Sokak Hayvanları Yasası ve Şiddet

Sokak Hayvanları Yasası ve Şiddet

A+ A-

Gittikçe artan şiddet, hepimizi hem korkutuyor, hem de şaşırtıyor. "Yok artık bu kadarı da olmaz" dedikten kısa bir zaman sonra tekrar aynı cümleyi söylüyoruz. Şiddet eğiliminin artmasında pek çok faktör etkili olmaktadır. Özellikle küçük yaşlardan itibaren şiddete maruz kalmak ve tanık olmak, yetişkinlerin empati becerisinin geliştirilmesine karşı tutumları, başka insanlara ve canlılara o toplumda nasıl davranıldığı gibi. 

Başka insanlara ve canlılara nasıl davranıldığı o kadar önemli bir ölçüttür ki, psikopat eğilimleri olan kişileri tanımak için kullanılan en önemli kriterlerden biridir. Psikopat eğilimleri olan kişilerde başka canlının acı çekmesinden zevk alma ve bunu defalarca kez tekrarlama eğilimleri olur. Her toplumda her çeşit kişilik bozuklukları görülür. Ancak toplumun eğilimine göre bunlar artar ya da azalır. 

Bir yıl önce çıkan sokak hayvanlarına karşı olan yasa, insanların, çocukların sokak hayvanlarına karşı daha acımasız davranmasına, nasıl olsa öldürülecek diyerek istedikleri gibi hayvanlara şiddet uygulamasına fırsat vermiştir. Hayvanların daha ölmeden önce diri diri gömülmesi, uygun olmayan koşullardan dolayı feci durumlara gelmesi hatta parçalanması normal karşılanmaya başladı. O durumda da psikopat eğilimleri olanların kendilerini kontrol etmelerine neden gerek olsun ki? Kedinin duvardan duvara çarparak öldürülmesinde ne kötülük var ki!!! Cezve'yi öldüren kişinin annesinin söylediği gibi bir kedi yüzünden niye hapse girilsin ki? 

Başka canlının acı çekmesinden zevk alınması mürekkep lekesi gibi hızla yayılır.Özellikle henüz ergenlik çağında olanlar, bu dürtülerini kontrol etmeye teşvik edilirse hem kendileri, hem de toplum için çok daha yararlı insanlar olurlar. Oysa psikopat eğilimlerin coşturulması ile, çocuklar için de toplum için de çok daha kötü sonuçlar ortaya çıkar. 

Devlet 25 yıldır sokak hayvanları hakkında yapması gerekenleri yapsaydı, böyle bir sorun hiç olmayacaktı. Böyle bir sorun olduktan sonra da toplumun ruh sağlığı ile ilgili hiçbir şey düşünülmeden apar topar, vicdanları kanatacak kararlar alınması da başka sorunları yaratacaktır. Bazı kararlar sadece siyasi kararlar olarak alınmamalı, toplum ruh sağlığı üzerindeki etkisi düşünülmelidir. 

Çok geç olmadan her yönü düşünülmüş  programlarla yeni çözümler üretilmesi dileğimle...

 

26-08-2025
Dilek Türkoğlu

Dilek Türkoğlu

Psikiyatrist Dr.

İlk, orta ve lise eğitimimi Ankara Dikmen Lisesi"nde tamamladım. 1992 yılında Hacettepe Ü. Tıp Fakültesinden mezun oldum. Aynı yıl yapılan TUS sınavları ile çocukluğumdan beri istediğim psikiyatri ihtisası yapmaya hak kazandım. 1997 yılında Çukurova Üniversitesi Psikiyatri A. B. D da uzmanlığımı tamamlayarak Hacettepe Ü. Sağlık ve Rehberlik Merkezi"nde göreve başladım. 2001 yılında Hacettepe Üniversitesi"deki görevimden ayrılarak ODTÜ Sağlık ve Rehberlik Merkezi"ne başladım. 2009 yılında hekimler için tam gün  yasasının gündeme gelmesi nedeni ile devlet memurluğumdan istifa ettim. O zamandan beri kendi muayenehanemde  çalışmaktayım.

2004 yılında kurulan Ankara Tıbbi Hipnoz Derneği"nin (ATHD) kurucu üyelerindenim. ATHD, 2000"li yıllarda Türkiye"de hipnoz hakkında bir şey bilinmediği ve bu yüzden çaresiz insanların tıp dışındaki insanlar tarafından hipnoz adı ile suistimal edildiğini gözlediğimiz için, etik çalışan ve hipnoz hakkında doğru  bilgileri topluma yayan bir dernek olması amacı kurulmuş bir dernektir. Şu anda  derneğimizin  başkan yardımcılığı görevini gururla üstlenmekteyim.

2010-2020 yılları arasında Milliyet gazetesi Ankara ekinde de haftada bir olmak üzere köşe yazıları yazdım. 

Medya Çuvalı"nın ilk oluşmaya başladığı yıllardan beri, Medya Çuvalı ailesinin  bir parçası olmanın mutluluğu ile yazılarıma Medya Çuvalı" ndan devam etmekteyim. 

Evliyim, bir oğlum var.

 

0 542 725 88 08

0 542 725 88 08

drdilekturkoglu@gmail.com

Diğer Yazıları

Bu yazılar da ilginizi çekebilir