Hayal Dağıtım Fabrikası - Fatma Nur Topel (Edebiyat)

Hayal Dağıtım Fabrikası - Fatma Nur Topel (Edebiyat)

A+ A-

Sabri, yumurtasının son lokmasını ekmekle sıyırıp çayından bir yudum aldı. Tatil günlerine özgü o rahatlıkla elinde çay bardağı, oturma odasına geçti. Çayını sehpaya, kendini koltuğa bıraktı. Haftanın en güzel günüydü çünkü hiçbir şey yapmak zorunda değildi. Tatildi. Hayal Dağıtım Fabrikası’na gireli henüz 6 ay olmuştu ama Sabri şimdiden sıkılmış, tatil günlerini dört gözle bekler hâle gelmişti.

Bu fabrika, insanlara hayal dağıtan bir yerdi. Önce bütün hayaller bu fabrikada toplanır, gerekli görülenler parlatılır ve istenilen kişilere dağıtılırdı. Sabri de bu sistemin “toplayıcı”larından biriydi. Büyük, beyaz bir çekçek arabasıyla söylenilen semtlere gider, dolaşır; insanların geride bıraktığı hayalleri toplar, fabrikaya getirirdi.

Fabrika şehrin tam ortasında, gizli bir alt geçitte yer alıyordu. İnsanların burayı bilmesi, çalışanların bu fabrika hakkında insanlarla konuşması yasaktı. Çünkü insanlara hayal aracılığıyla umut vermek yasaktı. En önemlisi kendi hayallerinin alınıp başkalarına verildiğinin öğrenen insanlar isyan edebilir, düzeni değiştirmeye kalkabilirdi. Bu yüzden Sabri topladığı hayalleri kartonların arasına gizler, öylece fabrikaya götürürdü.

Sabri uzandığı koltukta ilk defa işini düşünüyordu. Hayaller toplanıyordu toplanmasına ama dağıtılırken sahiplerine değil başkalarına gönderiliyordu… Daha süslü bir şekilde o hayali hiç kurmayanlara gönderiliyordu. Az çok para kazanıyor, ödemeleri de düzenli veriliyordu. Ama içini kemiren bir şeyler vardı. Aslında ne olduğunu biliyor ama adını anmıyordu.

Bir keresinde gecekondu mahallelerinin birinden bir hayal almıştı. Jelatini açılmamış bir hayaldi. Demek ki yeni kurulmuş ve kurulduğu gibi atılmıştı çöpe. Hayalin sahibi her hangi bir çabanın onu bu hayale kavuşturamayacağına inanıyordu anlaşılan. Kutu Sabri’nin ilgisini çekti. Merakına yenik düştü, bir duvarın dibinde gizlice açtı kutuyu. Işık saçıldı ilk önce kutudan dışarı. Daha dikkatli bakınca muhteşem bir düzenle kurulmuş, üzeri envaı çeşit yemeklerle dolu bir masa gördü Sabri. Masanın etrafını birbiriyle gülüşen, konuşan insanlar doldurmuştu. Kutunun içi huzur ve tokluk doluydu.

Sabri bu hayali alıp çekçek arabasının içine koydu, fabrikaya teslim etti. Bir gün dağıtımdan sorumlu Mehmet’le karşılaşınca aklına tekrardan bu hayal geldi. “Umarım hayal sahibine ulaşmıştır.” diye geçirdi içinden ve Mehmet’e jelatini üstündeki hayale ne oldu diye sordu. Ama Mehmet omuzlarını düşürerek gerçeği ona söylemek zorunda kaldı:

“Ah be Sabri, biz hayalleri insanları sevindirmek için toplamıyoruz. En azından o hayali kuran insanları… Biz onlardan aldıklarımızı…” sustu Mehmet. Etrafına baktı ve Sabri’ye yaklaştı. Sesini daha da alçaltarak “Yardım kuruluşu değil burası Sabri. Kafandan adaleti, hak etmişliği filan at.”

Elini Sabri’nin omzuna vurdu. Boş bir mide ve zayıf bir vücudun sesi yankılandı fabrika koridorunda. Sabri’nin yükleri omuzlarından dökülür gibi oldu bu sarsıntıyla ama geri tırmandılar yerlerine, zayıf olmalarına rağmen kasla kaplı bacaklarından.

Sabri, uzandığı yerden doğruldu. Oturdu içine göçmüş koltuğunun ortasına. İstese de başka kısma oturamazdı zaten. Kayar o oyuğa gelirdi. Başını ellerinin arasına aldı. Bu sefer kendi hayallerini düşündü. Neler neler düşlemişti de topladıkları gibi atmak zorunda kalmıştı çöpe. İstediği kadar çabalasa da kavuşamayacağını biliyordu bu hayallere. Bazen çalışkan, zeki, azimli olmak yetmiyordu kazanmaya. Şanslı olmak veya onlardan olmak gerekiyordu. Bu yüzden hayal kurmuyordu uzun zamandır. Sahip olabileceği kadarına razıydı. Çalışıyor, para kazanıyordu. Bunu da yaşayabilmek için yapıyordu.

Aklındakiler her gün bin bir zorlukla taşıdığı çekçekten daha ağır gelmeye başladı Sabri’ye. Çayına takıldı gözleri. Soğumuştu. Üzerini değiştirip dışarı attı kendini. Çoğu gri sıvalarıyla bırakılmış, birbirine yapışık binaların arasından geçti. Sokağın sonunda yürüyen bir gence takıldı gözleri. Başı bakışları gibi omuzlarından aşağıdaydı. Bir şey düşünüyordu belli. Elleri iki yanında sanki havayı döver gibi sallanıyordu. Her adımında vücudu yere daha sağlam basıyordu.

Sabri’nin yanından geçti genç. Rüzgârı çarptı yüzüne. O sırada Sabri gencin yere bir şey düşürdüğünü fark etti. Arkasından seslenmek istedi ama yerdeki parlak şeyin atılmış bir hayal olduğunu gördü. Aldı yerden hayali ve cebine koydu.

Bir süre öyle durdu kaldırımın kenarında. Sonra usulca yürümeye başladı gencin ardından. Uzaklaştı, durdu… döndü, başka bir sokağa saptı… Sabri genci izliyordu varlığını hissettirmeden. Ayakkabısının altında çatlamış kaldırımların üzerinde, demir kapıların ardından sızan yemek kokularının arasında süzülüyorlardı.

Genç, bir apartmanın bodrum katındaki daireye girdi. Sabri de birkaç saniye sonra gencin ardından girdi içeri. Daire kapısına kadar geldi, bir adım geride durdu. İçeride sessizlik konuşuyordu sanki. Gençten başka kimse yoktu anlaşılan.

Karasızdı Sabri. Cebinden paketi çıkardı. Jelatini açılmamıştı bunun da. Merakına yenik düşerek kenarından yırttı paketin. Aynı ışık bu kutunun içinden de süzülüyordu. İçerisinde geniş bir ev vardı. Çocuklar ve genç bir kadının kahkahası duyuluyordu. Bizim genç geniş bir terasta sofrayı kuruyordu. Hayalin sıcaklığı Sabri’yi bile rahatlatmıştı.

Sabri paketi kapadı. Rutubet kokusu rahatsız etmişti onu. Öksürmeye başladı. O sırada kapı açıldı. Genç karşısındaydı. Yorgun ama hala parlayan gözlerle ona bakıyordu. Şaşırmıştı da. Sabri elindeki paketi gence uzattı.

“Bunu siz düşürdünüz galiba?” dedi. Sesi yavaş ve yumuşaktı. Tıpkı bir sırrı verir gibiydi.

Genç, bakışlarını Sabri’den pakete, paketten tekrar Sabri’ye çevirdi. Hiçbir şey demedi. Sadece aldı. Cebine koydu. Başını eğdi ve kapıyı kapadı. Sabri orada birkaç saniye daha durdu. Ardından çıktı rutubet kokusunun içinden. Yürümeye başladı mahallede oyun oynayan çocukların arasında.

Çekçek arabası yoktu yanında. Bir yük yoktu bu kez sırtında, vicdanında.

09-08-2025
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir