Bir Yoksulluk - Ebru Şireci (Edebiyat)

Bir Yoksulluk - Ebru Şireci (Edebiyat)

A+ A-

Haziranın bunaltıcı sıcağında yolun sonuna yaklaştığını hissediyordu çocuk. Adımları ağırlaşmış, gözleri güneşin altında kızarmış ve kısılmıştı. Sanki güneşin yakıcılığı giderek artmıştı. Sağını solunu yokladı, köstebeğin birkaç adım önde toprağın altından çıkmakta olduğunu fark etti. O esnada yolun kenarındaki kara bir taşa gözü ilişti, öylesine siyahtı ki içine çekiyordu sanki kendisini.

İyice yanına yaklaşmak istedi, daha yakından görmek istiyordu. Ona doğru yürümeye devam etti, ama biraz olsun yaklaşamamıştı. Çocuk yaklaştıkça taş uzaklaşıyordu. Buna karşın taş gittikçe büyüyordu. Anlam veremedi çocuk, sihirli bir şeyler oluyordu. Ağzı açık biçimde olanları anlamaya çalışırken gök gürültüsüyle irkildi. Birden hava kararmaya başladı, olağanca hızıyla esiyordu rüzgar. Çocuk ıslanmaya başlamıştı. Etrafını görmekte zorlanıyordu. Tekrar kara taşa bakmak için döndüğünde siyahlar içinde birini gördü. Arkası dönüktü, kıpırdamıyordu. Onların varlığından habersiz gibiydi. Tanıdığı biri miydi? Birine mi benziyordu, yoksa bir duygu muydu bu? Tam o an, toprağın altından çıkan köstebek çocuğun yanına yaklaştı. "Bu yağmur ve fırtına... Hep umulmadık zamanlarda başlıyor." dedi çamurun içinden.

Çocuk, gözlerini siyahlar içindeki siluetten ayıramadan fısıldadı: "Bir şey var. Siyah giymiş biri var, bak orada. Onu tanıyorum gibi ama… ona asla ulaşamayacağımı hissediyorum." Köstebek başını çevirip baktı, hafifçe iç geçirdi. “Belki de tanıyorsundur. Yaklaşmadan ve yakından görmeden bilemezsin.” Çocuk adımını attı, ama figür bir sis gibi dağıldı. Hava daha da karardı, gökyüzü öfkeli bir deniz gibi dalgalanıyordu. Çocuk geriye döndü, köstebek hâlâ oradaydı. "Neden kayboldu, nereye gittiğini gördün mü?" diye sordu. Köstebek gözlerini kısıp havaya bakıyordu: "Sanırım bazı şeylere yaklaştıkça onları kaybediyorsun. Varlıklarından eminsin ancak elini uzattığında uzaklaşıyorlar, seslendiğinde susuyorlar.” dedi mırıldanarak.

Çocuğun gözleri bulanıklaştı, yoksunluğu teninde hissetti. Yüzüne tüm şiddetiyle yağmur damlaları vuruyordu. Boğazında bir şey düğümlendi, elini uzatıp boş havayı kavradı. Kendisinde büyük boşluklar yaratacak bir şeylerden yoksunluk duyuyordu. Çocuk, köstebeğe döndü, gözleri yağmurdan ıslanmış, düşünceleri ağırlaşmıştı. “Sence… eksiklikler neden var?” diye sordu. Köstebek, çamurun içine biraz daha gömüldü, toprağı eşeledi. “Eksiklikler… bir şeyin varlığını hatırlatır. Olmayanın izidir, bazen de yoludur.”

Çocuk gözlerini kırptı, siyahlar içindeki figürü tekrar görmek ister gibi gözlerini ufka dikti. “Ama ben ona ulaşmak istedim, biliyor musun? Çok istedim. Sanki hayatım boyunca peşinde olduğum bir şeydi o. Ama ben ne kadar yaklaştıysam, o, bir o kadar uzaklaştı.” Köstebek başını kaldırdı, hafifçe gülümsedi. “Bazı şeyler, sen onlara ulaşmaya çalıştıkça daha da uzaklaşır. Çünkü onların sana öğreteceği şey yaklaşmak değil, eksiklikleri sevebilmektir.”

Yağmur biraz hafiflemişti. Gökyüzü hâlâ dalgalanıyordu ama rüzgarın şiddeti azalmıştı. Çocuk derin bir nefes aldı, yüzünü gökyüzüne çevirdi. “Biliyor musun?” dedi köstebek, “Bazı eksiklikler tamamlanmak için değil, hatırlanmak içindir. Onları kabullenmek, onlarla yaşamak için.”

 

18-02-2025
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir