Hissetmenin Mucizesi
Herkese merhabalar… Umarım iyisinizdir. Bugün tam şu an da ait olduğumuz yer ya da zaman neresi diye sorsam nasıl cevap verirsiniz? Aklınıza ilk gelen ya da en son gelen durumları düşündüğünüzde, düşüncelerle mi yoksa duygularla mı farkındalık yaşıyoruz. Yaşadığınız herhangi bir günü bana anlatmanızı istesem, nasıl ifade ederdiniz?
Rutin dediğimiz durumlar da bile yoğun stres altında hissedebiliyoruz. Sanki acelemiz varmış gibi bir şeylere yetişmeye çalışıyoruz ya da bir şeylerin yetersiz olduğu hissine kapılıyoruz. Zamanın hızlı geçmesi bizi korkutuyor fakat çoğunluğun geleceğe yönelik pek bilgisi ya da ilgisi yok aslında. Yani çoğunluk, ‘anı yaşamanın’ daha önemli olduğunun farkında. Gelecek noktasında olumlu ya da olumsuz düşünceler döngüsü içerisinde kaybolabiliyoruz. Tam da bu noktada fark etmemiz gereken bir şey var; o da duygular- düşünceler- davranışlar birbiriyle ilişkilidir.
Düşünce ve davranışları en çok etkileyen, duygular diğer adıyla hislerdir. Bazı konuları sürekli duyarsak bir süre sonra o konulardan sıkılır ya da o konulara karşı duyarsızlaşma yaşayabiliriz. Örneğin negatif haberleri izlemek, ilk zamanlarda kalp atışınızı hızlandırsa da şu anda kötü bir haber olduğunda alışmış şekilde tepki veriyoruz. Bu durum alışma yani sıradanlaşmadır. Halk arasında bu durum hissizleşme olarak da ifade edilmektedir.
Örneğin sevdiğimiz bir oyuncunun yeni filmi çıktığında, tuttuğumuz takım şampiyon olduğunda, sevdiğimiz şarkıcı yeni album yayınladığında mutlu oluruz. Fakat son günlerde sıkça duyduğum durumlar arasında artık artık güzel haberlere karşı da yoğun duygu hissedemediklerini söylüyorlar. Bu durum bana hissetmenin mucizesinin önemini hissettirmektedir. Yani şu anda hala olumlu ya da olumsuz bazı duygular hissedebiliyorsak, bu duygu durumumuzun güçlü olduğunu, olayları anlamlandırırken düşünce ve davranışlarımıza yön verebileceğimizi gösterir. Hislerimiz, sandığımızdan çok daha önemlidir. Çünkü hayatta birey olarak varlığımızı sağlarken, duygu, düşünce, davranışlarımıza yön vermede, hislerimiz bizi yönlendirir. Davranışlarımız, duygulardan bağımsız olmadığı gibi düşüncelerimiz de duygularımızın etkisi altındadır. Yani hissetmek, bizim var olmamızı sağlayan önemli durumlardandır. Günümüzde makinelerin, robotların ya da sosyal medyanın temel sorunu da hislerimizi yok sayıp, ürün olarak, tüketime dönüştürmesidir.
Yani bu durum bizi fizyolojik olarak etkilemiyor gibi görünse de aslında psikolojik olarak strese sokar. Çünkü insanlar, hisleriyle kendisine ve çevresine yön vererek, etkileşim halinde hayatına yön verir ve hayatta kalır. İçinde bulunduğumuz anın değerini bilmeli, olumlu durumlara daha sık odaklanmalı ve bu doğrultuda yön belirlersek, duygularımız daha anlamı hale gelir. Bizim için doğru bir rehber olur. Mucizelere karşılaşmamız dileğiyle…
Kaynakça
görsel: pxels.com