İhtimali Yok
Nasıl bakarım yüzlerine diye diye gitti, küçüğüm. Oysa yaşayacak birsürü güzel günü vardı, gezeceği yeni yerler, seveceği insanlar, tanışacağı yeni ufuklar. Gel dedim ama tutamadım ellerinden, kaydı gitti boşluklarından en umulmadık diyarlara. Çıkmazlarından kurtulamayınca, attı kendini bilinmez bir kuytuya, çıkamadı sonra.
Çırpındı, çırpındıkça daha derine battı. Çok yardım istedi, yalvardı bakışlarıyla, bırakmayın dedi ellerimi. Tutamadım ellerinden... cesaretim mi yoktu, yoksa düzeni bozuk dünyanın,bozulan ruhu mu geçirmişti beni eline bilemiyorum, tutamadım işte.. Oysa öyle derinden bakmıştı ki gözlerime, nasıl görmezden gelebildim o gözleri. Kuytulara atılan benim vicdanımdı belki de? Gözlerim de derin uykudaydı. Başka açıklaması olamaz ki, bu boşvermişliğin. Bahanelerim vardı işte. Ekmek değildi istediği, su değildi, bir kap yemek olsaydı belki..
Güvenmemi istedi benden, öyle zor bir şey istedi ki bağlandı elim, kolum. Nedenlerim vardı, keşkelerim, lütfenlerim ve benimde el açtıklarım.. Kimse tutmadı benim elimden, bende tutamadım.