Kayıp Eşya

Kayıp Eşya

A+ A-

Hastanenin bodrumunda, ziyaretçilerin yolunu hiç bilmediği dar bir oda vardı. Kapısında, sararmış bir kâğıda iki kelime yazılıydı: Kayıp Eşya.

İçeride şemsiyeler, tek eldivenler, gözlükler, anahtarlar ve sahiplerine dönememiş daha birçok şey dururdu. Her eşyanın yanına, bulunduğu gün küçük bir kâğıt iliştirilmişti. Bir çift kahverengi ayakkabı üç aydır raftaydı. Mavi bir çocuk beresi, kışı devirmişti.

En üst rafta ise siyah bir hırka duruyordu. Ne cebinde bir isim vardı ne de yakasında bir etiket. Yalnızca cebinden çıkıntı yapan eski bir otobüs bileti bulunuyordu. Kadın bileti daha önce de görmüştü. Her defasında çıkarıp tarihine bakmış, sonra yeniden cebine koymuştu. Bir gün, süresi dolan eşyaları ayırırken hırkayı eline aldı. Bilet yere düştü. Kadın eğilip aldı. Tarihe baktı. Sonra odanın köşesindeki kayıt defterini açtı. Sayfaları çevirdi ve aynı tarihi buldu. O gün hastaneye getirilenlerin arasında, adı yazılıp bir daha hiçbir kaydı tutulmayan biri vardı. Kadın defteri kapattı. Bileti hırkanın cebine koydu. Hırkayı yerine astı.

Ertesi sabah odaya girdiğinde önce ayakkabılara, sonra mavi bereden yana baktı. Sonra siyah hırkaya… Cebine uzandı, boştu. Kadın bir süre elini cebinde tuttu.

Ardından hırkayı askısından aldı, katladı ve kapının yanındaki sandalyenin üzerine bıraktı. Bir süre sonra odanın ışığını kapattı. Kapının altından koridora ince bir ışık sızıyordu. Kadın geri dönüp ışığı da söndürdü. İçeride, sandalyenin üzerinde siyah hırka kaldı.

Cebinde ise bir otobüs biletinin izi…

16-09-2026