Adım Deniz Olsun
Öylesine oturmuşum bir deniz kenarına. Biraz temiz hava almaya, biraz da dertlerimi bir kenara bırakmaya. Gelip geçen balıkçı tekneleri, hafif hafif esen yaz rüzgarıyla, kulağıma çalınan dalga seslerinin ahengi… Dalga kıranlar içinde gezen minik yengeçler, sağa sola kaçışan henüz balık olmaya yüz tutmuş larvalar ve deniz anaları.
Burası okadar doğa ki, okadar canlı ve temiz ki. Ruhuma iyi gelen her şey var burada, iyi gelmeyen şeyleri çok ardımda bıraktım bulduğum huzurla. Neler mi var ardımda? İhanetler, savaşlar, yıkımlar ve ‘insanlar’. Çocuklar nasıl gözlerini kapatınca görünmez zannediyorlarsa kendilerini, bende kapatıyorum öyle gerçeğe sıkı sıkı gözlerimi. Görmezsem ve duymazsam yok olur belki bütün dertler, kederler..
Gözlerim sadece maviyi görsün istiyorum, tek derdim nemden dem vurmak olsun, etrafımda sadece doğa ve hayvanlar olsun. Sıkıntılar, hüzünler şöyle bir köşede dursun ve tek duyduğum ses dalgaların sesi olsun, en güzel koku yosun kokusu olsun. Yengeçler yoldaşım olsun, yalan dünyanın yalancı insanları sonsuza dek yok olsun. Adım deniz olsun mesela, giydirilmiş ismim ise tarih olsun. Tek korkum gelgitlerde suya kapılıp, gitmek olsun. Ay vursun gecelerimin denizine, resimlik yakamoz olsun. Uğramasın hiçbir gemi ruhumun odalarına, hiçbir kaptan demir atmasın yalnızlıktan ördüğüm koca koca duvarlara. Taş atmasın hiçbir çocuk mavime ve incitmesin hırçın ama bir okadar da hassas gönlüme.