Gece ve Huzur
Yine karanlık sokaklara attım kendimi. Ne yapayım kendimi buluyorum gecede ve sessizlikte. Farklı bir kokusu, dokusu var karanlığın. İşliyor kokusu içime, esintisi çiçekler açtırıyor içimde. Yavaş yavaş boşalan kaldırımlar, azalan gürültü, evlerden yükselen muhabbet ve kahkaha sesleri… Hepsi birleşip özlem denizine sürüklüyor beni. Eski günlerim geliyor aklıma, tasasız günlerim.Yediğim sıcak akşam yemekleri, bol kavgalı, bazen kahkahalı aile sıcaklığıyla baharatlanan gecekondu hatırası.
Yeni pişmiş yemek kokuları acıktırıyor karnımı, uzun zamandır ev yemeği yemediğim geliyor aklıma. Öğünlerimi hafif atıştırmalar, hazır gıdalarla geçiştiriyorum çoğunlukla. Ama gece, sokaklar ve yemek kokuları… Huzur dolduruyor şimdiki zaman kalbime, coşuyor ciğerlerim hanımeli kokusuyla, mahalle ışıkları vuruyor karanlıklarıma. En sevdiğim diziyi izlermiş gibi izliyorum geceyi ve geceyi tamamlayan huzuru.
Her biri ayrı hikaye barındıran evlerin önünde usulca yürürken takılıveriyor aklıma, asla cevabını veremeyeceğim, soru olmayan o soru? Ah benim dertsiz başım… Kendi elimle ateşe attığım yüreğim, en küçük sorunu derya yapan, kocaman havzada bir yudum su arayan, tüm ışıkları kapatıp en kuytularda aydınlık arayan akılsız başım… Cevapları olan, asıl soruyu hiçbir zaman soramayanım işte ben. Çokta birşey beklemeyin benden. Her şey yürekle çözülür bende, aklım hep yarı yolda bırakır beni. Sizde gönlünüzle gelin bana, gönlünüz yalan söyleyemez nasılsa…