Rodin - Gizem Harman (Türkçe Öğretmeni - Sosyolog)

Rodin - Gizem Harman (Türkçe Öğretmeni - Sosyolog)

A+ A-

Kimdir bu meşhur Rodin?

Kim olduğunu biliriz aslında, adından hemen çıkaramasak da.

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bahçesinde o meşhur heykelin bir kopyası bulunur. İşte o düşünen adam heykelin esas mimarıdır o.

Auguste Rodin…

Elleriyle ilmek ilmek işler mermeri.

Döneminde herkes, öğrencisi olmak için sıraya girmiştir.

 Ama konumuz bu değil.

Rodin ile Camille arasındaki toksik aşkı konuşacağız şimdi.

Çalkantılı, tutkulu, bir o kadar acı dolu…

Bir aşk, bir kadını delirtir mi?

Bakacağız…

Ustası olarak görüyordu Camille, Rodin’ i.

Camille o kadar yetenekliydi ki,

Heykelleri yontarken kendi ruhunu bulurdu genç kız.

O, bu dünyaya heykeltıraş olmak için gelmişti.

‘‘Ben sadece taşın fazla kısmını atıyorum. Geride heykel kalıyor.’’ diyordu.

Rodin ile Camille tanıştığında, kız henüz on sekizindeydi.

Rodin ise kırklarında bir adam.

İkili bir süre sonra birlikte çalışmaya başladı.

Genç kadın, mermerlere bir nevi hayat veren ustasına mankenlik yapıyordu.

Olacak ya.

Celladına âşık oldu kız.

Rodin çapkın.

Hayatında birisi bile var üstelik.

Rose…

Rodin, Rose ile evli değil ancak ayrı da değil.

Ancak Rose’ a aşkı, Camille’ yı reddecek kadar güçlü de değil.

Zaman ilerledi böyle.

İki tutkulu, iki aşık.

Kavgalar gürültüler kopmaya başladı.

Rodin, Rose’ dan ayrılmıyordu.

Camille, buna dayanamaz olduğunda ardına ayrılıklar geliyor, çok geçmeden yeniden barışıyorlardı.

Rodin söz veriyordu.

Başka kadınlar olmayacaktı.

Değişecekti.

Değişir mi?

Hırs bürümüş her yerini.

Heykelleri ile tarihe adını yazdırmak istiyordu.

Kadınlardan kopamıyor, Camille’ yi kandırmaya devam ediyordu.

Camille, eserleri ile Rodin’ i gölgelemeye başladı.

Kız işinde öyle iyiydi ki…

Bazıları, Rodin’ in Camille’ nın heykellerini kendisi yapmış gibi gösterdiğini fısıldaşıyor, ‘‘Rodin, öğrencisinin fikirlerini aşırıyor.’’ Diyerek kıyılarda konuşuyordu.

Adam, genç sevgilisine duyduğu ilgi ve onun kendisinin önüne geçmesi fikri arasında bocalayıp duruyordu.

Bir ipin iki ucu gibi…

Duyguları kime çarpsa zehirliyordu.

İşine duyduğu haz, dağlar kadar büyüktü adamın.

İki kadını hırsları ve sevgi kırıntılarıyla oyalıyordu.

Rose, üzüntü içinde bir köşede âşık olduğu adamın kendisine dönmesini bekliyordu.

Çok sakindi.

Sabırlıydı.

Camille ise genç, hoyrat.

Üstüne üstlük, neredeyse hocasından başarılı.

Rodin’ in aşkı ve kıskançlık duyguları birbirine giriyor, kızın uçları ile oynuyordu.

Hayatta her şey bir çizgide ilerler mi?

Her şey, kendisini bir sonuca bağlayacak olaya gebedir.

Sonunda,

Camille hamile kaldı ve bebeğini kaybetti.

Büyük bir sinir krizi kapıya dayandı.

Daha fazla dayanacak gücü kalmadı.

Tüm eserlerini parçaladı, bütün öfkesiyle Camille.

Kulağında ‘‘metres’’ sesleriyle…

Öyle bir buhrandı ki,

Küllerinden yeniden doğmuyor,

Ölüyordu.

‘‘Delirdi.’’ dedi ailesi.

‘‘Götürelim akıl hastanesine.’’

Camille, kapatıldı bir odaya.

Ruhu artık kaldırmıyordu.

Tam otuz üç sene hastanede kaldı Camille.

Bir başına geçen otuz üç sene…

Bir aşk, delilik ve buhran dünyaya getirdi.

Rodin ise koşa koşa gitti yeni hayatına.

Şaşırtmadı.

Rose ile evlendi.

Camille’ den geriye mektubunda dile getirdiği şu sözler kaldı:

‘‘Ben böyle, bir başına ölmeyi hak edecek kadar büyük ne yaptım?’’

 

 

 

27-05-2024
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir