Görülmeyen yok mudur?
Önceden kaygılarımız yoktu geleceğe dair. Anı yaşamak gerekiyordu ve sonuna kadar hakkını vererek yaşıyorduk da. Ve en güzeli mutluyduk…
Zaman ilerledikçe sorumluluklarımız arttı. Dertlerimiz çok da küçük olmamaya başladı.
Yavaş yavaş başa çıkmayı öğrenmeye başladık. Ama buz dağının görünen kısmıydı yaptığımız. Derinlerde ne olduğunu bilmiyorduk. Üstüne gitmek hiç aklımıza gelmedi. O kadar yorgun düşmüştük ki ardına bakmadık. Korktuk belki de başa çıkamayacağımızdan.
Alışmasan da kabulleniyorsun bir zaman sonra. Kendini bu düzene ait hissetmesen de böyle yaşamayı öğreniyorsun. Bir zaman sonra tehlikeleri nasıl çözerim sorusunu bırakıp bana nasıl dokunmaz diyerek kaçışlar yaratıyorsun kendine.
Birçok bencillik de böyle ortaya çıkmıyor mu zaten? “Önce ben” demeyi fazla abartınca “sadece ben” e döndü olay. İşin içinden hiç çıkamadık sonra.
Herkes kendini kurtarma peşine düştü.
Herkes kendi dünyasında
Kendi halinde mutlu olabilmeyi denedi.
Denedi ve başarılı olamadı.
Kaynakça
Görsel kaynak: www.pexels.com