Kapan
Kimsenin “yapamaz” dediği noktaya geldiniz mi hiç? Yalnızlığın pençesindeyken tek koruyucunuz masumiyetiniz oldu mu? İnsanların içinize ektikleri öfkeyi büyütüp her yanınızı sarmalamasına izin verdiniz mi?
Kimsesizlik, bana kalırsa, en çok da yalnızlığın verdiği korku kapanıdır. Kuran sizsiniz, avlanan da siz. Kimsenin sizi anlamak ve keşfetmek için uğraşmadığı, sevginin bile oluşuncaya kadar gösterdiği hafif bir hayal perdesidir bu.
İnsanlar artık birbirlerini sadece belli bir kademeye kadar tanımak istiyor. Gerisi safi yük. İnsanların dilinde ise “Kusura bakma, düşünemedim.” gibi basitleştirilmiş sözler, küçük bıçak sıyrıkları hâlinde ruha işliyor.
Şu an ölmeye karar verseniz ve bunun için bir girişimde bulunsanız bile, bu durum insanların aklında ancak bir cenaze namazı kadar kalır. Oysa zamana yaydığınız kendinize olan nefret, sadece sizi tüketirken etraftakiler bundan kendi hayatlarına pay çıkarır ya da siz, onların hayatlarına devam ederken hatırladıkları bir anıdan ibaret olursunuz.
Hayatın bir şekli yoktur. Aksine, siz bir şekle girmeye çalıştıkça sizi bozar ve yıpratır. Yaşamak için biraz değişken olmayı bilmek gerekir.
Dürüstlüğün kullanıldığı, yalancılığın yalancılar tarafından cezalandırıldığı; güç diye atfedilen, ne olduğu her an değişen ve ancak ona sahipseniz hükmünüzün geçtiği şeydir düzen.
Biz deniz acizleri, kelimelerin sihrine inananlar değiliz. Biz, başka yolu olmadan sessizce ses çıkarmayı umanlarız. Gerçeğin farkında olup çoğu zaman yazmaya korkan, sakınan, kelime oyunları yapan; hayatta bol bol gülüp sonrasında için için buraya gelip gözyaşı dökenleriz.
Aslında her çeşit insan iki yüzlülüğün bir temsiliyken, biz neden kendimizi iyi olan kesim olarak adlandıralım ki? Yok, yok; zaten öyle değil.
Bizler, kendini düşünmekten aciz; başkalarını düşünerek değer kazanacağını sanan, hayata öfkeli ve kinli bir savaş açan; yalnızlığına kimseyi sokmadan kurduğu dünyadan çıkmak istemeyen eksik çocuklarız.
Evet, bütün mesele hâlâ çocuk olmakta. Belki de soruların cevabı, gerçek yetişkinler var olduğunda; büyümek zorunda kalmış herkes gerçekten nefes aldığında ortaya çıkar.