Sevginin İzi
Bir insanın kalbinde bıraktığın şey günün sonunda seni nasıl hatırlayacağını belirler. Ve belki de sevgi tam bu yüzden yalnızca birlikte yürümek değildir… Sevgi, yol bittikten sonra bile birinin içinde incitmeyen bir his olarak kalabilmektir. Yıllar sonra adı geçtiğinde insanın içini daraltmayan, aksine sessizce ısıtan bir anıya dönüşebilmektir.
Bence insan, gerçekten sevdiği yerde mutlaka kendinden bir şey bırakır. Bir cümlesini, bir bakışını, bir susuşunu… Belki kimsenin fark etmeyeceği küçücük bir şefkati. Ve bazı insanlar, farkında bile olmadan insanın iç dünyasında sakin bir yere dönüşür. Hayat ne kadar yorarsa yorsun, insan bir zamanlar hissettiği o yumuşaklığı hatırlar. İçinin tamamen kararmasına izin vermez o his.
Çünkü sevgi, büyük cümleler kurmak değildir. Birinin yanında kendin gibi hissedebilmektir. Yorulduğunda susabilmek, kırıldığında korkmadan anlatabilmek… Ve en önemlisi; birinin hayatına girince orayı daha ağır, daha karmaşık bir yere çevirmemektir. Çünkü bazı insanlar sevilmekten çok, biraz huzur görmeye ihtiyaç duyar.
Ve belki de en gerçek sevgi; karşılık gördüğü için büyüyen değil, karşılıksız kaldığında bile çirkinleşmeyen sevgidir. İnsan, kırıldığı yerde bile içindeki iyiliği koruyabiliyorsa, işte sevginin gerçekliği tam da orada başlar. Gitmek zorunda kaldığında bile ardında yıkılmış duvarlar değil, hatırlandığında insanın içini acıtmayan bir yumuşaklık bırakabilmektir mesele.
Çünkü bazen bir insanın hayatında iz bırakmak; çok konuşmakla, çok kalmakla ya da unutulmaz olmaya çalışmakla ilgili değildir. Bazen sadece bir ruha zarar vermeden dokunabilmektir.
Ve yıllar sonra bile hatırlandığında insanın içinde kırgınlık değil de hafif bir huzur bırakabiliyorsan, bir kalpten geçerken orayı eksiltmeden geçebiliyorsan, arkanda talan edilmiş bahçeler değil güzel hisler bırakabiliyorsan.… İşte bu belki de sevginin en gerçek hâlidir.