Kırmızı Alarm: Normalleştiriyoruz - Aydan Cengiz (Sosyolog)

Kırmızı Alarm: Normalleştiriyoruz - Aydan Cengiz (Sosyolog)

A+ A-

  Uzun zamandır herkesin hemfikir olduğu bir konu var: “Her şeyi normalleştiriyoruz.” Anormal olması gereken her şey “normal” çünkü normalleştirmezsek hayatımıza devam edemeyeceğimizi düşünüyoruz. Şu an hoparlörden biri çıkıp “Sokağa çıkma yasağı gelmiştir.” dese birkaç gün bu duruma söyleniriz ardından ise hemen o durumu benimseriz. Yaşam tarzı olarak her türlü değişime hazırız. Ancak bazen bu değişim, iyi yönde karşımıza çıkmayabiliyor. Ve bu durum, bizi sadece bir ya da iki gün konuşturuyor ardından ise büyük bir sessizliğe bürünmemize neden oluyor.

  Örneğin, geçinmeyi; evde oturmak, market alışverişi yapabilmek olarak görüyoruz. Sadece temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek bile bizi susturmaya yetiyor.  Asgari ücretle çalışan biri, bir pantolon almak istediğinde maaşının %10'unu buna harcamak zorunda kalıyor. Ya da en basitinden bir kitap alırken maaşının %4'ünü, %5’ini buna harcıyor. Ve bahanemizi hazırlayarak, sanki bir şeyler almak ihtiyaçlarımız dahilinde değil de ekstra bir şeymiş gibi davranıyoruz. Eğlenmeyi, mutlu olmayı “lüks yaşam” olarak görmeye başladık. Kafeye gitmek, dışarıda gezmek gibi sosyal aktiviteleri lüks yaşam tarzı içine alıyoruz. Ve “Evde oturmak varken niye daha fazla para harcayalım ki?” diyerek olan durumun üstünü örtüyoruz. Seyahat edebilmek için bile servet harcıyoruz ve bu durumu sorgulamak yerine hemen kabulleniyoruz. Her şeyin bu kadar pahalı olması, önceden kolay ulaşabildiğimiz her şeyin zor ulaşılabilen ya da ulaşılamayan bir şey olması bile artık normal. Alışmışlığın verdiği rahatlıkla sorgulamıyor, çözüm aramıyoruz. Sorunlarımız bir yerde yazılı duruyor ve biz sadece soru sorabiliyoruz.

  Sağlığımız bozulduğunda ise başka bir hastalıklarla kıyaslayarak kendimizi avutuyoruz. "Daha kötüsü olabilirdi." diyerek şükrediyoruz. Kötüyü daha kötüyle kıyaslıyoruz. Bazen ise kendi sağlığımızı bir kenara bırakarak, başkalarının sağlığı üzerinden nasıl kâr edebiliriz diye düşünüyoruz.

  Son zamanlarda sosyal medyada hem fiziksel hem psikolojik olarak engelli bireyler üzerinden para kazanıldığını görür hale geldik. Onların konuşma tarzlarını, düşüncelerini ve davranışlarını kameraya alarak dalga geçmek için sosyal medyada paylaşıyorlar. Ve bu durumdan para ve takipçi kazanıyorlar. Hem hastalığı hem de dalga geçmeyi normalleştiriyoruz ve bunu para kazanmak için kullanılan bir araç haline getiriyoruz.

  Ve en önemli konu ise eğitim. Eğitimin içindeki eğitimsizliği normalleştiriyoruz. Okuduğumuzu anlayamıyor, yorumlayamıyor ve en önemlisi ise çözüm üretemiyoruz. Eğitim, zaten bunları yapabilmemiz için ortaya çıkan bir kurumken, eğitim adı altında eğitimsizliğe doğru ilerliyoruz. 

Kısacası “İyi olanı; daha iyi, en iyisi yapmak yerine, kötüyü kötüyle kıyaslayarak anormal olan her şeyi normalleştiriyoruz.”  

 

 


Kaynakça

1. Görsel: joan16v. (2020), Kırmızı Alarm, Amazon.com

10-02-2025
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir