Black Swan Filminde Dönüşüm - Ayşe Karaca Aydın (Senaryo Yazarı)

Black Swan Filminde Dönüşüm - Ayşe Karaca Aydın (Senaryo Yazarı)

A+ A-

Darren Aronofsky tarafından yönetilen film 2010 yılında ilk gösterimine girmiş ve büyük bir gişe başarısıyla beraber birçok ödülün sahibi olmaya da hak kazanmıştır. Psikolojik gerilim ve dram kategorisinde yerini almaktadır. 
Film, kuğu gölünün Thomas Leroy adlı bale yönetmenin yeni yorumuyla sahnelenme süreci üzerine kuruludur. Kuğu Gölü’nün yeni yorumunda beyaz kuğu ve siyah kuğunun her ikisini bir canlandıracak baş dansçı olmak, her dansçının en büyük hayali olduğu gibi Nina’nın da en büyük takıntısıdır. Nina için tüm hayat baleden ibarettir. Hayatı, uğraşları, tutkusu, takıntısı tamamen bale üzerinedir. 
Kuğu gölünün uzun yıllar yüzü olmuş büyük dansçı Beth, Nina için büyük bir rol modeldir. Beth’in yaşlanması sebebiyle onunla devam etmeme kararı alan Thomas bu rol için uygun adayı aramaya böyle aramaya başlamıştır ve Nina da böylelikle yeni gözdesi olmuştur. Nina’nın mükemmeliyetçilik takıntısıyla kendisini kısıtladığını anlayan Thomas onu, kendisine karşı koyması için kışkırtır. Nina, Thomas’tan etkilenir ve Thomas Nina için cinsel açıdan da bir takım kırılmaları başlatmış olur. Nina mükemmel olmayı değil olmayı ve hissetmeyi öğrenecektir.
Nina, New York’ta bir bale okulunda eğitim alan genç ve güzel bir kadındır. Annesi ile beraber yaşar. Kendisi gibi bir balerin olan ama Nina’ya hamileliğinden dolayı baleyi bırakan annesi, Nina’nın bale üzerine kurulu hayatını oluşturan en büyük etkendir diyebiliriz. Annesi, Nina’nın iyi bir balerin olmasını çok istiyor ve onun beyaz kuğu olarak kalarak hep onun kanatlarının altında olmasını temenni ediyor. Bu istek Nina’nın üzerinde baskıcı bir tahakküme dönüşüyor ve kontrol çabası her şeyi kontrolden çıkaran etkenlerden biri haline geliyor. 
Nina’nın utangaç ve kırılgan bir yapıya sahip oluşu annesinin otoriter tavırlarına karşı pasif kalmasına ve kendi özünü değil annesinin tasarladığı kimliği yaşamasına uygun zemini oluşturur. Nina açık renk kıyafetler giyerken annesi onun zıddı olarak hep siyahı tercih eder ve bu durum onların ne kadar zıt düştüğünü gösteren ruh hallerinin bir dışavurumu gibidir. Nina, her ne kadar edilgen bir yapıya sahip olsa da hayattaki tüm enerjisini baleye yükler ve rolü almak için tüm hırsıyla büyük ve yorucu bir mücadelenin içine girer. Annesi Erica’nın başarı odaklı oluşu Nina için başarının şart olmasına ve başka bir ihtimalin söz konusu olmamasına tekabül eder. 
Nina yoğun bir şekilde alıştırmalarına devam etse de gösterisini izleyen Thomas onun yalnızca beyaz kuğu için iyi bir tercih olduğunu söylüyor. Nina saf, masum, narin ve zarif kişiliğiyle, duruşuyla yani bütünüyle beyaz kuğuyu andırırken hayat tarzı da onun öyle olduğuna dair bazı belirtiler sunuyor. Pembenin hâkim olduğu ve oyuncaklarla dolu odası, hep açık renk kıyafetler tercih etmesi buna verilebilecek en göze çarpan örneklerdir. Nina kişiliğiyle örtüşen rolünü bütünüyle yerine getirirken siyah kuğuyu yani özgür, bilinmezlik ve karanlık tarafı canlandırmada bocalaması hayat tecrübesinde bu alandaki zayıflığının somutlaştırılmış bir hali gibidir.
Bale, Nina için hayatın ta kendisi iken bu takıntı Nina üzerinde psikolojik ve bedenen bir çöküntünün yolunu açmaktadır. Nina, başlarda normal bir halde oyununu sergilerken giderek kaygılı bir hal almaya başlar ve artan endişesi, histerik halleri her sahnede gözümüze çarpmaya başlar. Başarılı olma, iyi bir dansçı olma saplantısı onu kendini tırmalayarak gözle görülür çapta zarar vermesiyle somut bir hal alır. Fiziksel açıdan bu şekilde zararlar baş gösterirken Nina’nın metroda, aynalarda kendi halüsinasyonlarıyla karşılaşması onun gerçeklik algısını yitirmeye başladığının ve ruhsal açıdan sağlığının giderek bozulduğunu gösterir. Nina’nın toz pembe hayatı giderek pembesini kaybetmeye başlar. 
Bu rolü almayı büyük bir saplantı haline getiren Nina, kendisini hiç olmadığı biri gibi hissetmenin ne denli sancılı olacağını yaşayarak öğrenir. Siyah kuğu olmanın, kabuğundan çıkmanın ve karanlık tarafla yüzleşmenin sarsıcı etkisine kendini bırakmıştır.
Beth, gibi iyi bir dansçı olma hayali Nina’nın gözünü karartarak Beth’e ait bir takım eşyaları çaldıracak noktaya getirir. Beth’e ait ruju sürerek onun hissiyatına bürünmeye çalışan Nina bu yol için her şeyi mübah görebilen biri haline dönüşmüştür bile. Filmin sonlarına doğru Beth kaza yaptığında ve son ziyarete gittiğinde yanında çaldığı eşyaları götüren Nina, masaya tırnak törpüsü, rujla beraber bir takım eşyalar da bırakır ve bunun yanlışlığının farkına varır ama Beth’i tırnak törpüsüyle kendini öldürüşünün halüsinasyonunu gördüğünde oradan hemen kaçacaktır.
Bir gün rol için seçildiğini öğrenir. İstediği olmuştur ama her şey yeni başlamaktadır. İçindeki kötülüğü serbestçe bırakabilmelidir. Kendisine rakip olarak gördüğü Lily siyah kuğu rolünü kendisinden çok daha iyi yapabilmektedir çünkü özgür ve rahattır içindeki kötülükle barışık birisidir ve rahatça rolün içine girer. Nina’nın siyah kuğuda başarılı olma saplantısı ve bu rolün ruhunu bir türlü yansıtamaması Lily’e karşı bir kıskançlık duymasına neden olur. Nina, strese girdikçe ve bocaladıkça bu rolün içine daha çok sıkışıp kalır. Kendisine zarar vermelere ve annesiyle daha çok çatışmalar yaşamaya başlar. Lily, böyle bir zamanda çıkagelir ve Nina onunla dışarı çıkmaya kabul ederek annesinin güvenli alanını terk eder. Bu onun için önemli bir başkaldırıdır. Nina, içindeki siyah kuğuyu uyandırır. O gece sarhoş eve gelir annesiyle büyük bir tartışma yaşar, ona şiddet bile uygular, kendisini odasına kapatır Lily’i yanında varsayarak onunla birliktelik yaşar. Annesi mükemmel, küçük ve beyaz kuğusunu kaybetmenin korkusuyla bu rolün artık kızı için iyi olmadığı kanısına varır ve ertesi günkü gösteri için Nina’yı uyandırmaz. Nina uyandığında derhal gösteri alanına gider ve hazırlıklara başlar. Nina’nın içindeki karanlığın büyüsü dışarı çıkmaya can atar. Sahne sırası ona gelir. 
Annesinin kanatlarının altından çıkan masum ve beyaz güzellik artık özgürlüğe kavuşur ve içindeki karanlığı tanır. Beyaz kuğu rolünde kendini kanıtlayan Nina, sahnede bu rolü kusursuz yapması beklenirken hata yapar ve düşer bu onun siyah kuğuyla daha yakından bir özdeşleşme yaşadığının göstergesidir. Siyah kuğuyu en derininde hissederek dışarıya yansıtır ve seyirciye sunar hatta siyah kanatlarının çıktığı o dönüşüm sahnesi en can alıcı andır belki de. Nina, beyazdan siyaha büyük bir dönüşüm geçirerek bir uçtan diğer uca sıçramıştır. Yıkıcılığın etkisi onu öylesine sarmıştır ki sonunda kendisini de yok etmeye etmiştir. 

 

 


Kaynakça

https://pixabay.com/photos/ballerinas-dance-ballet-dancers-1376250/

13-11-2025
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir