YÖRÜNGE

YÖRÜNGE

A+ A-

Bugün bir insanın neden başkasının etrafında dönmeye bu kadar meyilli olduğunu konuşmak istiyorum; fark ettim ki çoğumuz birini sevmekten çok, onun etrafında dönmeye alışıyoruz, yörüngeye girmek kolaydır, birinin bakışı, ilgisi, mesafesi, belirsizliği… Hepsi küçük bir çekim alanı yaratır, ve biz çoğu zaman bunun adına aşk deriz ama bazen yaşadığımız şey aşk değil; merkez kaybıdır,

İnsan görünür olmak ister, ki bu çok temel bir ihtiyaçtır, çocukken ebeveynimizin gözlerinde aradığımız o onay, büyüdüğümüzde başka gözlere taşınır, birinin bizi seçmesi, istemesi, merak etmesi… Sadece romantik jestler değil, varoluşsal sinyallerdir, “seni görüyorum” demenin başka bir biçimidir, fakat tam da burada ince bir kırılma başlar; görülme ihtiyacı, değer ihtiyacına dönüşür ve biz fark etmeden değerimizi başkasının ilgisine bağlamaya başlarız,

Kadın-erkek ilişkilerinde en sık karıştırılan şey gerilimle tutkudur, belirsizlik varsa kalp daha hızlı atar, netlik varsa tempo düşer, çoğumuz o hızlı atışı gerçek bağ sanırız, oysa adrenalin ile huzur aynı şey değildir, gerilim bağımlılık yaratır; huzur güven yaratır, ama güven sessizdir, gürültü yapmaz, bu yüzden çoğu zaman heyecan verici gelmez, stabil ve klasiktir,

Modern ilişkilerde insanlar birbirlerini tanımaktan çok, birbirlerinin üzerindeki etkilerini ölçüyor,“beni ne kadar düşünüyor?”, “ne kadar öncelik veriyor?”, “ne kadar çaba gösteriyor?” Bu soruların kendisi bile bir güç dengesine işaret ediyor ve sanki görünmez bir satranç tahtasında hamle yapıyoruz, kim daha az belli ederse kazanır misali, fakat ilişkide kazanan olmaz; ya iki kişi birlikte büyür ya da iki taraf da yavaş yavaş yorulur,

Çok klasik bir hikâye düşünelim, bir kadın var; hayatında biri var ama tam anlamıyla yok, ne net bir yakınlık var ne de kesin bir uzaklık, kadın gündelik hayatına devam edip iİşe gidiyor, arkadaşlarıyla kahve içiyor, akşam eve dönüp mutfağı toparlıyor, hayat normal akıyor, ama zihninin bir köşesinde sürekli o kişi var, “şimdi ne düşünüyor?”, “benimle ilgili planı ne?”, “bir adım gelecek mi?” Fiziksel olarak hayatının merkezinde değil belki ama zihinsel olarak tam ortasında, işte yörünge tam olarak bu, birinin fiziksel varlığından çok, zihinsel etkisinin çevresinde dönmek.. itiraf edeyim, korkunç iğrenç hissettiren bir duygu,

Sonra bir gün kadın farkındalık yaşıyor, öylece belki mandalina soyarken, kafası bomboşken; hayatındaki o kişi aslında sandığı kadar büyük bir yer kaplamıyor, ama onunla ilgili düşünceler, ihtimaller, analizler dev bir alan işgal ediyor, gerçek olanla hayal edilen arasındaki fark büyüdükçe, kadının içindeki yorgunluk artıyor, çünkü insanı yoran şey çoğu zaman yaşanan değil, zihinde tekrar tekrar kurulan senaryolar ve biz bunu çoğu zaman geç fark ediyoruz, hayır, bu aslında çok doğal,

İlişkilerde birinin sana gösterdiği ilgi, senin değerinin değil, onun kapasitesinin göstergesiyken kimisi derin bağ kurar kimisi de yüzeyde kalır, kimisi risk alır, kimisi güvenli mesafede durur, senin yeterliliğin, onun cesaretiyle ölçülemez, fakat biz çoğu zaman tam tersini yaparız, biri geri durduğunda kendimizi sorgularız, biri ilgisini azalttığında eksik olduğumuzu sanırız, halbuki belki de asıl mesele, kendi merkezimizden ne kadar kolay çıktığımızdır, birinin varlığıyla yükselip yokluğuyla düşüyorsak, kontrol çoktan dışarıya devredilmiş demektir ve insanın en büyük yanılgısı, bu devri romantik bir fedakârlık gibi görmesidir, “çok sevdim” deriz ya hani, bazen olan şey sevmek değil; tutunmaktır,

Kadın-erkek dinamiklerinde bir diğer sorunu; seçilmekle tamamlanmak arasındaki yanlış bağlantı olarak görüyorum, küçük yaşlardan itibaren “birini bulunca hayatın oturacak” fikriyle büyütülürüz ama hayat, biri gelince başlamaz, hayat zaten olur, akarken olur, eksikken de olur, doluyken de olur, birinin gelişi hayatı renklendirebilir ama temeli inşa etmez, temel, insanın kendi merkezinde durabilme becerisidir,

Tamam kabul, hepimiz birileri tarafından arzu edilmek, tercih edilmek, öncelik olmak isteriz ama seçilme arzusunu kimliğin merkezine koyduğumuz anda, yön duygumuzu kaybederiz, bunun nedeni  de artık pusulamızın dışarıda olmasıdır, birinin ilgisi artınca kuzeye, azalınca güneye savrulursun, halbuki yetişkinlik biraz da ilgiye sevinmek ama onunla tanımlanmamaktır,

Yörüngeden çıkmak da cesaret ister, alıştığımız çekim alanından ayrılmak, bir süre boşlukta kalmakla eş değer sayılır insan bu boşluktan korksada o boşluğun aslında yeniden merkezine dönme alanı, bir hatırlatma bildirisi olduğunu geç de olsa fark eder, sonunda arada kim olduğunu, ne istediğini, neye tahammül edip neye etmeyeceğini daha net görürsün, bir gün biri hayatına girdiğinde, artık onun etrafında dönmez, yanında yürürsün,

Seni gerçekten isteyen biri, seni kendi yörüngesine hapsetmeye çalışmak yerine senin merkezine saygı duyar, nettir ve sana bir alan tanır, ne de olsa gerçek niyet saklanma ihtiyacı duymaz, eğer sürekli bir güç savaşı, bir geri çekilme, bir ölçüm varsa; orada ya korku vardır ya da yetersiz cesaret, ve belki de büyümek, “ben merkezin dışına çıkmayacağım,” diyebilmektir, sevebilir, isteyebilir ve heyecanlanabilirim ama bu kendimi kaybedeceğim anlamına da gelmez; en büyük çekim, insanın kendi eksenindeki sağlam duruşudur, esas soru şu; sen nasıl bir duruştasın?

Sonrası hayal kırıklığı ve muz kabuğu bile olsa insan insanı anlar, kendinden tanır, yörüngede kalmak kolayken merkez bolca emek ister fakat merkezde duran biri için ilişkiler savaş alanı değil, buluşma alanıdır, gerçek bağ ise ancak iki insan kendi merkezini koruyabildiğinde mümkün olur,

Montaigne, Denemeler kitabında şöyle der; ‘Bir amaca bağlanmayan ruh yolunu kaybeder, çünkü her yerde olmak; hiçbir yerde olmamaktır, o halde bir diğer sorum şu; sen kendi ekseninde yolunu kaybetmeden durabiliyor musun?

24-02-2026
Rüya Ülay

Rüya Ülay

Edebiyat

5 Aralık 2003 yılında İstanbul’da doğdu, 2021 yılında Avcılar Saide Zorlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Dış Ticaret okudu ardından Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi bölümüne giriş yaptı, tarihi ve sanatı eleştirel yönüyle ele almayı seviyor, düşüncelerini saklamıyor, sadece cümleye dönüştürmek için bekletiyor, hayvanları ve kahverengiyi seviyor.

ulayruya@gmail.com