Peşin Hüküm - Sümeyye Aksoy (İletişim Uzmanı)

Peşin Hüküm - Sümeyye Aksoy (İletişim Uzmanı)

A+ A-

Zifiri bir karanlık kimsecikler yok sokaklarda. Ürkütücü bir uğultu. Neden buradayım? Evimin yolunu kaybettim. Nasıl ulaşacağım tanıdıklarımda? Yüzümde korku dolu bir ifade. Olduğum yeri sorgularken kendimi güvenli alana çekmek istiyordum. Etrafıma bakınarak ıssız bir ara sokakta yürüyordum. Birden arkamdan gelen “heeyy” sesiyle hemen arkamı döndüm. Simsiyah giyinmiş ayakta durmakta zorluk çeken ve bana doğru gelen iri yapılı biri. Onun o hali beni daha da korkuttu. Hızlı adımlarla uzaklaşmaya başladım oradan. Ben hızlandıkça o da hızlanıyordu daha fazla bağırarak üzerime geliyordu. Nasıl kurtulacaktım ne istiyordu benden. Avazım çıktığı kadar bağırmak istiyordum ama sesim çıkmıyordu. Arkama baka baka kaçıyordum sadece. Nefes nefese kalmış artık gücüm bitmişti. Ne kadar daha koşmaya dayanabilirdim bilmiyorum. Bana yaklaştı mı diye arkama dönüp baktığımda aramızda çok az bir mesafe olduğunu gördüm tekrar önümü döndüm ve “patt”. Bir yere çarpmıştım yerden hızlıca kalktım ve onu gördüm kimdi bu. Etraf birden aydınlandı. Karabulutlar dağılıverdi. Naif bir ses tonuyla “iyi misin” dedi. Kalbim; hissettiğim korku ve birini bulabilme sevinciyle çok daha hızlanmıştı. “İyiyim, teşekkü…”

Dırrrr dırrrr (07.00 okul alarmı)

Nefes nefese uyandım “Ohh rüyaymış. Karanlığıma aydınlık olan kimdi acaba” diye içinden geçirebildim sadece kalkıp güne başlamalıydım. Rüyanın etkisinden çıkamamış derste sürekli dikkatim dağılarak dalıp gidiyordum. Arkadaşım Nazlı sürekli uyarıp “bu konular sınavda çıkacak derse odaklan” diyerek bana kızıyordu. Okuldan sonra arkadaşlarımla kafeye gideceğimiz için mutluydum. Onlarla vakit geçirmeyi seviyordum çünkü. Okul bitti artık biraz da eğlence vakti. Etkisinde kaldığım rüyayı arkadaşlarıma anlatırken sanki o anı tekrar tekrar yaşıyordum. Heyecanla konuşurken o sırada masaya bir arkadaşımız daha eklendi. Masada hoşgeldinler, nasılsınlar konuşulurken gözüm yan masaya takıldı. Yıllar önce sınıf arkadaşlığımız olan ama epeydir de görüşmediğimiz birini gördüm. Gözlerimizle birbirimize selam verdik ama onun masasında arkası dönük oturan kişiye gözüm ilişti. Sonra pek de umursamayıp sohbete yeniden dahil oldum. Masada uçuşan gülüşmelerle akşamı tamamlandık.

3 ay sonra

Sabah erken saatlerinde ötüşen kuşların sesine eşlik eden çaydanlık fokurtusu sesi. Mutfaktan gelen nefis tost kokusu ile içerden gelen o ses “Hadii uyanın artık kahvaltı hazırr”. Nefis bir kahvaltıyla güne başlayıp kütüphanenin yolunu tuttum. Üniversite hayalleriyle günümü geçirirken çalışmalarımı daha da sıklaştırmıştım. Kütüphanede zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor dersler arasında kayboluyordum.

Kısa bir mola vermek için dinlenme alanına giderken kahvemi alıp oturdum. Zihnimi dinlendirip tekrar derse dönmeliydim. Bu düşünceler arasında gezinirken bir ses geldi arkamdan. “Aa Yağmur merhaba.” Arkamı döndüğümde geçenlerde kafede karşılaştığım eski sınıf arkadaşımdı. “Merhaba Enes” diyerek sohbete başladık uzun zaman olmuş görmeyeli zamanla değişmişiz, ikimizde büyümüşüz aslında. Bunları fark edince garip hissediyor insan.  Tam sohbetimizi bitirdik ben derslere döneyim derken Enes’in yanına biri yaklaştı. Göz göze geldik tanıyor gibi oldum ama rahatsızlık vermeden kitaplarıma döndüm. Çalışmam gereken dersler beni bekliyordu. Zaman geçmiş akşam olmuştu günün yorgunluğuyla evin yolunu tuttum.

Üniversite sınavına az bir zaman kaldı. Süreçten yeterince yorulmuş ve sıkılmıştım. Günleri geri sayıyor o gün için heyecanlanıyordum. Zaman geçti dersler çalışıldı. Sınav günü geldi geçti sonuçlar açıklandı. Artık bir üniversite öğrencisiydim. Yeni hayatıma başlamanın verdiği heyecan ve bilinmezliğin korkusuyla hazırlıklarımı yapıyordum. Kısa süre sonra üniversite derslerim başlayacak bunca çabamın karşılığını alacaktım.

1 sene sonra

Üniversitede ilk yılımı tamamlamış yeni hayatıma alışmıştım. Derslerin sorumlulukları, okul projeleri ve çeşitli faaliyetlerle günümü geçiriyorum. Bugünde bir faaliyet sebebiyle eve geç dönecektim. Okuldaki işlerimi bitirip evin yolunu tuttum.

Otobüsten indiğimde zifiri bir karanlıkta kimsenin olmadığını gördüm sokaklarda. Sokak lambalarının hepsi kapalıydı. O karanlığın getirdiği esaret tüylerimi ürpertmişti. Eve hemen gidebilmek için adımlarımı hızlandırdım. Etrafıma bakınarak ıssız bir ara sokakta yürüyordum. Birden arkamdan gelen “heeyy” sesiyle hemen arkamı döndüm. Simsiyah giyinmiş ayakta durmakta zorluk çeken ve bana doğru gelen iri yapılı biri. Sesimi çıkarmadan hızlıca ilerliyordum. Ama bir dakika bu nasıl olur ben bu anı daha önce yaşamıştım. Hatırlamaya çalışıyordum bir şeyleri. Bulanık yerler canlanıyordu gözümde. Evet evet ben bunu rüyamda görmüştüm. Eve çok yaklaşmıştım korkuyordum ama bunu hissettirmemek için de ekstra çaba içindeydim. Adımlarımın hızlanması ve sokakların karanlık olması sebebiyle ayaklarım sürekli takılıyor düşeyazıyordum. Evimin olduğu sokağa dönerken karşıma biri çıkıverdi. Enes’in yanında gördüğüm kişiydi bu. Birini görmenin vermiş olduğu rahatlıkla içimdeki korkuyu dizginlemiştim. Arkamı döndüğümde arkamdan gelen kişinin adımları yavaşlamıştı. O an Enes’in arkadaşından rica ederek evime bırakmasını istedim. Neydi bu tesadüf mü? Rüyam gerçekleşmiş miydi? Rüyalar gerçekleşebilecek enerjiye sahip miydi?

Evin yolunda bana eşlik eden birinin olması bir nebze de olsa içimi rahatlatmıştı. Az önce yaşadığım korku, rüyamın gerçekleşme ihtimallerini düşünerek ilerliyordum ama hala tam anlamıyla sakinleşebilmiş değildim. Evimin önündeki ışıklandırmalar açıktı aydınlığı görmek iyi hissettirmişti. Korkum azalmıştı. Bu sebepten tekrar arkama dönmek istedim. Döndüğümde arkamdan gelen kişinin hala peşimde olduğunu gördüm. O an sadece Enes’in arkadaşı Emre’nin kolunu sıkabildim. Donup kaldım aniden. Evimin yakınında daha aydınlık ve yalnız olmamamın etkisiyle “Ne istiyorsun?” diye bağırdım. Adam aydınlığa doğru yaklaştıkça aslında ayağının alçıda olduğunu ve yürümekte zorlandığını fark ettim. Elinde bir şeyi göstererek “bekleyin lütfen” dedi. Emre’nin yanımda olması bana güç veriyordu ve Emre de adama seslenerek “ne oldu?” dedi. “Hanımefendi otobüsten inerken çantanız açıktı ve o an cüzdanınız yere düştü bende alıp size seslendim ancak yanlış anlaşıldım buyurun cüzdanınız” dedi. O an cüzdanımı kaybetmedim diye sevinmeli miydim yoksa insanlığa olan inancımı kaybettiğim için üzülmeli miydim? Sadece teşekkür edip cüzdanımı alabildim.

Bizi kötü düşünceye daima iten şey bizim önyargılarımız mı yoksa herkesin bencilleşerek kötüleşmesi bizde savunma mekanizması mı oluşturdu? Belki yürüyüşüne, giyimine aldırış etmeden dinleseydim bu korku dolu anı yaşamayacaktım. Ama ya o gerçekten kötü biri olsaydı? Bizi bu çıkmazda bırakmadan, korkarak yaşamaya mahkûm olmadığımız güzel günler olması ümidiyle.

12-11-2024
Konuk Düşünce Yazarları

Konuk Düşünce Yazarları

info@medyacuvali.com

www.medyacuvali.com

Konuklardan Diğer Yazılar

Bu yazılar da ilginizi çekebilir