Yanardöner Ölür Dans

Yanardöner Ölür Dans

A+ A-

           Bir melodi kuşatır içimi.  Merdivenin ilk basamağı gibidir.  Yere kırmızı halısını sermiştir.  Ayaklarımı davet eder.

            Ayağımda başlayan yolculuk, yükselir, bedenimi sarmalar, zihnime fışkırır, ruhumu geçirir ele. Nabzım ritimlerle atar. Gözlerimde aydınlığa dönüşür.

            Tekrarlarım, tekrarlarım, tekrarlarım dansımı. Kesintisiz akarcasına. Her tekrar,  merdivenin bir basamağına daha çıkarır.  Kendi zirveme çıkmak için,  inatla, döner döner, birer birer, ölür ölür, dirilir, tekrarlarım. Vuruşurum kendimle. Kendimle vuruşmak aslım. Döner döner ve tekrarlarım.

            Zirvede konuşan, bağımsızlığını ilan eden, bedenimdir. O zirve dans ettiğim alanda çarpıştığım gözlerdir. O dans dünyaya bıraktığım bebeğimdir. Bebek bedenimde ayrılır, o bebeğe yeniden kavuşurum.  Onu doğurmuşumdur. Dansım benden kopmuş, çıkmıştır yoluna, yolculuğuna.

          O dans, mekanla vücut bulur. Dans benden doğup bulmuştur hayatı. İçimden çıkmıştır. Başkalarının olmuştur artık.

            Onların eline geçmiş;  onların gözüne, gönlüne, hükmüne girmiştir.

            Yarattığım, doğurduğum, bıraktığım, aydınlattığım ve kaybettiğim danstır. Benimle gelir. Benden gider.

            Dans bedenimi bulduğunda, gözlerim tempoyla, gururla çevreyi seçer. İzleyicinin ışığını, karartısını emer. Her figürle yanar ve sönerim. Kül de olurum, alev de.

            Bazen yarışmacı olur, her saniyenin hakem parametresine çıktığı performansta acıtırım bedenimi, üflerim nefesimi…

           Bazen 1920’lerin Amerika’sına, Jazz Cağı’ na giderim. Flapper kızı olur, meydan okurum Charleston’ la...

           Bir balo salonunda bulurum kendimi, efil efil uçuşurum, valsin akışında uzanırım uzak hayallere…

           Çantamı bıraktığım tahtanın üstünde, arkama aldığım tarihi yapıyla yarışırım bazen de. Dansla  doğaçlama buluşurum.  Müzik mekanla dolar;  aynı mekanla çatışır…

           Unutulmuş basket sahası, agresif bir müzik için davet eder siyah gömleğimi.  Deri şortum, sert savurduğum kızıl dalgalarım hayat verir küskün sahaya.  Bas yankılanır, aşınmış zeminde.  Gri bulut akar fonda.

             Uzar gider, bu heyelanlı yolculuk. Yükselir, düşer, tarih tarih, iklim iklim gezer ruh odalarında.

            Hükmederim, dans ederken. Meydan okurum. Ağırlığımı daha sağlam aktarır, büstümü daha çok açar, bastırırım omuzlarımı. “Daha çok benim!” derim.

              Dans olurum. Hayat bulurum. Önce kazanır, sonra kaybederim. Önce yaşarım. Sonra ölürüm.

 

         

 

 

 

 

 

31-08-2026
Sevinç Taşkıran

Sevinç Taşkıran

Dans Koçu, Koreograf

1982 Ankara doğumlu. İlköğretim, lise, üniversite ve yüksek lisansını Ankara’ da tamamladı.  Dans sporu branşına yarışmalar ile başladı. Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde yarıştı ve sahne gösterilerinde yer aldı. Türkiye Dans Sporları Federasyonu bünyesinde antrenör, performer ve koreograf. Yüksek lisansını yapmış olduğu kariyer danışmanlığı alanı ile resmi /özel kurumlarda öğrencilerine dans koçluğu yapmakta ve sahne çalışmalarını sürdürmekte.  Kişisel marka, stil, imaj yönetimi üzerine eğitimlerine devam etmekte.

sevinctaskiran0@gmail.com

@danskocusevinc