Hayatın Gizemi: Dağılmış Parçalar
Hayatı bir masanın üzerinde gelişigüzel duran ve sabırla tamamlanmayı bekleyen yapboz parçalarına benzetiyorum. Tek parçanın hiçbir anlam ifade etmediği, her bir parçanın birbirinden farklı olduğu, karmakarışık duran çözmekte zorlandığımız parçalar yığını... Orada öylece duran parçalar, ilk bakışta anlamı olmayan fakat doğru yerini buldukça gizemini açığa çıkaran bilinmezliklerdir. Her farklı şekil her farklı renk yaşamın tekdüze olmadığını gösterir. Her parça aslında birbirini tamamlamak ve hayatın o eşsiz tablosunu oluşturmak için oradadır.
Bu parçalar çoğu zaman birbirinden bağımsız görünür; sevinçler bir köşede durur hüzünler başka bir köşede hangi duygunun nereye ait olduğunu, hangi anının hangi hikâyeyi tamamladığını bilemeyiz. Ama işin sırrı, doğru parçaların birbiriyle temasını sağlamaktır. Acı tatlıya değdiğinde, iyi kötü ile karşılaştığında, kayıp zaferle buluştuğunda parçalar anlam kazanır. İşte o zaman ahengin, uyumsuzluğun içinde saklı olduğunu fark ederiz. Kırılganlıklarımız, korkularımız, kayıplarımız, acılarımız, zaferlerimiz, sevinçlerimiz, hüzünlerimiz hatalarımız, hayal kırıklıklarımız... Hepsi sonunda doğru yerde birleştiğinde, bir bütün halini alır.
Renklerin iç içe geçtiği, çizgilerin karıştığı bu dağınık parçaları, elimizde şekillenen eşsiz bir tabloya dönüştürmek için çabalarız. Fakat sabırla tamamlamaya çalıştığımız parçalarda eksiklikler, yaralar ve kayıplar vardır. Her kayıp, her zorluk, her belirsizlik, her eksik parça birer fırsattır aslında. Bizi tamamlayan, bizi büyüten ve geliştiren fırsatlar. O yüzden hiçbir parça, hiçbir an ve anı boşuna değildir. Her bir detayın, her rengin, her şeklin hayat bulmacamızda amacı vardır. Her duygu, her düşünce hayat tablomuzun vazgeçilmez parçalarıdır. Kayıplar, kırgınlıklar, kızgınlıklar hayatı daha anlamlı kılan ve hayat tablomuzu güzelleştiren en nadide parçalardır.
Hayat, eşsiz bir tablo inşa etme yolculuğudur ve bu yolculukta, iyi, kötü, renkli, renksiz her parçanın hayat tablomuzu tamamlamak için orada olduğunu fark ederiz. Çünkü her parça koca bir bütünün yansımadır ve bu yüzden hayat aslında yapbozun kendisidir. Çünkü birbirinden bağımsız görünen her parçanın bütün için bir anlamı vardır. Bu nedenle her parça, her kayıp, her eksiklik hayat tablomuzun vazgeçilmez parçalarıdır. Fakat hayat, gördüğümüz parçalardan çok daha derin, eşsiz ve içinde her türlü hikaye barındıran büyük bir eserdir ve yapmamız gereken şey o eseri en güzel haliyle sunmaktır... Kimsede olmayan, sadece bize ait olan parçalar; elimizde şekillenen eşsiz bir esere dönüşebilir...