MASKELER
Çözülse dilim, doğacak güneşim, bitecek karanlıktaki yalancı samimiyetim. Güneş doğmamaya niyetli, bense konuşmamaya... Gittikçe alışıyorum samimiyetsiz gülüşlerine insanların, ayak uyduruyorum usulca onlara. Herkes gibi kendi sahnemde, kendi rolümü oynuyorum aslında. Alıştım sahte gülücüklere, yalancı maskelere ve gelişigüzel sohbetlere... Acı tebessümümü kapatan silik bir gülüşle, en içten yalancı samimiyetime bürünüyorum yine. Her yeni günde, hapsolduğum benliğimde, birkaç güzel sözcükle veda ediyorum o günkü yalancı maskeme.
Sonra kaybolma fikri düşüyor yüreğime, ürperiyor bir an ruhum. Belki korkuyorum, belki de alışmışım büründüğüm karaktere, bütünleşmişim istemesem de. Öyle alışmışım ki sahte benliğime bir an duraksıyorum. Sonunda kaybediyorum kendimi, benim gibi kaybolmuşlar arasında. Herkes beni arıyor içten içe. Ancak başrol değilim kimsenin hayatında, alışıyor herkes yavaşça yokluğuma. Devam ediyorlar bensiz senaryolarını oynamaya. Son perde benim için kapansa bile, devam ediyor onlar için oyun. Herkes rolünün hakkını veriyor maskeleriyle. Tek oyun dışı kalan benim yine, TÜM SAMİMİYETİMLE...