Duvarların Ardından…
Bilinmezlik korkutucudur.
Ve çoğu zaman yeterince cesur olamadığımız için ondan kaçarız. Kaçtıkça da sanki hiç karşımıza çıkmayacakmış gibi düşünürüz.
Yüzleşmek… üzerine gitmek…
Düşüncesi bile ürkütür.
“Korkularını ancak böyle yenebilirsin” sözlerini duyar ama çoğu zaman görmezden geliriz.
Ama hayat, ördüğün duvarların içinden ibaret değildir.
O güvenli sandığın konfor alanının dışında, henüz tanımadığın bambaşka bir dünya vardır.
Üstelik o duvarların arkasında ne olduğunu da aslında bilmezsin.
Sadece kendini güvende hissettiğin için merak etmeyi ertelersin.
Ve bir gün…
Hayat bu ya… kendini ansızın dışarıda bulursun.
Sanki biri seni alıp oraya bırakmış gibi.
Ne zaman, nasıl olduğunu anlamadan, düşünmeye fırsat bile bulamadan yeni bir dünyanın içinde kalırsın.
Artık duvarların arkasında değil, önündesindir.
Bir duvar yıkılmıştır. Hem de sen fark etmeden.
Başta ürkek adımlarla ilerlersin.
Ama zamanla o adımlar hızlanır.
Bir bakarsın, koşuyorsun.
Ve o an fark edersin:
Gözünde büyüttüğün kadar korkutucu değildir hiçbir şey.
Aksine, sana öyle iyi gelir ki.
Kendine kocaman bir “iyi ki” dersin. Her şey bir adımla başlar.
Ve sonrası düşündüğünden çok daha kolay gelir.
Hatta öyle ki, kendi hızına sen bile şaşırırsın.
Kendinle yeniden tanışırsın. Bu yolculuk öyle hoşuna gider ki.
Artık ne duvar vardır ne de sınır.
Çünkü onların hepsi aslında zihninin içindeydi.
“Yapamam” dediğin her şeyi, o duvarların ardına itmiştin.
Onların seni koruduğuna inanmıştın.
Güvende kalmanın tek yolunun, yerinde kalmak olduğunu sanmıştın.
Oysa dışarıdaki dünya…
Tüm bilinmezliğiyle çok daha merak uyandırıcıdır.
Ve kendini değiştirip dönüştürdüğün o yolculuk, sandığından çok daha güzeldir.
Kaynakça
Görsel kaynak: www.pexels.com