt Dış Borç Stoku 459 milyar ABD Doları tutarında; bunun içinde özel sektörün payı %52, kamu sektörünün payı ise %480 civarında oluştu. Son dönemde BOTAŞ’ın borç ertelenmesi ve swaplar da cabası.   

Uzun uğraşılar sonucu toplum yeniden şekillenip değişim ve dönüşüme uğradı. Devlet kültürü değiştirilip dönüştürüldü. İyi eğitim, dürüst ve verimli yönetim, istişare ve şura, ehliyet ve liyakatle toplumun daha fazla kalkınabilmesi mümkündü. Toplumda yüksek değerler seviyesi daha fazla korunabilirdi. Bunlar arzulanan düzeyde oluşmadı. Değişim süreci dinamik bir oluşumdur. Gelecek planlaması için iç ve dış borç, tasarruf, yatırım, sanayileşme, şehirleşme ve uluslararası ilişkiler ekonomi politikasının belirlenmesinde rol oynayan göstergelerdir.

Yarınlarımız ve göz bebeğimiz gençlerdir. Ülkeler geleceklerini planlarken gençleri göz önüne alır. Gelecek nesiller fonu kurmuş ülkeler mevcut. Türkiye işsizlik olgusunu besleyen istihdam sorunu ile kırk yıldır karşı karşıyadır. İstihdam imkânları yeterince yaratılamadığı sürece işsizlik, ülkemizin en temel sorunu olmaya devam edecektir. Diğer önemli sorun siyasi, ahlaki ve hukuki değerlerimizde zayıflama oluşmasıdır.

Ekonominin büyüklüğü değişti. Dünyada yaşanan sıcak para bolluğundan Türkiye’de yararlandı. Devasa özelleştirme gerçekleştirildi. Ancak yatırımları çekecek güven ve istikrar gibi temel sorunlar yeniden hortladı. Oysa bilgi çağındayız, dijital rekabet hızlandı, teknoloji ucuzladı. Bugün teknolojik dönüşüm gündelik hayatı doğrudan etkiledi. Ekonomi ve ticaret alanlarında dijitalleşme, “dijital dönüşüm” çalışmaları, yeni nesil sermaye devrimi, akıllı ihraç platformu oluşturulma çabaları başladı.

TL’nin Dolara karşı değer kaybetmesi Türkiye’nin ilk 20 ekonomideki GSYH sıralamasını değiştirdi. Türkiye 2000 yılında dünyanın en büyük 17’nci ekonomisi iken 2020 yılında 18’nci sıraya geriledi. Birçok ekonomi kişi başına düşen 10 bin Dolarlık orta gelir tuzağından çıkma yolundayken, Türkiye bu seviyeler düzeyinde bir gelirle orta gelir tuzağına sıkışıp kaldı. Hissedilen enflasyon/hayat pahalılığı yazılı rakamlardan daha büyük gerçekleşti. 

Türkiye’de siyasi itişme yerine, toplumda herkes kendi içinde ve birbiri ile dürüstçe yardımlaşma ve “önce vatan” hizmetine yönelirse, ekonomide yerli ve yabancı sermayeye yeniden güven gelebilecek. Verimlilik ve tasarruf artışı yılmadan özenle uygulanmalıdır. Mevcut gelirlerle tasarruf yapılamadığına göre bireylerin gelir düzeyi arttırılmalıdır. Başta tarım olmak üzere yeni bir üretim stratejisi içinde “Üreten Türkiye Hedefi” gerçekleştirmelidir. Acilen büyüme, yatırım ve istihdam dengesi oluşturulmalıdır.

Öğrencilik yıllarımın üzerinden uzun bir dönem geçti. Bu sürede çok şey değişti, bu arada ülke de çok gelişti. Ancak toplum birbirine moral ve motivasyon aşılamak bir yana, sorunlarını acı bir kahve tortusu gibi sanki kırk yıllık zaman sonrasına taşımış gibi görünüyor. Eğer farklılıkları zenginliği olabilseydi, kültürel bütünleşme zedelenip yıpratılmasaydı bu ülke çok daha iyi olabilecekti. İnsanlar maddeci ve faydacı bir iklime girdi ve sorunların birçoğu maalesef değişemedi.

Tam bir hareketlenme, dengelenme ve ivmelenme olacakken farklı bir ekonomi modeli uygulaması ülkemizi bugünlere getirdi. Kırk yıldır tekerleği tümseğe çıkaralım derken yeni uygulama şimdilik en büyük sekteyi vurmuş oldu. Özetle kırk yıllık sorunlarımız çözülemedi, dönüşüp sadece müzminleşmişti. Şimdi yeni ekiple bir dönemece girmiş bulunmaktayız, umalım verimliliğe vesile olsun.

Dostlukla…

Ali Akça

aliakca2009@hotmail.com

04-06-2023
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir