Bana Bir Adım, Size Bin - Buse Aslan  (Yazar)

Bana Bir Adım, Size Bin - Buse Aslan (Yazar)

A+ A-

Fazla olan her şeyin değerinin düştüğüne inanarak büyüdüm. İnsanlar çoğaldıkça yalnızlığım arttı, sesler çoğaldıkça içimdeki uğultu derinleşti. Bir şey ne kadar çoksa, o kadar ucuzdur diye düşündüm hep. Bu yüzden yıldızları da sevemedim; gökyüzünde milyonlarca oldukları için değil sadece, hepsinin aynı olduğuna inandığım için. Ulaşılmaz bir kalabalık. Parlak ama hissiz. Gözlerimi her kaldırdığımda, bana ait hiçbir şey bulamayacağımın garantisi gibi.

Ama yıllar geçtikçe fark ettim ki sorun yıldızlarda değildi; ben hiçbir kalabalığın içinde kendime ait bir şey bulamıyordum. Kendi içimde bile. İçimde bir göğe ihtiyacım vardı aslında, kabul edemedim. Çünkü kabul edersem, kaybolmuşluğumu da kabul edecektim.

Bir zamanlar biri bana, bir şeye değer vermek için tek olması gerekmediğini söylemişti. “Sen insanlardan milyonlarca var diye, ruhuna bağlı olanı eşsiz bulmaktan vazgeçer misin?” demişti. O cümle içime bir diken gibi batmıştı çünkü o an fark ettim ki ben hep değerleri yanlış yerlerde aramışım. Teklik üzerinden, kayıp korkusu üzerinden, nadide olma ihtimali üzerinden. Oysa değer bir taneyle sınırlandırılamayacak kadar genişti. “Sırf altın madenleri var diye anneannenin yüzüğüne değer vermez misin?” diye eklemişti. O yüzüğü düşündüğümde anladım ki mesele sayı değil, hikâyeydi. Ama yine de içimdeki başka bir ses “Pek alakalı olduğunu sanmıyorum,” diye mırıldanmıştı. Çünkü ben o sırada yalnızca kendimi savunmak için konuşuyordum.

O ise ısrarla bunun alakalı olduğunu söylemişti. Ve şimdi yıllar sonra, kendi başıma yürüdüğüm bu sokakta, hafifçe esen rüzgâr saçlarımı savururken, o sözlerin yankısı hâlâ kulağımda: “Sen gökyüzüne baktığında taş parçaları görüyorsun, ben ise ruh görüyorum. Kayıp giden, parlayan, büyük veya küçük ruhlar. Her biri ayrı; görünüşleri, içlerinde barındırdıkları elementleri ve isimleri hatta süreleri farklı bir ton yıldız.”

O zaman anlamamıştım. Şimdi anlamak için çok geç olup olmadığını bilmiyorum.

Kötü olan şu ki, ne zaman gerçekten bir şey anlamaya yaklaşsam, içimde bir ses beni geriye çekiyor. Kendimi korumak için olsa gerek. İnsan bazen yalnızca yanlış bildiğini bile bile yanlışta kalmanın huzurunu ister. Doğruya adım atmanın beraberinde getirdiği sorumluluk, yük ve değişim korkutucudur çünkü. Benim için fazlasıyla öyle oldu.

Bazı geceler kendi kendime konuşuyorum. Boş bir odada yankılanan sesim, sanki başka birine aitmiş gibi geliyor. Anılarımı sıralıyorum, yüzleri, olayları, dönüm noktalarını. Ama sonra fark ediyorum ki çoğu anı gerçekte yaşanmamış; ben yalnızca hatırlamak istediğim şekliyle yeniden yazmışım. Kendime sahte güzel anılar biriktiriyorum. Çünkü gerçeğin sivri köşeleri dizlerimi yaralıyor. Çünkü gerçek bazen fazla soğuk, fazla sert, fazla keskin. O yüzden biraz yalan, biraz hayal, biraz cilalı bir geçmiş daha güvenli geliyor.


Kaynakça

Görsel: unsplash.com

25-11-2025
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir