Güvenli Liman…
Mutlu olduğunda paylaşmak istersin. Sevincine ortak olsunlar, seninle birlikte heyecanlansınlar diye düşünürsün. Ama kimin hangi niyetle yaklaştığını her zaman bilemezsin. Zamanla öğrenirsin ki kötü gün dostu sandığın herkes, iyi gününde yanında kalmaz.
“İyi ol ama benden daha iyi olma” düşüncesinin gölgesini gördükçe bunu daha iyi anlarsın. Çünkü insanın yanında birilerini bulması en çok da mutlu olduğu zamanlarda zorlaşır. Hissedersin ama adını koymak istemezsin. Sahtelik, ben buradayım diye bağırdığında bile.
Sonra ne mi olur?
Kendine küçük bir dünya kurarsın. Daha az konuşur, daha az paylaşır olursun. Hayatında olup bitenleri anlatmaktan vazgeçersin. Çünkü güven eksikliği sessizce yerleşmiştir içine. Bu kez risk almak istemezsin. Her şeyi kendi içinde çözdüğünü sanırsın. Mutluluğunu da üzüntünü de kimseye göstermezsin. “Bunu da hallederim” diye diye içinde ne kadar çok şey biriktirdiğini fark etmezsin bile.
Ama insanın taşıyabileceği yükün de bir sınırı vardır.
Bir gün bakışların ele verir seni, bir gün sessizliğin.
Akıllandığını düşünürsün artık. Yine kaçarsın güvenli limanına. Orayı birkaç kişi bilir; geri kalanlar varlığından habersizdir. Bazen düşünürsün: Beni buraya yanlış seçimler mi getirdi, yoksa sadece dinlenmek için mi buradayım?
Fakat kaçtığın şeyler peşini bırakmaz. Uzaklaşmak istediğin her ne varsa, zihninde seninle konuşmaya devam eder. Onları düşünmemek için kendine o kadar çok uğraş bulursun ki… Durmadan çalışır, oyalanır, hareket edersin. Hem bedenin yorulur hem ruhun.
Çünkü durmayı unutmuşsundur.
Durursan, susturmaya çalıştığın düşüncelerin yeniden gelip seni bulacağından korkarsın. Ve bir noktada yönünü kaybettiğini fark edersin. “Çünkü pusulan bir kez yanlış gösterdiyse, doğruyu gösterse bile inanamazsın.”
Kaynakça
Görsel Kaynak: www.pexels.com