Ağır kazan geç kaynar
“AĞIR KAZAN GEÇ KAYNAR”
Neydi? “Ağır kazan geç kaynardı.” Ben o ağır kazanım işte. Aklı başına sonradan gelen, her şeye geç kalanım. Başkaları atı alıp çoktan Üsküdar’ı geçmişken, ben gelmek bilmeyen o meçhul vapuru beklemekteyim. Aynı yerdeyim, aynı kişiyim, asla değişmek bilmeyenim. Her zaman açık kapılarım kırana, gidene ve dönmek bilmeyene.
Ben hep geç kaynıyorum. Onlarca yaradan, yıkıntıdan ders alıyorum ama sonra…Hayır, hayır. Ben, ya hep geç kaynıyorum, ya da hiç kaynamıyorum inatla. En çok yarayı kendim alıyorum acımıyormuşcasına. Gülüp geçiyorum ya da affedip unuttuğumu zannediyorum. Yine en çok kendime kızıp, kendime geç kalıyorum işin aslı dostlar. Zamana ve de hayata…
Heba ediyorum her şeye ve herkese kendimi, sonra da el elde baş başta kalıyorum çaresiz. Hep verip, hiç almıyorum. Çok kırılıp, hiç belli etmiyorum bazen de.
Herkes bilir beni,hep orada bir yerlerdeyimdir. İhtiyaçları olduğunda işlerine yarayacak güvenli limanlarıyımdır her daim. Kimse acaba mı diye düşünmez hakkımda. Ve ben hiç değişmem, hep geç kaynarım ağır kazan gibi… Yok yok hiç kaynamayanım ben, hiç değeri bilinmeyen ve hiçbir şeye layık görülmeyen.