Arkadaşım Rousseau  - Elanur Bekiroğlu (Edebiyat)

Arkadaşım Rousseau - Elanur Bekiroğlu (Edebiyat)

A+ A-

Jean-Jacques Rousseau büyük bir yazar ve düşünürdür ve edebiyat camiasi tarafından saygı gören biridir. Onun toplumsal eşitlik içeren fikirleri, yazıları Fransız Devrimine yön vermiştir ve insan ahlakını her zaman zenginlikten, kökenden üstün tutmuştur. Bu tür fikirleri ile öne çıkan yazarımızın kadınlar hakkında fikirlerine baktığımızda ise sanki çok farklı bir evrene geçiş yapıyor gibiyiz.

Rousseau’nun “ The Social Contract” (1762) ve “Discourse on Equality” (1755) kitaplarını okumuş insanlar Rousseau’nun ve onun gibi düşünürlerin arkadaşı olmak isterler. İnsan eşitliğini savunan bir birey sevilir ve el üstünde tutulur. Onunla aynı dönemde yaşıyor olsaydık arkadaşı olmak isterdik değil mi? Fakat kendisi bu eserleri ile ne kadar saygın biri gibi görünse de “Emile, Treatise on Education” (1762) kitabı ile bir çok kişinin sempatisini yitirmiştir. Önceki kitaplarını okuyan ve seven kişiler için bu kitap kafa karıştırmıştır. İdeal bir birey yetiştirme üzerine yazılmış bu kitap insanların kafasında Rousseau’yu “ kadın düşmanı” olarak insanların beynine kazımıştır.

“ Kadınlara çok az özgürlük verilmesi ya da hiç verilmemesi boşuna değil, çünkü özgürlüğü elde ettikten sonra onu kötüye kullanıyorlar. Erkek gibi kusurlu bir yaratığa itaat etmek için yaratılmış, genellikle ahlaksızlıklarla dolu. Gençliğinde adaletsizliğe katlanmayı ve kocasının hakaretlerine uysalca katlanmayı öğrenmelidir.” (Emile, Treatise on Education)

Erkek ve kız çocuklarının yetiştirilmesini anlatan bu kitapta iki cinsiyet için farklı eğitimlerin verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Kız çocuklarının eğitiminin dikiş, nakış ve ev işleri konusunda yoğunlaşması gerektiğini yazmıştır. Bu sisteme göre yazarımızın verdiği tek bir istisna var; okuma ve yazma. Bu eğitimin diğer becerilerin önüne geçmeyecek şekilde öğrenilmesi gerektiğine izin veriyor kendisi. Ne kadar da nazik ve düşünceli bir adam, temel eğitimimize izin vermeyi düşünebilmiş. Zayıflık ve pasifliği dişil özellikler olarak adlandıran Rousseau kadınların sadece erkeği memnun etmek için var olduğunu söylüyor. Bu tür fikirleri savunan yazarımızla ikinci paragrafta bahsettiğim “arkadaş olmak isteği “ hemen zihnimizden kayboluyor çünkü kendi ile çelişen birisi ile kim arkadaş olmak ister ki?

Okurları ikilemde bırakan konu ise böyle bir yazarın gördüğü saygıyı hak edip etmemesi. Eserlerinin edebiyat ve siyaset üzerinde bıraktığı etkileri önde tutup düşmanlığını göz ardı edip kendisine edebiyat konuşmalarında yer vermeye devam mı etmeliyiz yoksa kendi ile çelişmesini aklımızda tutarak kendisini eserleri ile yaşatmayı bırakmalı mıyız? Seçim sizin.

 

04-11-2025
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir