Vitrinden Aynaya - İlayda Orhan (Psikoloji -  Öğrenci)

Vitrinden Aynaya - İlayda Orhan (Psikoloji - Öğrenci)

A+ A-

            El ve cep arasında mekik dokuyan desenli bir mendil -desenini hangi kumaşçıdan seçersen oranın havasını taşırsın-, yıldızlı tokalarla döşenmiş saçlar ülke bayraklarına benziyor… “Bugün ne giysem?” sorusunun kutsallık, gündelik ve birçok açıdan değerlendirilmesini içeren yüzyılların moda evriminde biz hangi kişiliğimizi savunan bayrağı taşıyoruz?

            Renklerin psikolojisi uzun bir süredir insanların gündemine oturan ilginç bir konu. Mavi huzur verir, yeşil doğadır, kırmızı aksiyon… Ana renkler ve ana renklerle oluşturulan ara renkler; içinde bulunduğumuz her renk taşıdığımız şekle göre tonlanır ve hayatımızı hep belirli tonlar içerisinde yaşarız. Tıpkı renkli giyinen ve siyah giyinen iki kardeşin stereotipik olarak zihnimizde kişiliklerinin oluşması gibi bizler, içinde bulunduğumuz tarzı mı yansıtırız, tarzımız mı bizi şekillendirir? İşte sorular ve cevaplanması zor birkaç yüz konu…

            Elbette moda ve insan kavramları birbirini etkileyen çift başlı bir ok gibi düşünülebilir. İki ucu da birbirini gösteren bu aile ağacında önümüzde yüzlerce terim ve yüzlerce açıklama var. Dikkat çekici bir örnek olarak enclothed cognition terimi (Giyinmiş Biliş) bize şu soruyu sorar: Giydiklerimiz bizi nasıl değiştirir? Konu psikoloji olduğunda karşımıza çıkan ilk şeylerden biri deneyler olur, burada da Adam ve Galinsky’nin 2012 yılında yürütmüş olduğu bir çalışmayla karşı karşıya kalıyoruz. Çalışma kısaca şöyle: İki önlük, biri doktor ve biri ressam önlüğü. Aslında fiziksel olarak birbirinin aynısı olan bu iki önlüğü giyen kişilerin dikkat ve odaklanma gibi konulardaki performansları karşılaştırılıyor ve bu çalışmanın sonucunda giysilere verdiğimiz sembolik anlamın aslında ne denli değiştirici bir faktör olduğunu görebiliyoruz. Buna ek olarak giysi seçimlerimizin dopamin ve serotonin gibi hormonları doğrudan etkilemesi de modayı bizim için psikolojik açıdan daha değerli bir kavram hâline getiriyor. Böyle düşününce gardırobumuza bakmak biraz daha ilginç gelebilir.

            Yazının sonuna gelirken, böyle bir konuda Erving Goffman’ı anmadan geçmek hoş olmayacağı için bu konu üzerinde de “tiyatro sahnesi” metaforuna değinmek paha biçilemez olacaktır. Moda ve tiyatro sahnesi… Bu ikiliyi bir arada düşününce insanın gözünde kırmızı bir perde ve klasik müzik canlanması muhtemel olabilir ancak Goffman’ın bahsettiği tiyatro sahnesi bu değildir. Ona göre giysilerimiz, rollerimizi oynamakta birer kostüm niteliği taşıyabilir. Yani biz insanlar her gün kendimize belirlediğimiz bir tiyatro sahnesine çıkıyor, orada rolümüzü başarıyla yerine getirmek için giyinip kuşanıyor ve diğer oyuncuların bizleri nasıl göreceklerini kendimiz belirliyoruz benzetmesi bu metafor için güzel bir nokta olacaktır.

            Peki siz bu sahnenin neresindesiniz? Mendilini cebine koymayı unutmuş bir Harvey Specter mı, tokasını defterin arasına sıkıştırmış bir Misa Amane mi, yoksa ekranın diğer tarafındaki izleyici mi? İşte, aynaya bakarken aklımızın kenarına dokunacak ve belki de bir süre orada yer alacak bir başka soru…

26-06-2026
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir