Kızım Sen Ne Okudun Şimdi: Sosyolojiyi Tanımlamak - Rümeysa Kaya (Sosyolog)

Kızım Sen Ne Okudun Şimdi: Sosyolojiyi Tanımlamak - Rümeysa Kaya (Sosyolog)

A+ A-

Tüm gençlerin kalabalık aile toplantılarında, bayramlarda karşılaştığı o olmazsa olmaz soru bana da yöneltiliyor elbette: “Ee kızım sen ne okudun şimdi?” Sosyoloji cevabını veriyorum ama verdiğim cevap, karşı tarafa bir cevap vermişim gibi gelmiyor çoğu zaman. O ne oluyor, öğretmen olabiliyor musun yani sorularının ardından, “aman kızım, okuyun kurtarın kendinizi hele de memur olabilirsen, ne ala” diyorlar ve o sırada konu çoktan başka bir yere dağılmış oluyor. İşte burada hep birlikte sosyolojinin benim açımdan ne demek olduğundan, bana bu soruyu yönelten akrabaların sosyolojiye neden bu kadar yabancı olduğundan ve hatta yaşanan bu anın sosyolojinin ta kendisi olduğundan konuşalım istiyorum.

En temelde sosyoloji, bilimsel bir yöntem kullanarak toplumsalı anlamaya yönelik araştırmalar yapan bilim dalı olarak tanımlanabilir. Ancak kanaatim; akademik düzeyde yapılmış ve yapılacak olan tüm tanımlamaların ötesinde, sosyolojinin, bizzat hayatın kendisi olduğudur. Sonuçta hepimiz bir ailenin, o ailenin kültürel- dini değerlerinin, vatandaşı olduğumuz ülkenin sosyo-ekonomik koşullarının içine doğarız. Bu koşullarla büyür ve geleceğimizi bu koşullar çerçevesinde kurarız. Yani aslında bana bu soruyu soran teyzelerin pek çoğunun yaşadığı kayınvalide-gelin çatışması da sosyolojiktir, bugün  halen daha gelişmekte olan ülkemizde, bir gencin yaşadığı gelecek kaygısı da sosyolojiktir. Ne var ki bu gerçeklik çoğu zaman unutulur ve sanki sosyoloji bizzat hayatın kendisi değilmiş de daha yüksekte ve yalnızca belirli bir kesimin “üstün entelektüel ilgisiymiş” gibi algılanır. Bu durumun en çelişkili ve üzücü yanı, bu yabancılığın, derya deniz toplumsal sorunu olan ülkemizde yaşanıyor olmasıdır.

Peki, ne yapacağız? Bence ilk ve en önemli adım, öncelikle bu alanda öğrenci yetiştiren kişilerin sosyolojiyi yalnızca üniversiteye hapsetmeyen bir bakış açısına sahip olmasıdır. En önce onlar sosyolojiyi akademik dilin keskin ve mesafeli yapısından kurtarmalıdır. Daha sonra medyanın gücünden yararlanılmalı ve sosyolojinin halk nezdindeki bilinirliği
arttırılmalıdır. Söz gelimi, ülke gündemine dair sorunların her akşam konuşulduğu “tartışma programlarında” tüm  meseleleri yalnızca gazetecilere yorumlatmak yerine, toplumsalı anlamayı bir meslek olarak seçmiş sosyologlara söz  hakkı vermekten başlayabiliriz. Böylece televizyon karşısındaki kişilerin, yaşadıkları sorunların nedenlerine dair düşünmesini ve sosyolojiyi daha anlaşılır ve hayatın içinde bir bilim olarak algılayabilmelerini sağlayabiliriz. Sosyolojiyi
anlaşılmaz, ulaşılmaz, yüksek konumundan çıkarmak için yapılabilecek en köklü şey ise; sosyoloji mezunlarına iş hayatında kendi mesleklerini icra edebilecekleri daha çok alan açmak, yani meslekleşme problemini ortadan kaldırmak olacaktır. Ancak bu şekilde sosyoloji “entelektüel bir ilgi alanı” olmaktan çıkıp olması gerektiği gibi, toplumu anlayan, topluma dokunan bir konuma erişebilir…

Biliyorum  ki, saydığım çözüm önerileri daha da genişletilebilir ve öyle hemen oluverecek kolay şeyler değiller. Fakat yine  biliyorum ki, kendini bildi bileli bu alana merak salmış olan biri olarak benim amacım her zaman; biri sosyoloji okudum dediğinde insanların gözlerinde daha az soru işareti görmek ve bir bilim olarak sosyolojiyi olabildiğince ait olduğu yere, toplumsal hayatın içine taşımak olacaktır.

17-05-2025
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir