Öfkeme Mağlup

Öfkeme Mağlup

A+ A-

Hiç bana ait olmadığını düşündüğüm ama canımdan çok sahiplendiğim varlığımın en iddialı parçası öfke olmalı. Peki bir kişinin öfkesi ne kadar etkili ve derin olabilir? Bu öfkenin temeli nereye dayanır? Korku, yaşamın en sağlam yapı taşlarından biri olarak kabul edilse de öfke bu sıralamaya girmeden dışlanan bir varlık gibidir çoğunlukla. Nerede aramalı insan bunun cevabını? Her şeyin dayandığı gibi en başa gitmek gerek, belki de çocukluğa; ilk nerede atıldıysa bu temel, oraya.

Ya sizin hatırladığınız ilk öfkeniz, size mi aitti yoksa öğrenilmiş bir çaresizlik miydi?

Benim ilk öfkem, sahip olamadıklarım ve hiçbir zaman sahip olamayacaklarımı çok erken yaşta fark etmekti büyük ihtimalle. Peki insan, hiç sahip olamadıklarının yokluğunu bu kadar derinden hissedip öfkeye çevirebilir mi?

Eğer hayatınızın bir bölümünde öfkeden başka bir dil bilmeyen insanlara maruz kalmışsanız, sizi ileride ele geçirecek tek duygu onun ta kendisidir. Ruhunuzda kuluçkaya yatar böyle şeyler ve genelde öfke, çaresiz insanların nefret ve sinirle birleştirip karşısındakini pasif hâle getirme çabasıdır. Bu çok yanıltıcı bir gözlem de olabilir; bazısı çaresizlikten bu duyguyu yaşatır, içindeki her şey tükenirken bunu koruyamamış insanlardır bunlar. Belki de öfkeyle kırıp geçirdiğiniz herkes, tutulmamış yasın gün yüzüne çıkmasıdır.

Günün sonunda yas tutacak biri ne de kendiniz kalırsınız. Yitirilmiş bir hayat ve geriye bir çocuk bıraktıysanız, mirasınızı taşıyan saatli bir bomba… Yıllarca, günlerce ne olduğunu anlamadan yaşarken, mirasınızı size merak ve aşkla bakan çocuğunuzun gözlerinde fark edersiniz; her şey için çok geçtir. Ne uyarı yapabilecek kadar cesur ne de kabul edebilecek kadar erdemli olmamanızın bedelini o ödemeye başlar. Yüreğine bıraktığınız öfkeden daha tehlikeli bir şeydir hiç var olamamış ve var olamayacakların kederi.

İşte ilk öfke böyle atılır. Ya sizin ilk öfkeniz?

23-02-2026
Meryem Toman

Meryem Toman

Edebiyat

Meryem Toman, sanatın ve edebiyatın kesişiminde üretim yapan bir isim. Sanat yolculuğu Edirne’de, Hasan Rıza Güzel Sanatlar Lisesi’nde başladı. Ardından Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi bölümünde aldığı akademik birikimi, resim, heykel ve seramik çalışmalarına yansıtırken; yazın alanında da güçlü bir ifade dili geliştirdi.

Kendini bildiğinden beri yazan Toman, yazının köklerini gelenekselliğinde bulduğunu, el yazısının ise yaşanmışlığın en samimi tanığı olduğuna inanan bir yazar. Onun dünyasında kelimeler ve renkler aynı kaynaktan beslenir. Bir heykeldeki kıvrım ya da bir resimdeki ton nasıl duygu taşıyorsa, kaleminden çıkan her cümle de benzer bir yoğunlukla okura ulaşır. Yazılarında kimi zaman şiirsel bir dokunuş, kimi zaman derinlikli bir sorgulama vardır.

Toman için yazmak da sanat kadar bir üretim biçimidir: Hayatı anlamlandırmak, sorulara yeni pencereler açmak ve insanı kendi iç yolculuğuna davet etmek. Blogunda yayımladığı metinlerle, hem kişisel bir anlatıyı hem de evrensel bir dil arayışını bir arada sürdürmektedir.

Genç kuşağın dikkat çeken sanatçı-yazarlarından biri olan Meryem Toman, disiplinler arası yaklaşımıyla sanat ve edebiyat arasında köprüler kurarak üretmeye devam ediyor.

meryem4088@gmail.com

@meryem_toman