Şimdi değilse…
Sorunlarını konuşarak çözmeye o kadar alışmışsın ki. Sakin kalabilmeyi, uzlaşabilmeyi öğrenmişsin şimdiye kadar. Bilmemişsin bağırıp çağırmayı. Hiç denememişsin bile vurup yok etmeyi.
Ve bir gün tüm bildiklerin, inandıkların seni yerle bir etmiş. Önceden bildiğin doğrular, yanıltmayan hisler terk etmiş seni.
Konuşmanın bir faydası olmadığını söylediklerinde kanadın kırılmış. Yine de inatla uçmaya çalışmışsın, olmamış.
Sessizliğe sarılmışsın kendine tutunacak bir dal gördüğün için. Sessizliğin, içinde tuttuğun bir çığlık
olduğunu çok sonradan fark etmişsin.
Her anlamda iyiyi düşünen olmak, ısrarla bu çabada kalabilmek fazla ağır bir yük değil mi? Ve asıl kötüsü; en büyük acımasızlığı kendine yaptığının farkında bile olmayışın.
Zihnin, bedenin her biri yavaş yavaş tepki vermeye başlamış. Sen düşünmemeye çalıştıkça aklına üşüşmek için fırsat kollar ya tüm ihtimaller. Kaçamamışsın onlardan.
Öncesinde aklına bile gelmeyen, gelse dahi konduramadığın her ihtimal o an mantıklı görünür olmuş. Akıl tutulması dedikleri böyle bir şey mi?
Zihnini boşaltmaya, her bir parçayı doğru yere yerleştirmeye ihtiyacın var. Belki birinin yardımıyla belki tek başına. Ağırlığının altında ezildiğin tüm yükünün azalarak biteceğine inan. Bugün değilse yarın…
Kaynakça
Görsel kaynak: www.pexels.com