Yarım Kalan Cümle
Birini hep en son haliyle hatırlarsın ya…
O gün ne dediği, nasıl dediği zihninden çıkmaz. Onu her hatırladığında, o son konuşma yeniden canlanır. İşkence gibi, kelimesi kelimesine hem de. Sesini unutmazsın. Söylediklerini de.
Öncesinde her ne yaşandıysa, son sahne her şeyi sıfırlar sanki. Çünkü insan bazen bir hikâyenin tamamını değil, son cümlesini hatırlar sadece. Geriye elinde bir tek o kalmış gibi.
Sonra günler birbirini kovalar, haftalar geçer, aylar geçer. Hayat kendi ritmine döner.
Ve bir gün tanıdık bir ses duyduğunda… Bu ihtimali hep düşünmüşsündür aslında ama yine de hazırlıksız yakalanırsın. Kum saati gibi her şey tersine döner.
Tüm kum taneleri yavaş yavaş yeniden akmaya başlar. Bir anlığına kontrolü kaybettiğini düşünürsün. Paniklersin. Kumların altında kalmışçasına nefesin daralır.
Sonra bir şey fark edersin.
Sen aşağıda değilsindir.
Yukarıdaki taraftasındır.
Kumların yanından geçip gitmesine izin vermişsindir. Zaman akmış, sen de onunla birlikte yürümüşsündür. Korktuğun gibi kumların altında kalmamışsındır.
Bazen olur öyle.
Her şeyi sil baştan yaşayacağını sanıp korkarsın. Oysa bazı şeyleri yeniden yaşamak değil, bir zamanlar yaşadığın şeyin sende bıraktığı izi hatırlamaktır o.
Ve insan, aylarca aklında taşıdığı bir cümlenin aslında bir son değil, yarım kalmış bir cümle olduğunu çok sonra anlayabilir.
Kaynakça
Görsel kaynak: www.pexels.com