İnsanlık Savaşı
Yine bir savaşın ortasındayım, kiminle diye sormayın. Benim her savaşım yalnız kendimle, hiç bitmeyen bir döngü de.
Her gidiş, isyanlardan yeni kapılar açtı, her kapı da ayrı bir savaş meydanı, ruhumda. Ganimet yok hiçbirinin ardında. Yalnız esaret, yalnız kefaret...
Labirentlerde kaybolmuş çocuklar gibi çarpıyor yüreğim, ne gel gidelim diyenim var, ne de tutan elimi. Hangi kapıyı açsam kalıverecek elimde sanki. Bulduğumu sandığım her cevap, yeni sorulara gebe. Sorularsa çoktan anlamını yitirmiş, kapalı kapılar ardında.
Hep kalabalığım oysa ben, gelenim çok gidenim hiç yok. Dışım hep cıvıl cıvıl, içim? Söyledim ya işte... Hiç akıllanmadım, onca yaşadığım şeye rağmen. İnandım, inandıkça yanıldım. Yanıldıkça inanmaya devam ettim. Şaşırmayı da, aramayı da hiç bırakmadım. Oysa doğru tekti. Ben hep yalanlara inandım, inatla ve ümitle.
Beni savaşa iten ise inanmanın acısı değil, insanların acısıydı yaşadığım kırıklar da. Kim bilir kimler fethetmişti gönüllerini de, mağlup olmuşlardı insanlık savaşında.
