Olabilme Çabası

Olabilme Çabası

A+ A-

Herkese merhabalar. Uzun süredir üzerinde düşündüğüm bir konu var. Bugün burada sizlerle de paylaşmak istedim. Her birey, özel ve farklıdır. Bireyin, içinde bulunduğu aile, arkadaş, iş gibi gruplara uyum sağlama çabası her zaman vardır. Fakat son yıllarda dikkatimi çeken nokta; durumlara yönelik ‘olabilme çabası’ olarak tanımladığım davranış döngüsünün mevcut olması. Genel olarak bir yerlere, gruplara dahil olma çabasını görmekteyim. Çaba olarak bunu eleştirmiyorum fakat dikkatimi çeken nokta, bireylerin kaygılı şekilde olabilme çabası.

Örneğin; sosyal medya da bir film popüler oluyor. Herkes bir anda o filmi izliyor. Film hakkında paylaşımlar yapılmaya başlıyor. Konusu ve oyuncuları ilgimizi çekmese de o filmi izleme gereği hissedebiliyoruz. Burada hissettiğimiz baskı olmasa da film hakkında konuşulduğunda bizimde konuya dahil olma isteğimizdir. Bu durumu isterseniz ait olma çabası, isterseniz de saygı, statü korunum etkisi olarak ifade edin, net olan durum bireyin, olabilme çabasıdır.

Bilinçli ya da bilinçsiz olarak yaptığımız bu çaba, bir süre sonra gerçek duygu ve düşüncelerimizde filtreli bakış açısı yaşanmasına neden olabilir. Başlangıçta herhangi bir soruna yol açmayacak gibi olan bu durumlar, zamanla söylemlerimizi de etkilemeye başlayacaktır. Fark etmez, olmasa da olur gibi söylemler, günlük dilde yerini alabilir. Tarafsız bir bakış açısı varmış gibi gelse de hissedememe dolayısıyla bir süre sonra da yorumlayamama durumu ortaya çıkabilir.

İçinde bulunduğumuz bu dönem, teknoloji ve sosyal medyanın fazlasıyla baskın olmasından kaynaklı da karmaşık hale gelmektedir. İnsanları, bu çağdan ayrıştıran duygu, düşünce ve davranış örüntüleridir. Duygu ve düşüncelerimizi, istek ve ihtiyaç olarak ayırt etmek, çoğu zaman kendimiz için daha tutarlı olur. Belirsizlik hissi, zamanla anlamsızlık genellemesine neden olur. Birey, kendisini karmaşık bir dünyada buluyor gibi hisseder. Bu durumdan kurtulmak için ait olmayı, durumu kabullenmeyi seçebilir. Bazı anlarda da anlamlandıramadığı huzursuzluk içerisinde olur. Bu durumları yaşamamak için, duygularımızı belli ölçüde yaşamalı ve duygularımıza tamamen ket vurmamalıyız.

Mantık ve duygular ortak noktada buluşursa daha doğru kararlar alır ve onları uygularız. Nedensellik, anlamsızlık gibi teoremlerde böylece azalmış olur. Düşüncelerimizi ifade ederken çekinmemeli, öngörülemez durumlara karşı daha dikkatli olmalıyız. Hayatta var olmaya devam ettikçe, anlamsız olarak ifade ettiğimiz çabanın da bir süre sonra anlamlı olduğunu, neden- sonuç ilişkisi içinde yer edindiğini görebiliriz. Anlam arayışında kolaylıklar dilerim.


Kaynakça

https://images.pexels.com/photos/414144/pexels-photo-414144.jpeg

05-03-2026
Hilal Akbaba

Hilal Akbaba

Psikolojik Danışman

Kocaeli Üniversitesi "Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik" bölümü mezunuyum. "Umut, kendini ortaya koymaktır" sözünü, hayatımın merkezine koymuş, hayalleri ve hedefleri olan bir psikolojik danışmanım...

hilalrefia@gmail.com