SONUN BAŞI

SONUN BAŞI

A+ A-

Sandalyeye oturdu, aynada kendi yansımasını incelemeye koyuldu. Bu gözler, bu saçlar, bu dudaklar… Tüm bunlar birini anımsatıyordu ancak gördüğü kişiyi tanımıyordu. Işık yoktu, tüm renkleri kaybolmuştu. Eskiden böyle değildi (ya da o fark etmemişti). Cehennem dedikleri bu muydu, insanın kendi içinde yaşadığı?   

Bitkin halde pencereden gelen zayıf bir ışığın vurduğu kitaplığına doğru birkaç adım attı. Toz tutmuş kitapları inceliyordu. Yitip gitmek üzere olan bir ömrün kıyısında olduğunu içten içe hissetmekteydi. Vakit kısalıyordu, kaçıp gidecek o trenin sızısı, tüm ömrüne puslu bir sonbahardaki sis bulutu gibi çökecek; nihayetinde bedbaht halde ölümü bekleyecekti. Ruhunu yokladı, en içini, taa derinleri. Hevesleri yerli yerinde duruyordu, gayreti ise kazanmaya yetecek kadar mevcuttu. Ancak göğsünün en karanlık, en ücra köşesinde bir ifrit ruhunu kemiriyordu. Korkuyordu, kaybetmekten korkuyordu. Hiç olmayı başarısız olmaya, mağlup olmayı oyuna dâhil olmamaya tercih ediyordu. Gelmeyecek sandığı günler işte tam karşısındaydı. Sihirli değnek başına değmemişti. Oysa bir kırılma noktası olacağına emin olmuştu, hep. Kendisini kurtaracak tek kahraman yine kendiydi. Bunu geç olsa da anlamıştı. Gözleri sokaktan geçen kalabalığa ilişti. İstediği hayat bu muydu? Gayret ederek erişeceği hayatın bu insanlarla aynı olması ihtimali tüylerini ürpertti. Eğer başarısız olmayı göze alacaksa muzaffer olduğunda tüm bunlardan başka bir hayat akmalıydı önünde, aksi halde değmezdi. Kendini sorgular halde neden diye geçirdi içinden, ne farkın var? Cevabı bulamadı, sürüye dâhil olması için bir sakınca yoktu belki de. Lakin sürüdekiler onu istiyor mu emin değildi. Uyumlu bir insan olmamıştı, asla. Ya içinde olma ihtimalinden bile beis duyduğu bu sürü bile onu kabul etmeyecek miydi? Göğsünde bir ağrı hisseti, pişmanlık dolu, derin bir nefes aldı. Erken bir kaybedişti bu. Oyunun içine dâhil olmamakta bir kaybedişti. Gayret etmeme kaybetmenin kendisiydi. Okyanusta batarken yüzmeden sabit durup ölmek ne kadar kaybetmekse, boğulmaktan korkup suya girmemekte o kadar kaybetmekti. Suyun içine girmek, okyanusa kavuşmak için vakti var mıydı, bilmiyordu. Mevsim geçmiş miydi?

Gözleri kapalı halde kendini yatağa fırlattı. Hatasının ne olduğunu düşündü, bulamadı. Vakit geldiğinde en büyük hatasının hiç hata yapmamak olduğunu acı bir tecrübe ile anlayacaktı.

02-01-2026