Anomi Sosyolojisi

Anomi Sosyolojisi

A+ A-

Merhaba değerli okuyucular.

Bu yazımda,”anomi” kavramı üzerine konuşacağız.

Anomi; bir toplumun normlarının etkisizleşmesi, çöküntü, karışıklık ya da çatışma olması durumunu gösteren bir terimdir. Klasik Yunan metinlerinde sık sık rastlanmakta olan “anomia” terimi, “yasasız” anlamına gelen “anomos” sıfatıyla ilişkilendirilebilir. Anomi terimini sosyolojide ilk kullanan Emile Durkheim’dır. Ardından Robert Merton çalışmalarında kullanmıştır.

Toplum, bağımsız bir parçalar sisteminden oluşan diğer organizmalar gibi işler; ancak ekonomi, aile, yönetim vb.nden oluşan bu parçaları bir arada tutan şey, merkezi bir sinir sistemi değil, temel bir değerler sistemidir. Yani kollektif bilince dayanan, normlar adı verilen bir toplumsal kılavuzdur. Bu normlar topluma sadece genel bir çerçeve kazandırıp istikrar kaynağı oluşturmakla kalmazlar, ayrıca toplumun kendi bireylerini kontrol altına alıp yönlendirmesi açısından da hayati bir öneme sahiplerdir.

Durkheim’a göre, insanlar arzuları ve istekleri sınırsız olan yaratıklardır. İnsan arzusunun kendini sınırlayacak hiçbir mekanizması olmadığı için insan arzuları ancak toplumsal denetim tarafından kontrol altına alındığında kendini sınırlandırabilir. İyi derecede düzenlenmiş toplumlarda, toplumsal denetimler bireysel eğilimler üzerine sınırlar koyar ve birey bu sınırların ötesine geçmez. Kısacası, bireyin, kendi kişisel mutluluğu için isteklerini kontrol altına almada, ahlaki rehberliğe ihtiyacı vardır; aksi takdirde insanın sınır tanımaz arzuları toplumun yapısına zarar vermektedir.

Normların yokluğu/normsuzluk durumu Durkheim tarafından “anomi” olarak adlandırılmaktadır. Anomi, bireysel arzuların artık ortak normlar tarafından düzenlenmediği ve sonuç olarak bireylerin arzularının peşinden koşarken ahlaki rehberliğin olmadığı bir durumu karakterize eder.

Anomi bir tür toplumsal hastalıktır; sosyal kontroller zayıfladığında, ahlaki ve siyasal kısıtlamalar ortadan kalktığında, toplumsal kargaşa veya dönüşüm dönemlerinde ortaya çıkmaktadır. Özellikle sanayileşme ve kentleşme gibi hızlı toplumsal değişme dönemlerinde, geleneksel normların ortadan kalktığı durumlarda yaygındır. Geleneksel toplumların yıkılması ve sanayi toplumunun kurulması arasındaki o dönüşüm döneminde, toplumun mevcut ahlaki değerlerinin büyük ölçüde aşınması ve bireyin sınırlandırılamaması nedeniyle sosyal kontroller ve toplumsal düzenin işlemez hale gelmesi söz konusudur.  Durkheim, geleneksel toplumlarda normların sağladığı disiplinin ortadan kalkmasıyla bireysel tutkuların en üst düzeye çıkacağından ve sonuçta, yeni toplumsal düzen kendi görünür vaatlerini yerine getirmediğinde, sistemin işlerliğini yitireceğinden bahsetmektedir. Bu durum önemli boyutlarda bir toplumsal düzensizlik potansiyeli yaratmaktadır. Toplumsal düzensizlik olduğu zaman, toplumun bireysel eğilimleri üzerindeki denetleyici etkisi artık etkinliğini kaybetmiştir ve bireyler kendi kişisel istekleri ile baş başa bırakılmıştır.

 

Anomi kavramı Emile Durkheim’ın “Toplumda İşbölümü” ve “İntihar” çalışmalarında ön plana çıkmıştır. Durkheim’ın “Toplumda İşbölümü” çalışmasında anomi, toplumun mekanik dayanışmadan organik dayanışmaya geçiş sürecinde ortaya çıkar. İşbölümünün gittikçe artması ile organik dayanışma toplumsal bütünleşmeyi getirmekte, fakat ekonomik değişimin, ahlaki düzenlemelerin farklılaşma ile uzmanlaşmanın artışına ayak uyduramayacağı kadar hızlı olduğu yerlerde anormal bir işbölümü görülmektedir. Durkheim, “İntihar” çalışmasında anomik intihardan bahsetmektedir. Anomik intihar daha çok organik toplumlarda, bilhassa, iktisadi düzenlemenin gerilemekte olduğu iktisadi patlama dönemlerinde gözlenmektir. Böylesi dönemlerde insanlar toplum düzenine daha az bağlı kaldıklarından, temel arzuları sınırsız ve karışık boyutlara varabilir. Özellikle iş dünyası ve ticaret alanında kendi mesleklerinde üst konumlarda olanlar anomik intihara daha fazla yatkındır, çünkü beklentileri oldukça yüksektir ve kişisel başarısızlık daha fazla yıkıcı etkide bulunur.  Anomi, işte bu noktada, Durkheim’ın ilk başta tasarladığı gibi toplumun ve toplumsal düzenin yapısal bir özelliği olmaktan ziyade, hemen hemen bireysel davranış ve psikolojik bir düzensizlik durumuna dönüşmektedir.

Tam bir anomi pratik anlamda mümkün değildir ve herhangi bir toplumda gruplar kendilerini kuşatan anominin dereceleri ile birbirlerinden farklılaşmaktadır. Toplumsal değişim anomiyi ya bütün bir toplumda ya da onun bazı kısımlarında ortaya çıkarabilir. Örneğin iş krizleri, toplumun üst kesimlerini, alt kesimlerine göre daha çok etkiler. Bu kriz, aşağı doğru ani bir toplumsal hareketliliğe yol açtığı zaman, bundan etkilenen insanlar hayatlarında bir düzensizlik deneyimlerler, bu insanların bir zamanlar ait oldukları grup tarafından artık karşılanmayan alışılmış beklentilerin kaybolmasıdır. Benzer şekilde, ani refah artışı da insanı ani olarak yukarı doğru bir hareketliliğe sürükler ve o insanı yeni hayat tarzlarında gerekli olan toplumsal destekten mahrum bırakır. Hayat tarzlarının gömülü olduğu önceki ilişki ağlarını bozan toplumsal yapıdaki herhangi bir ani hareketlilik, anominin ortaya çıkma ihtimalini de beraberinde getirir.

 

Durkheim’ın “anomi” kavramını yöntembilim açısından geliştiren ilk kişi olan Robert K. Merton’dır. Merton’ın ifadesi ile “Toplumsal yapılar toplumdaki belirli kişiler üzerinde, onları daha çok uyumsuz davranışlara sevk eden belirli bir baskı uygular.” Merton, anomi kavramını kullanarak, toplumda bireylerin nasıl uyumlu davranıştan uyumsuz davranışa doğru gittiğini göstermektedir. Merton’a göre anomi, kültürel amaçlar ile bunlara varmanın meşru yolları arasında bir kopukluktur.

Merton kuramında anomiyi sapkınlıkla ilişkilendirmekte ve kültür ile toplumsal yapı arasındaki süreksizliğin, toplum içinde sapkınlığa yol açan bir sonuç doğurduğunu savunmaktadır. Merton için anomi, kabul edilmiş normlar toplumsal gerçeklikle çatıştığı durumda bireyin davranışı üzerindeki gerilimdir. Merton, toplumsal yapılar ve kültürel değerler bireyin uyum göstermesi için baskı yaptığını, anomi ve sapkınlığı zorunlu bir sonuç haline getiren ayrılıklar ve çelişkiler yarattığını söylemektedir.

Değer uzlaşması, toplumun tüm üyelerinin aynı değerleri paylaşması durumudur; ancak, toplum üyeleri sosyal yapıda farklı konumlarda bulunduklarından, paylaşılan değerleri gerçekleştirme konusunda aynı fırsata sahip değillerdir. Bu durum, sapkınlığa yol açmaktadır. Sanayi toplumlarında genel olarak benimsenen değerler, maddi başarıyı vurgulamaktadır ve başarıya ulaşma araçlarının disiplin ile çok çalışma olduğu varsayılır. Ancak bu düşünce gerçekte doğru değildir çünkü üstünlükleri olmayanların çoğunluğu, geleneksel ilerleme fırsatlarını ya yalnızca sınırlı ölçüde elde edebilirler ya da böyle fırsatlar ellerine hiç geçmez. Bu durum doğal olarak, ayrıcalıksız kişiler arasında göreli yoksunluk ve yetersizlik duygularının filizlenmesine neden olacaktır. Bu durumda, ister yasal isterse de yasadışı olsun, her türden araçla ileri gitme ve başarma yönünde büyük bir baskı yaratır. Merton’a göre, anomi ve sapkınlık, ekonomik eşitsizliklerin bir yan ürünüdür ve araçlar ile amaçların kesişme noktasında ortaya çıkmaktadır.

Merton, kişilerin anomiye adapte olma tarzlarıyla ilgili eğilimlerini araştırmıştır. Toplumsal bakımdan öne çıkarılan değerler ile bunlara erişmek için kullanılan araçların sınırlı olması ve bu duruma gösterilen beş tepkiyi belirlemiştir. Bu tepkiler:

- Konformistler(Uyum gösterenler): Başarıya ulaşsınlar ya da ulaşmasınlar, hem genel olarak benimsenmiş değerleri, hem de bunları gerçekleştirmek için kullanılacak geleneksel araçları kabul ederler. Nüfusun çoğunluğu bu kategoriye girmektedir.

-Yenilikçiler: Toplum tarafından onaylanan değerleri kabul etmekle birlikte bunları izlemek için yasadışı ya da meşru olmayan araçları kullanırlar. Yasadışı etkinlikler yoluyla servet edinen suçlular bu kategoriye bir örnektir.

-Geri çekilenler: Rekabetçi bakış açısını tümden yitirmişlerdir; bu yüzden hem baskın değerleri hem de bunlara erişmek için kullanılacak onaylanmış araçları yadsırlar. Bireyler toplumdan kaçar ve topluma karşı yabancılaşırlar. Madde bağımlıları bu kategoriye bir örnektir.

-Ritüelciler(Törenciler): Bu ölçülerin gerisindeki değerlere ilişkin bakışlarını yitirdikleri halde, toplumsal olarak kabul edilen ölçülere uyum gösterirler. Bu kurallar, görünürde daha genel bir hedef yokken, sırf bunlara uyulmuş olmak için uygulanır.

-Başkaldıranlar: Hem var olan değerleri hem de araçları yadsırlar ancak, toplumsal düzeni yeniden kurmak ve bu değerlerle araçların yerine yenilerini koymak isterler. Köktenci politik gruplar bu kategoriye girerler.

 

Durkheim ile Merton, anomi hakkındaki farklı fikirlere değinmişlerdir. Durkheim göre anomi, bir tür toplumsal hastalıktır, özellikle sosyal kontroller zayıfladığında, ahlaki ve siyasal kısıtlamalar ortadan kalktığında, toplumsal kargaşa veya dönüşüm dönemlerinde ortaya çıkmaktadır; Merton’a göre ise, araçlar ile amaçların kesişme noktasında ortaya çıkmaktadır.

Durkheim için, normal sağlıklı bir toplum, uyum içinde olan bir toplumdur; sağlıksız veya hastalıklı toplum, doğrular ve yanlışlar konusunda güçlü bir ahlaki uzlaşmadan yoksundur ve bu yüzden yıkılma ihtimali yüksektir. Durkheim, anomi kavramı ile gelişmiş sanayi toplumlarındaki hızlı toplumsal değişmelerle ilgili temel sosyal bir probleme ışık tutmuş, toplumun ve bireyin mutluluğu için ahlaki rehberliğin önemini vurgulamıştır.

Durkheim, ekonomik zenginliğin ve gücün insan arzularını tahrik ederek, anomik koşulların tehlikelerini taşıdığını iddia eder. İnsan arzularının gerçekleşmesi eldeki kaynaklara yani paraya ve güce dayanmaktadır. Zenginlere ve iktidardakilere baktığımızda aklına gelen her şeyi yapmayı kendinde hak görmekte, halkı düşünmeden sadece kendi kişisel arzularının peşinde koşmakta ve toplumsal yapı ile ahlaka büyük zarar vermektedir. Zenginliğin ve gücün belirli bir kesimin elinde toplanmasına izin verilmemeli, zenginlerin yaptığı girişimler dikkatle gözden geçirilmeli ve toplumun yapısını, ahlakını bozacak girişimleri yapmasına izin verilmemeli, toplumu yöneten kişiler, toplumdaki her bir bireyi maddi durumuna ve gücüne bakmadan eşit davranmalı ayrımcılık yapmamalıdır.

Durkheim, sınırlandırılmayan isteklerin toplumda anomiye neden olduğunu dile getirmektedir. Modern kapitalizmin tüketim çılgınlığı ortasında tutkular ve arzular giderek artmakta, geleneksel disiplinler ve sınırlamalar artık gücünü koruyamaz hale gelmektedir. İnsanlar artık daha azıyla yetinmek istememekte, arzularını gemlemekte zorlanmakta ve huzursuz, tatminsiz yaşamaktadır. Toplumdaki anomiyi en aza indirgemek için yeni bir ahlaki uzlaşmaya ve sosyal kontrolün yeniden sağlanmasına ihtiyaç vardır.

Durkheim, geleneksel toplumdan sanayi toplumuna geçiş döneminde anominin ortaya çıktığından bahsetmektedir. Sanayileşmeden bu yana toplum teknoloji ile birlikte sürekli bir dönüşüm halindedir. Teknoloji topluma fayda sağlamaktan öte ona zarar vermektedir. Günümüzde televizyon, telefon, sosyal medya, yapay zekâya baktığımızda ekranlar aracılığı ile insanların zihninin yavaş yavaş zehirlendiğini ve haberlere baktığımızda ise kötülük, olumsuzluk, korku içeren haberler ile insanların karanlığın içine çekildiğini görürüz. İnsanlar, sürekli korkunç şeyler duymakta ve görmektedir ama artık bunlara hiçbir tepki vermemektedir, sorunlara karşı duyarsızlaşmış durumdadır. Her yere kaos hakimdir ve herkes büyük bir karanlığın içinde korkuyla yaşamaktadır. Şuan var olan sistem sürekli olumsuzluk ve korkudan beslenmekte, insanları genel bir huzursuzluğun ve mutsuzluğun içine itmektedir. İnsanlar toplumsal dayanışma duygusunu, değerlerini, ait olma duygusunu yitirmiş ve suç, sapkınlık, kötülük normalleşmiş durumdadır. Şuan toplumda büyük bir sosyal çürüme ve ahlaki çöküş vardır ve bu durum toplumu dibe doğru çekmektedir. Bu gidişata dur diyecek çözüm önerileri sunmalı ve bu karanlık dünyada yolumuzu bulmak için el ele vermeliyiz.

 

Umarım yazımdan memnun kalmışsınızdır. Tekrar görüşene dek hoşça kalın.

Sosyolog Nazmiye KIRIK


Kaynakça

Kaynakça *COSER, Lewis A. (?), “Sosyolojik Düşüncenin Ustaları-Tarihsel ve Toplumsal Bağlamlarında Fikirler”, De Ki Basım Yayım, 2. Baskı, Sayfa:130-134, Ankara (İngilizce ‘den Çevirenler: Himmet Hülür, Serhat Toker, İbrahim Mazman) *GIDDENS, Anthony(2013), “Sosyoloji”, Kırmızı Yayınları, sayfa: 844-846, İstanbul (Yayıma Hazırlayan: Cemal Güzel) *MARSHALL, Gordon(2014), “Sosyoloji Sözlüğü”, Bilim ve Sanat Yayınları, sayfa: 32-34, Ankara (Çev. Osman Akınhay, Derya Kömürcü) * OLGUN, Cem K.(?), ”Robert Kıng Merton’ın İşlevsel Çözümlemesi” 44, Sosyoloji Notları, Ankara *SLATTERY, Martin(2012) “Sosyolojide Temel Fikirler”, Sentez Yayıncılık, 5. Basım, sayfa:33-39, Ankara( yayına hazırlayan: Ümit Tatlıcan- Gülhan Demiriz) * https://en.wikipedia.org/wiki/Robert_K._Merton *Görseller: https://www.pexels.com/tr-tr/ 1. pexels-mike-chai-285623-842339 2. pexels-pixabay-247314 3. pexels-gabrielacheloni-4421308 4. pexels-tara-winstead-8378736

03-03-2026