Ölü Ruhlar Bölgesi: Sınır İhlali - Fatma Nur Topel (Edebiyat)

Ölü Ruhlar Bölgesi: Sınır İhlali - Fatma Nur Topel (Edebiyat)

A+ A-

Ednef, sınıf camından Sevil Ormanı’nın sonbaharda çıplak kalmış ağaçlarına bakıyordu. Aklında, Yaşayanlar’ın arasına katılacağı günün heyecanı vardı. İki yıldır okulda bu anın hayalî görüntüleriyle zaman geçiriyordu. İntikamını almak için bin bir çeşit yöntem düşünüyor, her seferinde bir öncekini unutturacak dehşette şeyler buluyordu.

Şekil Değiştirme dersi öğretmeni Bayan Adyali, dersi dinlemeyen öğrencisini fark etmişti.
“Ednef, insan formuna girdikten sonra karşılaşılacak en önemli sorunlardan biri nedir?” diye sordu, en sevdiği öğrencisinin dikkatini kazanmak için.

Ednef, daldığı düşüncelerin hafif sersemliğiyle başını kaldırdı. Uykudan uyananların sesine mahsus bir boğuklukla:
“Eklemli uzuvların yönünün normalin dışında gözükebilmesi, Bayan Adyali.”

Bayan Adyali’nin yüzünde tatlı bir tebessüm belirdi.
“Tebrikler, Ednef. Ama lütfen derse daha iyi odaklan. Bu sene sizin için çok önemli,” dedi ve cümlesi çalan zil sesiyle son buldu.

Ednef, çantasına yerleştirdiği eşyalarıyla öğle arasında uğramayı en sevdiği yere gitmek için okuldan çıktı: Sevil Ormanı’nın aşağısına, insanlarla sınır olan Naka Nehri’ne. Burası, Ölü Ruhlar Bölgesi ile Yaşayanlar Bölgesi’ni ayıran sınırdı. Buradan öteye geçmek kesinlikle yasaktı.

Onun buraya gelmesinin en önemli nedeni, iki yıl önce nehrin ötesinde öldürülmüş olmasıydı. Bedeni hâlâ oralarda bir yerlerde yatmaktaydı. Bu hazin ve beklenmedik bir ölümdü onun için. Hatta ölüm onun için çok uzak bir şeydi. Resim üzerine okumak istiyor, dünyada görebileceği tüm güzellikleri gezmek istiyordu.

Ednef, ölümüne neden olan başındaki yaranın sızladığını hissetti. Daha önce hiç böyle olmamıştı. Etrafına baktı. Nehrin karşısında yürüyen birini gördü. Tanıdık bu yüzün kime ait olabileceğini düşündü. Birden tüm bedenine bir sıcaklık yayıldı. Katili karşısındaydı. İki yıldır intikam arzusu ile yanıp tutuştuğu adam oradaydı. Tek istediği, karşıya geçip onun ruhunu ızdırapla öldürmekti. Ama yasaktı. Yaşayanlar tarafından fark edilmesi, bölgeden atılmasına neden olabilirdi.

Bir süre gözlerindeki intikam ateşiyle adamı seyretti. Nehrin kenarına oturmuştu. Ednef, onun ellerindeki kanı hissediyordu. Son anında gördüğü yüz karşısındaydı. İçinde öyle büyük bir nefret vardı ki buna karşı gelmesi imkânsızdı. Derste öğrendiklerini hatırladı. Bütün yasaklara rağmen nehrin üzerinden sınırı geçti ve adamın arkasındaki ağaçların arasına saklandı.

İmas, nehrin kenarında dinleniyordu. Kassado’da işler tam istediği gibiydi. Kasabanın en zenginlerinden olmuş, istediği hayata erişmiş, istemediği insanları ortadan kaldırmıştı. Tabi bunda yargıç babası Rekli’nin yardımı çok olmuştu. Şimdi tüm bu stresten uzakta nehir kenarında oturuyordu. Ama bu keyfi uzun sürmeyecekti. Nehrin serin suyunda serinlerken bir ses duydu.  Ağaçların arasından gelen bu sesin yaprak hışırtısı olduğunu düşündü ama yine de birkaç saniye gözleriyle etrafı kontrol etti. Tam bu esnada çıkan şiddetli rüzgâr yerdeki her şeyi kaldırdı. Daha önce böyle bir şey görmemişti.

Ednef, ağacın ardında yaptıklarını dudaklarının kenarında beliren intikam gülüşüyle izliyordu.

İmas kalkıp gitmek istedi. Belli ki dinlenmek için yanlış zamanı seçmişti. Ama önünü sert bir yokluk kesti. Ne yana gitse bir duvara tosluyor, bir adım bile atamıyordu. Korkmaya başlamıştı.

İmas’ın korkusu Ednef’i keyiflendiriyor, ona güç veriyordu. Daha fazlası için ağaçların arasından “Kaybolma” büyüsüyle çıktı. Sesini tizleştirip çığlıklar, kahkahalar atıyordu. Havada bir o yana bir bu yana süzülüyor, görünmez duvarlar arasında sıkışmış İmas’ı seyrediyordu.

Zaman geçiyordu. Okula dönmesi gerekliydi ama o bu anın keyfini çıkarmak istiyordu. Duvarları kaldırdı. Görünmez ellerini İmas’ın boynuna geçirdi ve sıktı. Ne olduğunu anlamayan adam yere serildi. Korkudan titriyor, kaçmak için yol arıyordu.

O sırada Ednef uzaktan okulun zil sesini duydu. Dönmesi gerekiyordu artık. Bütün büyüleri kaldırdı. Toprak ve yapraklar yerine yerleşti, rüzgâr sakinleşti. İmas’ın boynundaki eller çözüldü. Adam öksürerek yerde debeleniyordu. Ednef, sınırın diğer tarafına geçti. Son bir defa, katili olan herifin korkudan titreyen bacaklarla kaçışını izledi. Bu keyifle kahkaha attı.

Okula dönerken “Acaba yaptıklarım anlaşılır mı?” diye düşünüyordu. Okulun en sevilen öğrencisi olarak disipline gitmesi kötü olurdu. Ama bu fırsatı bir daha yakalayamayabilirdi. “Hem sadece korkuttum, öldürmedim ki,” diyerek olanları kendince haklı çıkarmaya çalışıyordu. Ama işler öyle gitmemişti.

Müdüre Bayan Lalih, boş okul bahçesinin siyah, büyük demir kapısının önünde Ednef’i bekliyordu.

05-09-2025
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir