Çocuklara Ne Oluyor?

Çocuklara Ne Oluyor?

A+ A-

Aile terapisinde sık sorulan sorulardan biri “ Eğer çocukta bu sorun çıkmamış olsaydı, nerede sorun nerede gözlenirdi?” sorusudur. Çünkü çocuk ailenin en şeffaf, en dinamik kısmıdır. Ailede bir sorun olduğunda bu sorun en önce çocuklardan fark edilir.

Aynı şey toplumlar için de geçerlidir. Bir toplumda çocuklarda sorunların belirgin hale  gelmesi, toplumdaki değerlerde, önceki dengeden uzaklaşacak kadar belirgin sorunların ortaya çıktığı anlamına gelir. Toplumun etik, ahlaki, moral değerlerinde değişmeler başladığında,  bunlar ilk olarak toplumun en dinamik parçası olan çocuk ve gençlerde kendini gösterir.

Örneğin, o toplumda adalet yerine güç değer kazanıyorsa çocukların birbirleriyle olan ilişkilerinde de zorbalığın yaygınlaştığını, buna paralel olarak da  zorbalığa dur diyecek olan daha sağ duyulu olan grubun sesinin kısıldığını görürüz. Böyle bir durumda, adalet, vicdan, merhamet gibi kavramların önem verildiği bir ailelerde büyüyen çocuklar, kendileri de zorbalığa maruz kalmamak için ya seslerini  çıkaramazlar  ya da onlar da ezik, güçsüz gibi tanımlanarak zorbalığa maruz kalabilirler.

Tabii ki hangi değer öne çıkarsa çıksın, tüm değerlerdeki değişimler toplumdaki bireyleri aynı miktarda etkilemez. Her durumda olduğu gibi burada da bir çan eğrisi oluşacaktır. Bazı çocuklar farklı nedenlerden dolayı şiddete daha meyilli olabilir. Bu durum her dönemde belli bir oranlarda olur. Ama çan eğrisi ortalaması sağduyu, adalet, merhamet , vicdan gibi kavramlara daha yakınsa, bu çocuklar ya yeterince büyük bir sayıya ulaşıp harekete geçme noktasına gelemiyorlar ya da büyük çoğunluk tarafından onaylanmadığı için kolayca kontrol altına alınabiliyorlar.

Toplumdaki onaylanan değerler ve liderlere göre çan eğrisi kayar. Ne pahasına olursa olsun, istediğini elde etmek akıllılık, diğerlerini ezmek güçlülük gibi tanımlanıyor ise çocukların oyunlarında, arkadaş ilişkilerinde bunun yansıması mutlaka görülecektir . Sağduyu, adalet, merhamet gibi kavramlar güçlenirse şiddet eğilimleri yangına dönüşmeden söndürülür.

Bu sebeple, toplumdaki çocuklar ve gençlerdeki son zamanlarda gördüğümüz , şiddet eğilimlerinin,  toplumla ilgisine bakılmaksızın  yorumlanması anlamlı değildir. Çocuklara/gençlere ne oluyor diye şaşkınlıkla soranlara söyleyeceğimiz tek şey var. Topluma ne oluyorsa çocuklara da o oluyor. Toplumun değerlerindeki değişimler,  o yaş grubunun hareketli doğasından dolayı daha önce ve daha kontrolsüz eylemlerle ortaya çıkıyor. Çocuklar ve gençler eskiye göre daha merhametsiz, daha kötü değil. Toplumun bugünlerdeki yüceltilen değerleri neyi besliyorsa o güçleniyor, o kadar.

Yaşamda herşey birbiriyle bağlantılıdır. Doğadaki ekosistemi, toplumdaki vicdani ve ahlaki değerleri değiştirmenin, bozmanın bedelleri hiç tahmin edemeyeceğimiz sonuçlarla karşımıza çıkar. Çocuklar,  televizyon kanallarından verilen mesajlardan, liderlerin tavırlarından, toplumdaki olaylardan  oynadıkları oyunlardan ve daha pek çok faktörden etkilenir. Ancak bunların çoğu birbiriyle paralel gider zaten. Örneğin bu dönemde  vicdan ve merhametin toplumun ana değerlerinden olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Ülkemizde ve belki de dünyada güce tapılan bir dönemdeyiz. Dolayısıyla çocuklar da bu rüzgarın bir parçası. Bu sebeple, çocuklar bozuldu demeden önce biz ne yapıyoruz demek lazım. Rüzgarın yönünü değiştirmek için, çocuklara güç uygulamak , onları ezmek, dışlamak yerine öncelikle vicdan, ve merhamet ve adalet kavramlarına önem vermeliyiz.

Sağduyu, adalet, vicdan ve merhametin ana değerlerimiz olduğu, çocuklarımızın ve toplumumuzun huzur içinde olduğu yaşadığı günler dileğimle…

 

17-06-2026
Dilek Türkoğlu

Dilek Türkoğlu

Psikiyatrist Dr.

İlk, orta ve lise eğitimimi Ankara Dikmen Lisesi"nde tamamladım. 1992 yılında Hacettepe Ü. Tıp Fakültesinden mezun oldum. Aynı yıl yapılan TUS sınavları ile çocukluğumdan beri istediğim psikiyatri ihtisası yapmaya hak kazandım. 1997 yılında Çukurova Üniversitesi Psikiyatri A. B. D da uzmanlığımı tamamlayarak Hacettepe Ü. Sağlık ve Rehberlik Merkezi"nde göreve başladım. 2001 yılında Hacettepe Üniversitesi"deki görevimden ayrılarak ODTÜ Sağlık ve Rehberlik Merkezi"ne başladım. 2009 yılında hekimler için tam gün  yasasının gündeme gelmesi nedeni ile devlet memurluğumdan istifa ettim. O zamandan beri kendi muayenehanemde  çalışmaktayım.

2004 yılında kurulan Ankara Tıbbi Hipnoz Derneği"nin (ATHD) kurucu üyelerindenim. ATHD, 2000"li yıllarda Türkiye"de hipnoz hakkında bir şey bilinmediği ve bu yüzden çaresiz insanların tıp dışındaki insanlar tarafından hipnoz adı ile suistimal edildiğini gözlediğimiz için, etik çalışan ve hipnoz hakkında doğru  bilgileri topluma yayan bir dernek olması amacı kurulmuş bir dernektir. Şu anda  derneğimizin  başkan yardımcılığı görevini gururla üstlenmekteyim.

2010-2020 yılları arasında Milliyet gazetesi Ankara ekinde de haftada bir olmak üzere köşe yazıları yazdım. 

Medya Çuvalı"nın ilk oluşmaya başladığı yıllardan beri, Medya Çuvalı ailesinin  bir parçası olmanın mutluluğu ile yazılarıma Medya Çuvalı" ndan devam etmekteyim. 

Evliyim, bir oğlum var.

 

0 542 725 88 08

0 542 725 88 08

drdilekturkoglu@gmail.com

Diğer Yazıları

Bu yazılar da ilginizi çekebilir