Bir Ben’lik Meselesi - Sümeyye Aksoy (İletişim Uzmanı)

Bir Ben’lik Meselesi - Sümeyye Aksoy (İletişim Uzmanı)

A+ A-

Hayat bazen her istediğini vermez insana. Elinden geleni yaptığını zannedersin, kendi dünyanda çırpınır durursun. Sonra bir bakmışsın ki benliğini sorgular olmuşsun. Neden var oldum? Yaradılış sebebim bu muydu? Neden mutlu değilim? Gibi gibi bin bir türlü sorular. Bu sorular aslında kendinize olan inancınız bitmeye başlayıp kabullenme evresine geçtiğinizde ortaya çıkar. Kabulleniş, aslında kendinden vazgeçmenin sinyalleridir. Farklılıklarını, seni sen yapan özelliklerini köreltip toplumun arasındaki renklerle bütünleşmeyi getirir. Bunlar farklılıklarını görmezden gelip sırf onlar gibi olmak isteyenlerin mücadelesidir.

Peki, size hiç yanlışla mücadele eden penguen Mino’nun hikâyesi anlatıldı mı?

Galapagos Adaları’nda yaşayan ve ömrünün 5 yılını geride bırakmış bir penguendi Mino. Ortalama 15-20 yıl yaşayan bu penguenlerin ömürleri göz önüne alındığında, Mino için ömrünün üçte birini bitirmişti diyebiliriz. Mino kanatları olduğu için kendini gökyüzündeki kuşlara benzeterek neden onlar gibi olamadığını sorgular dururdu. Onlar gibi özgürce uçabilmek, her şeyi yukardan izleyebilmek ve kendini kanıtlamak istiyordu. Ama ne kadar denese de kanatları onu taşımıyor ve hep yere yuvarlanıyordu. Bir gün bu kuşları gözlemleyerek ilerlemek istedi. Günlerce, haftalarca kuşlar gibi davranmaya başladı. Onlar gibi olursa başarabileceğine inanmıştı çünkü. Zaman birbirini kovalarken artık Mino’nun kendine inancı kalmamıştı ve o kabulleniş sırası gelmişti. Kendisini yeterli görmüyor, hiçbir zaman onlar gibi olamayacağını kabullenip benliğine küsüyordu. Sadece benliğine de küsmemiş, aynı zamanda gökyüzünün de onu kabul etmediğine inanmıştı. Bundan böyle kayalıkların arasından çıkmayacaktı. O kayalıkların arasında kendisine küskün bir şekilde ömrünü geçirmeye karar vermişti. Bir gün kayalıkların üzerinde balık avlayarak karnını doyururken bilge penguen Maki gelir ve söylenerek yanına oturur. Mino ilk karşılaştığında şaşırır neler söylediğini dinlemek ister ama içinden mırıldanmayı sürdürür Maki. Mino’nun sessiz ve düşünceli halini gören Maki “anlaşılan buraya ait değilsin” der. Mino duraksar ve içinden “o da anladı, anlaşılan benim burada yerim” yok diye düşüncelerini daha da karamsarlaştırır. Bilge penguenimiz uzun süren sessizliği bozmak için kendisini anlatmaya başlar. Yürümeyi ilk öğrendiğinde; korkak ama bir o kadar da istekli, kendini yaralayacak kadar azimli ama bir o kadar da duygusal yapıya sahip oluşu şimdiki bilgeliğinin temelini oluşturduğundan bahsederek Mino’nun karamsar bulutunu dağıtmayı başarır. Mino artık Bilge Maki’yi heyecanla dinlemeye başlar. Maki anlatır Mino umutlanır, gözleri parlar yine yeniden hayatın güzelliklerini hisseder. Saatler geçer ve ay dedenin ışığıyla aydınlanan kayalıklarda sohbetleri uzar gider. Mino artık kendisine yol gösterecek onu gökyüzüne taşıyabilecek olan biri olduğunu düşünür ve kendini ona anlatırken bulur. “Maki bak benim kanatlarım var tüylerimde gökyüzündeki kuşlar gibi siyah ve beyaz. Ama ben uçamıyorum. Bana uçmayı öğretir misin?” Maki önce duraksar ve onun aslında sadece bir yol göstericiye ihtiyacı olduğunu anlar ve ekler “Mino sen çok özel bir varlıksın bu adaların özel kuşusun. Senin bu kanat dediklerin aslında çok iyi birer yüzgeç biliyor musun?” Mino şaşırır ama o gökyüzüne ait olduğunu zannetti hep bunca zaman. Nasıl olurdu? Şimdi denizlere mi aitti yani? Peki, nasıl yüzecekti? Hiç yüzmeyi denemedi ki o gökyüzüne âşıktı. Kafasını yine çok karışmıştı doğru olan neydi? Mino denize mi aitti yoksa gökyüzüne mi? Söylenenlerin etkisinden çıkamamışken Maki, Mino’nun yanından ayrılır. Mino tüm gece uyumaz ve yeniden kendi benliğini düşünür.

Neden var oldum? Yaradılışımın sebebi bu muydu? Yoksa mutlu olacağım yer deniz miydi? Tüm düşüncelerin ardından sabah şafak söker ve Mino, Maki’yi bulmaya koyulur. Çünkü denize girmeyi ondan öğrenmek ister. Tüm uğraşlarının ardından Mino, Maki’yi bulur. Artık yeni hayatı için tüm denemeler yapmaya hazır, kendine yeniden inan bir Mino ortaya çıkar. Maki; ona bu serüvende denizi, denizin altındaki yaşamı, tüylerinin yüzerken aslında ona ne kadar da hız kazandırdığını, yüzgeçlerinin gerçekten de denize ait olduğunu gösterir. Mino artık özgür bir penguendir. Aslında bu özgürlükle birlikte tüm isteklerini gerçekleştirir; özgürce yüzebilen, denizin altındaki yaşamı yukarıdan izleyebilen ve kendisini kanıtlamış bir kuş olmayı başaran biridir.

Peki ya siz gerçekten istediklerinizi, hayallerinizi doğru alanda mı arıyorsunuz yoksa sizinde bir Maki’ye ihtiyacınız mı var? Unutmayın! Her zaman Maki sizi bulmayabilir ama siz içinizdeki Maki’ye daima göğüs gerin, diğerleriyle aynı renk olmaktansa kendi benliğinizi kabullenerek adımlar atmaya devam edin. Yılmayın, düşünce tekrar kalkın. Siz, siz olduğunuz için özelsiniz.

Charles de Gaulle’nin bir sözüne ithafen yazımı noktalamak istiyorum. “Mezarlıklar yeri doldurulamaz insanlarla dolu.” İçinizdeki ışıltı, siz açığa çıkartmadıkça göz kamaştırmayacaktır.

 

 

01-07-2024
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir